‘Yüksek katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artırıyoruz’

İsmail Kunduracı, Selis Makina Yönetim Kurulu Başkanı: “Türkiye, hububat işleme sektöründe ihracat açısından dünyada Çin’den sonra ikinci sırada. Rakamlar bunu gösteriyor. Bu güzel bir şey. Fakat diğer taraftan ton başına elde edilen katma değere baktığımızda Çin’in her ne kadar üzerinde olsak da Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kalıyoruz. Üretmiş olduğumuz ürünlerin katma değeri çok yüksek gözükmüyor. Bunu başarmak için Ar-Ge yapmak ve yüksek teknolojiye geçmek gerekiyor. Selis olarak biz, bu doğrultuda hareket ediyoruz.”

Röportaj: Namık Kemal Parlak
Selis Makina, değirmencilik sektöründe inovasyon, ileri teknoloji ve sürdürülebilirlik denilince akla ilk gelen firmalardan. Yarım asrı aşkın bir süredir Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde tesisleri kurup teknolojik makine ve ekipman ihracatı yapan firma, Ar-Ge yatırımları sayesinde geliştirdiği inovatif çözümleri ile sektörün öncü firmaları arasında yerini almış bir kuruluş. Çok sayıda patente imza atarak sektörün teknolojik gelişimine katkıda bulunan Selis’in bu başarılı çalışmaları yıllardır çeşitli ödüllerle taçlandırılıyor. Selis son olarak, 12 Haziran tarihinde Almanya’nın Köln şehrinde DAPS sistemi ile ‘Teknoloji Geliştirme Dalı’nda Grapas İnavasvon Ödülü’ne layık görüldü.

Değirmenci Dergisi olarak sektörün duayen isimlerinden Selis Makina Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kunduracı ile şirketin bu başarılı çizgisinin arkasında yatan ilkeleri ve hububat işleme endüstrinin geleceğini konuştuk. Sektörde yurt içi ve yurt dışında ciddi bir rekabetin bulunduğuna dikkat çeken Kunduracı, konusunda özellikle iki noktaya dikkat çekiyor: İlki kaliteli, ikincisi de katma değeri yüksek ürünler geliştirmek. İsmail Bey, bunu başarmak için yol haritasını da “Ar-Ge yapmak ve yüksek teknolojiye geçmek” olarak özetliyor. Kunduracı, “Kalitesiz mal üreten herhangi bir firmanın işini devam ettirebilmesi ve sürdürülebilir olması kesinlikle mümkün değil. Kalite ile birlikte yüksek teknoloji odaklı, Ar-Ge odaklı yeni nesil ürünlerle dünya ticaretinde rekabet edilebilir. Selis olarak biz de bunu ön plana koyuyoruz.” şeklinde konuşuyor.

İşte Selis Makina Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kunduracı’nın Değirmenci Dergisi’ne değerlendirmeleri:

İsmail Bey, Selis Makina değirmen makineleri sektörünün köklü ve güçlü firmalarından biri. Bize Selis’in sektörün önde gelen firmalarından biri haline nasıl geldiğini ve şirketin bu endüstrideki yerini anlatır mısınız?
Selis Makina bir aile şirketidir. Yükseliş ve Selis olarak iki şirket var. Bu sene, firma kuruluşu olarak 55. yılımız. 55 yıldan bu yana sektörde belli aşamalardan geçip bugüne geldik. Hububat işleme teknolojileri konusunda ciddi bir altyapımız var. Yurt içinde ve yurt dışında köklü birçok firmanın rekabet ettiği bu sektörde saygın, sağlam ve güvenilir bir konumumuz var. Sektörün en dinamik ve yenilikçi firmasıyız.

Selis olarak biz, değirmencilik sektörünün üretim açısından butik olduğunu düşünerek hareket ediyoruz. En yüksek kaliteli ekipman, malzeme ve iş gücü kullanarak verimliliği ve müşteri memnuniyetini hep en üstte tutmaya çalışıyoruz. En önemli hedefimiz ihracat. Yıllar içerisinde değişmesine karşılık ortalama olarak ürünlerimizin yüzde 80’nini ihraç ediyoruz.

