“Zirvede kalıcı olmak, zirveye çıkmaktan daha zordur”

Günhan Ulusoy: “Ülkemizin dünya un ihracatçısı ülkeler arasındaki yerine baktığımızda manzara gayet hoş. Ancak bilindiği gibi zirvede kalıcı olmak, zirveye çıkmaktan daha zordur. Bu durumu göz önüne aldığımızda, bizim dikkate almamız gereken en önemli unsur, ihracatın gerektirdiği tüm donanımlar konusunda çağa ayak uydurmak ve küresel ticaret kuramlarını en iyi şekilde kavrayıp, yeni trendleri yakından takip etmektir.”

 

Dünya un ticaretinde son on yılda önemli bir mesafe kaydeden ve dünyanın en büyük un ihracatçısında dönüşen Türkiye un sanayi, kendi içinde de ciddi bir rekabet halinde. Çünkü Türkiye un sanayinde 20 milyon tona yakın bir atıl kapasite söz konusu. Bu durum da haliyle firmaları agresif bir rekabete zorluyor. Karadeniz Un Sanayicileri Derneği Başkanı ve Ulusoy Un CEO’su Günhan Ulusoy, uluslararası ticaretin bu atıl kapasite sorununu bir nebze de olsa rahatlatacağını ancak asıl çözümün konsolidasyon ve açılacak yeni fabrikalarla ilgili getirilecek yasal sınırlamalar olacağını belirtiyor.

 

Türkiye un sanayindeki atıl kapasite sorunu ve uluslararası un ticaretiyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Ulusoy, Türkiye’nin dünya un ticaretinde ilk sırada yer aldığını ancak asıl önemli olanın bu noktada kalmayı başaracak yapıyı oluşturmak olduğunu ifade ediyor.

 

Sayın Ulusoy, öncelikle Türkiye’deki un üretim kapasitesi ve tüketim miktarları hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

Bugün Türk aile sofrasının olmazsa olmazı olan ekmeğin hammaddesi unun üretildiği fabrikaların toplam üretim kapasitesi, yaklaşık 40 milyon tondur. Buna karşın Türkiye’de yılda tüketilen un miktarı 15 milyon ton, dünya birincisi olduğumuz un ihracatı miktarımız 2 milyon tondur. Yani üretim kapasitemiz ve tüketim miktarı arasındaki fark 23 milyon tondur.

 

Sizin de dikkat çektiğiniz gibi Türkiye un sanayinde önemli bir atıl kapasite söz konusu. Bu atıl kapasitenin nedenleri ve sonuçları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Hepimizin bildiği gibi ülkemizde un üretimi sektöründe faaliyet gösteren sanayi kuruluşları olarak bizler, büyük bir rekabet içindeyiz. Mevcut un fabrika sayısının ihtiyaç duyulandan fazla olmasının yanı sıra, günümüzde isteyen herkes istediği yerde un fabrikası kurma olanağına sahiptir. Bu durum, ürettiği una uygun fiyatta alıcı bulma sıkıntısı çeken mevcut sanayicinin, rekabet şartlarını daha da zorlaştırmakta ve onu içinden çıkılması imkansız bir durumla karşı karşıya bırakmaktadır. Hali hazırda kurulu un fabrikalarının üretim hacminin 40 milyon ton olduğunu düşünürsek, ülkemizde tüketilen ve ihraç edilen un miktarının maksimum 20 milyon ton olduğunu da hesaba katarsak, atıl kapasitenin kullanılan kapasite kadar, yani 20 milyon ton olduğunu görebiliriz.

 

Türkiye un sanayindeki atıl kapasite sorunu sizce nasıl çözülebilir? Bu konudaki çalışmalarınız ve tavsiyeleriniz nelerdir?

Açıkçası hali hazırda bulunan, öyle veya böyle faaliyet gösteren bir işletmeciye, kimse ‘sen burayı kapat’ diyemez. Bunun sebebi de bu fabrikanın hiçbir engel veya kotaya tabi tutulmadan kurulmasına izin verilmiş olmasıdır. Aslında atıl kapasite sorununun temelinde de bu kavram yatmaktadır. Bir bölge belirlemeksizin veya iki fabrika arasındaki mesafe durumu gözetilmeksizin faaliyet izni verilebiliyor. Buna bir kısıtlama getirebilirsek, hepimizin ortak sorunu olan atıl kapasite meselesine, belki bir nebze dur diyebiliriz diye düşünüyorum.

 

Uluslararası pazarlama (ihracat) bu sorunun çözümüne ne kadar katkı sağlayabilir?