Selis, teknoloji üreten, geliştiren bir firma. Bize bu noktadaki Ar-Ge çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Biliyorsunuz bu sektör son kullanıcıya hitap eden bir sektör değil. Yatırım malı üretiyoruz. Bununla birlikte tüm dünyada teknoloji gelişiyor. Aynı şekilde ülkemizde de bir takım gelişmeler oluyor. Ülke ve firma olarak bu gelişmelerin arkasında kalmıyoruz. Daha iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Teknoloji ve Ar-Ge odaklı üretimler yapmamız gerekiyor. Biz her zaman Ar-Ge’yi ve teknolojiyi hedef alan bir firma olduk. Uzun yıllardır Ar-Ge konusunda kendi bünyemizde çalışmalar yapmaktayız. Sinai ve fikrî mülkiyetle ilgili sürekli çalışmalar yapıyoruz. Çeşitli patentlerimiz mevcut. Bu konuda çalışmalarımız hep sürüyor. Sektörümüzün de ancak şekilde gelişebileceğini düşünüyoruz. Ancak diğer sektörlerde olduğu gibi sektörümüzde de haksız rekabetin olduğunu görüyoruz. Maalesef yurt içinde ve dışında dönem dönem haksız rekabet oluşuyor.

Üretiminizin büyük bir bölümünü ihraç ediyorsunuz. Selis’in bu konuda odaklandığı ve güçlü olduğu yerler hakkında bilgi verir misiniz?
Dünyanın birçok ülkesinde tesis kuran bir firmayız. Ancak bazı ülkelere ve bölgelere daha fazla ihraç yapıyoruz. Bunların başında Ortadoğu ve Kuzey Afrika geliyor. Aynı şekilde Güney Afrika, Balkanlar, Avrupa, Rusya, Türki cumhuriyetler de önemli pazarlarımız arasında. ülkeleri ile de iş yapıyoruz. Her pazarın kendisine göre zorluğu ve avantajları var. Çok dağınık bölgelere parça parça iş yapmak yerine, bazı ülkelere yoğunlaşıp oralarda iş yapmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz.

Farklı uluslararası ekonomik projeksiyonlara baktığımızda, bunların hepsinde Afrika ve Güneydoğu Asya, nüfusun ve gelirin artacağı, gıda tüketim alışkanlıklarının da değişmekte olduğu bölgeler olarak öne çıkıyor. Bu bölgelere dönük çalışmalarınız var mı?
Tabii ki var. Bu bölgeler üzerinde çalışıyoruz. Sektör olarak üretimimizde şöyle bir avantajımız var: Gıda üretiminde kullanılan makineler imal ediyoruz. Gıda, tüm dünyadaki insanlar için en temel gereksinim ve dünya nüfusu artmaya devam ediyor. BM’nin tahminlerine göre dünya nüfusu 2050’de 10 milyara ulaşacak. Bu kadar insanı beslemek için rekor düzeyde gıda üretimi gerekecek. Dolayısıyla hububat işleme teknolojilerine duyulan ihtiyaç devam edecek. Bu, bizler için avantaj gibi duruyor. Ancak bu sektörde hem ülkemizde hem de yurt dışında ciddi bir rekabetin olduğunu da hatırlatmak gerekiyor.

Tahıl işleme sektörüne baktığınızda nasıl bir küresel tablo görüyorsunuz? Türkiye’nin bu küresel tablodaki yeri konusundaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Türkiye, hububat işleme sektöründe ihracat açısından dünyada Çin’den sonra ikinci sırada. Rakamlar bunu gösteriyor. Bu güzel bir şey. Fakat diğer taraftan ton başına elde edilen katma değere baktığımızda Çin’in her ne kadar üzerinde olsak da Avrupa ülkelerinin çok gerisinde kalıyoruz. Üretmiş olduğumuz ürünlerin katma değeri çok yüksek gözükmüyor.

Peki bunu artırmak için sizce neler yapılmalı?
Bunun için Ar-Ge yapmak ve yüksek teknolojiye geçmek gerekiyor. Bu doğrultu da belli çalışmaların yapılması gerekiyor. Maalesef bu sektörde ülkemiz açısından yaygınlaşan olumsuz bir algı var. Çin nasıl dünya pazarlarında taklit ürünlerle anılıyorsa, Türkiye de bu şekilde anılmaya başlandı. Maalesef bu konuda stratejimizi değiştirmemiz lazım. Meslektaşlarımızın birçoğunun bunu yapması gerekiyor. Bunun temelinde de eğitim yatıyor. Markalaşmak gerekiyor ama markalaşma denilen şey hemen olmuyor. Bu bir kültür ve eğitim meselesidir. Ülke olarak bu değişiklikleri sağlarsak, bu kültüre ulaştığımızda Türkiye’nin önündeki hedefleri tutturması daha kolay olabilir.

Şirket olarak biz, bu doğrultuda hareket ediyoruz. Şirket içi eğitimlerimize, üretim sistemimize bu yaklaşım hakim. Hangi sektörde olursa olsun artık veriyi yakalayıp yorumlayabilen firmalar ayakta kalacak. Bunu yapamayanlar ise yok olacak.

Türkiye’de bu sektörde birçok şirket faaliyet gösteriyor. Ancak bu şirketlerin birçoğunun maliyetlerini çok iyi bildiklerine ve analiz ettiklerine inanmıyorum. Bunu görüyoruz. Olmayacak rakamlarla makine satılıyor. Bu şekilde firmaların ayakta kalabilmeleri mümkün değildir. Evet, ihracat önemli. İhracat yapalım. Sektörümüzün de üretim yapıp yurt dışına satmaktan başka bir şansı yok. Fakat eğer ihracatımız kârlı değilse, zararına yapıyorsak bunun hiçbir anlamı yok. Zararına yapılan satışlar varsa bu, sermayenin yurt dışına ihraç edilmesi anlamına gelir. Bu, sürdürülebilir bir durum değil. Bunun ne firmalara ne de ülkemize katkısı var.

Müşterileriniz sizden neler talep ediyor? Ne gibi beklentileri var?
Dünyanın çeşitli yerlerinden farklı müşteri profilleri var. Müşterilerin bir kısmı fiyat odaklı geliyor. Direk fiyat odaklı gelen müşterilerle bizim iş yapabilmemiz pek mümkün olmuyor. Bazı müşteriler ise tamamen kalite odaklı geliyor. Sadece ürünün değil satış sonrası hizmetin de kaliteli olmasını bekliyor. Biz firma olarak bu tip müşteri profiline odaklanıyoruz.

Sektörde yarım asrı geride bırakan Selis’i rakiplerinden farklı kılan unsurlar neler?
Kalitesiz mal üreten herhangi bir firmanın işini devam ettirebilmesi ve sürdürülebilir olması kesinlikle mümkün değil. Aslında tüm yatırımcılar kaliteyi istiyor. Ama bu kaliteyi ne kadar ucuza alacağına bakıyor. Fakat az önce belirttiğim gibi bazı müşteriler doğrudan kaliteyi istiyormuş gibi gözükmesine rağmen fiyat odaklı. Bunun çok örnekleri var. Bu mantıkla hareket edilerek kurulan fabrikaların pek çoğu artık çalışmıyor. Bu sefer ne oluyor? Ülkemizin adı kötüye çıkmaya başlıyor. Maalesef “Türk malı kalitesizdir” imajı yayılmaya başladı. Kalite olmazsa olmazdır. Kalite ile birlikte yüksek teknoloji odaklı, Ar-Ge odaklı yeni nesil ürünlerle dünya ticaretinde rekabet edilebilir. Fiyatta düşük, kiloda ağır ürünlerin ihracatı ile Türkiye’nin bir geleceği olamaz. Biz sanayicilerin de olamaz. Yüksek katma değerli ürünlerle ancak bu işler yapabilir. Ancak bu şekilde rekabetimizi daha rahat yapıp daha rahat kazanabiliriz. Aynı ürünleri yıllarca üreterek rekabet etmek mümkün değil. Pazara yeni ve inovatif ürünler sunarak farkındalık yaratmamızın bizi daha da ileriye taşıyacağını düşüncesindeyiz.

Kontrol edin

‘InfoTech güvenli tahıl depolama için komple çözüm sunuyor’

Ivan Boradjiev, Infotech Group: “Tahıl depolama işlemi ve teknolojilerinde derin bilgiye ve büyük deneyime sahibiz. Müşterilerimizin …