Türkiye un ihracatında son 10 yılda büyük ilerleme kaydetmiş bir ülkedir. Un ihracatçısı ülkeler sıralamasında 11. sırada yer alırken, bugün bu alanda dünya birincisi olmuştur. İhracatımızın artması, ülke ekonomisine yapacağı katkının yanı sıra atıl kapasite sorunumuzu da belli ölçüde azaltabilir. Bu, hem biz un sanayicileri hem de bu ülkede yaşayan tüm vatandaşlarımız için olumlu bir durumdur. Ancak atıl kapasite sorununun çözümü için ihracat tek başına yeterli değildir. Çünkü dünyadaki un ticareti 13 milyon ton seviyesindedir. Türkiye olarak bunun hepsini üretsek bile yine de kapasitemizi dolduramıyoruz. Atıl kapasitenin erimesi için konsolidasyon şarttır.

 

Türkiye un sanayinde yer alan firmaların uluslararası pazarlama faaliyetlerini ve ihracat miktarlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Firmaların uluslararası pazarlamadaki eksiklikleri, hataları nelerdir? Un üreticileri ihracat yaparken veya ihracat için yeni pazarlar ararken nelere dikkat etmeli?

Aslında ülkemizin dünya un ihracatçı ülkeler arasındaki yerine baktığımızda manzara gayet hoş. Ancak bilindiği gibi zirvede kalıcı olmak, zirveye çıkmaktan daha zordur. Bu durumu göz önüne aldığımızda, bizim dikkate olmamız gereken en önemli unsur, ihracatın gerektirdiği tüm donanımlar konusunda çağa ayak uydurmak ve küresel ticaret kuramlarını en iyi şekilde kavrayıp, yeni trendleri yakından takip etmektir.

 

Pazarlamasını yapacağınız ürününüzü iyi tanımak, ihracat yapacağınız ülkenin ihtiyaçlarını en güzel şekilde belirlemek ve koyduğunuz hedeflere ulaşmak adına, cebinizde her zaman bir B planı bulundurmak biz ihracatçılara yardımcı olacak en temel unsurlardır.

 

Son yıllarda bazı Asya ülkelerindeki yeni düzenlemeler ve Ortadoğu ülkelerindeki siyasi sorunlar, Türkiye un üreticilerini ve ihracatçılarını nasıl etkiledi? Bu pazarlardaki kayıplar nasıl telafi edilebilir?

Takdir edersiniz ki un ihracatı gerçekleştirdiğimiz Güney ve Güney Doğu Asya ülkeleri bizim için çok önemli bir pazar. Bu ülkelerin ithalat kural ve koşullarında ortaya çıkan en ufak değişiklikler bizleri doğrudan etkiliyor. İthalata konulan kota veya vergiler, ticareti etkileyecek derecedeki ülke içi karışıklıklar ya da ticaret yapan iki ülke arasındaki sorunlar doğal olarak alıcı ve satıcıya engel teşkil edebiliyor. Endonezya’da uygulanan vergi, Suriye’deki durumun belirsizliği bu ülkelere yapmakta olduğumuz ihracatları oldukça etkiledi. Bu durumun meydana getirdiği olumsuzlukları gidermek adına girişimlerimiz sürüyor. İhracatçı birliklerimiz devletimiz ile işbirliği içerisinde, sorun olan ülkelerdeki engellerin kaldırılması için canla başla mücadele ediyorlar. Biz de Un Sanayicileri Federasyonu olarak bu çalışmalara destek oluyoruz. Yeni pazar araştırmaları ve mevcut pazarlarda yeni bağlantılar kurarak zararımızı bir nebze de olsa karşılamaya çalışıyoruz.

 

Türkiye un sanayinin uluslararası pazardaki rekabet gücünü arttırmak için neler yapılabilir?

Az önce de bahsettiğim gibi zirvede kalıcı olmak zordur. İhracat birkaç temel unsurdan meydana gelir. Hammaddeyi alır, işler ve satarsınız. Fakat bu iş bu kadar basit değil. Örneğin Uzakdoğu’ya un ihraç edeceksiniz. Müşteri kalitenin yanında fiyata da önem veriyor doğal olarak. Ancak ürünü göndereceğiniz yer dünyanın öbür ucu diyebiliriz ve hemen güneyinde Avustralya bulunuyor. Navlun nispeten daha ucuz. Fiyatın düşük olması müşterinin dikkatini çekiyor haliyle. Ama bizim de kaliteden yana avantajımız var. Bu durumda önemli olan uygun navlunu yakalayıp, alıcının ihtiyaçları doğrultusunda hizmet sunmaktır. Tabi devletimizin de ülke ihracatını arttırmak adına çalışmaları var, bizim de bu çalışmalara ihtiyacımız var. Türkiye un ihracatında daima en üstte yer alacaktır, buna inancımız tam.

Bir önceki yazımız olan Yem sektörünün önündeki engel: “HAMMADDE İTHALATI” başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Tunus’un en büyük üçüncü irmik üreticisi: GMC SARL

Slim BOULABIAR, GMC SARL: “Biz, GMC olarak yerel pazarda durum buğdayının öğütülmesinde şu anda üçüncü sırada yer …