Un Fabrikalarında Tesis Yönetimi

“Amatör-geleneksel yönetim modeli, içine kapanık bir yönetim şeklidir ve bu modelle yönetilen şirketler genellikle çok dar bir bölgede faaliyetlerini sürdürebilmekte, büyük hedefler gözetememektedir. Üretimlerinde süreklilik olmadığı gibi standart da aranmaz. Bu bağlamda değirmencilikte kolay ve güvenilir yönetim şeklinin “profesyonel – kurumsal yönetim” şekli olduğu aşikardır.”

Muhammed ŞEVGİN
Fabrika Genel Müdürü
Şevsan Gıda San. Tic. A.Ş.
Tesis yönetimi nedir? Tesis yönetimi, alanında deneyimli uzman bir kadroyla birlikte üretimde istikrarı ve sürdürebilirliği sağlamaya yönelik olarak personelin, çalışma ortamının ve üretim teknolojisinin koordinasyonunu sağlamak; süreci en verimli biçimde yöneterek en uygun maliyetlerle, kalite kriterlerinden ödün vermeden, maksimum kapasiteyle üretim yapmaktır.

Amaç ise optimum şartlarda olduğu gibi olağanüstü durumlarda bile, üretimi kesintiye uğratmadan faaliyetleri sürmek ve böylece fabrikanın bulunduğu yörenin, yöre halkının, şirketin ve ülkemizin ekonomisine katkıda bulunmaktır.

Un fabrikalarında tesis yönetimi iki şekilde yapılabilir;

1. Kurumsal profesyonel yönetim modeli

2. Geçmişten alışılagelen amatör yönetim modeli

A. KURUMSAL PROFESYONEL YÖNETİM
Bu yönetim şekli olması gereken yönetim şeklidir. Bu sistemde Yönetim Kurulu Başkanı, Genel Müdür ve ilgili birim müdürlükleri oluşturularak sürecin takibi veri tabanından takip edilebilir. Bu sayede tüm proseslerde, bir üst birime ve onların üstü olan Genel Müdür ve Yönetim Kuruluna dijital ortamda veri aktarılacağından, süreç optimize edilmektedir. Birim Müdürleri otokontrol – otomasyon sistemi üzerinden verileri takip ettikleri için olası muhtemel sıkıntılar önceden tespit edilebilmekte ve ivedilikle çözüm yolları bulunarak problemler ortadan kaldırılmakta, üretimin sürekliliği sağlanmaktadır.

B. GEÇMİŞTEN ALIŞILAGELMİŞ AMATÖR YÖNETİM ŞEKLİ
Bu yönetim şekline geleneksel model de diyebiliriz. Her şeyin işletme sahibinin ve aile mensuplarının yetkisinde olduğu bu model; tüm yönetimin, sevk ve organizasyonun genellikle bir odada, iki veya üç kişinin görüşleri doğrultusunda planlandığı, en kıdemli ya da en tecrübeli kişinin onayı doğrultusunda da sürecin yürütüldüğü bir yönetim şeklini temsil etmektedir.

Bu model içine kapanık bir yönetim şeklidir ve bu modelle yönetilen şirketler genellikle çok dar bir bölgede faaliyetlerini sürdürebilmekte, büyük hedefler gözetememektedir. Üretimlerinde süreklilik olmadığı gibi standart da aranmaz.

Bazı özel amaçlı spesifik ürünler üreten birkaç firma haricinde, bu yönetim modeli ile yönetilen tesisler zamanlarının önemli bir bölümünü sıkıntılar içinde geçirmektedirler. Bu bağlamda değirmencilikte kolay ve güvenilir yönetim şeklinin “profesyonel – kurumsal yönetim” şekli olduğu aşikardır.

Tesis yönteminde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri piyasa hareketleridir. Türkiye olarak ithalata bağlı olarak ihracat yapan bir ülke olmamız münasebeti ile uluslararası hububat hareketlerini ve bültenlerini çok iyi takip etmemiz ve isabetli kararlar vermemiz gerekir. Ülkemizin her tarafında hububat üretilmekle beraber, yaşanan mevsim değişiklikleri dikkate alınmalı, gelişmeler iyi takip edilmeli ve işletmeler için gerekli hammaddenin tedariki en uygun şartlarda sağlanmalıdır. Hammaddenin tedariki aşamasında ön analizler haricinde reolojik analizlerin de yapılarak ürünün stoklanması, üretimin tamamını garanti altına alacağından dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biridir.

Günümüzde, un fabrikalarında veri tabanı oluşturulması, otokontrol – otomasyon sistemleri sayesinde prosesler arasında koordinasyon sağlanması ve böylece tüm süreçlerin tek elden kontrol edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu sistemlerin kurulum maliyetleri yüksek gibi görünmekle birlikte sağladıkları artılarla kısa zaman içinde kendilerini amorti edebilmektedirler. Zira, sorunsuz ve kusursuz bir üretim için alanında uzman personel kadar, otokontrol ve anlık denetim cihazlarıyla veri tabanında toplanan bilgiler de oldukça büyük öneme sahiptir.

Bugünlerde gelişmiş teknoloji denince akla ilk gelen otomasyon ve Endüstri 4.0’dır. Böyle bir teknoloji ile tüm tesisi, tesiste olmadan yönetmek mümkündür. Günümüzde elektronik ortamda tesisin tüm işleyişini akıllı cep telefonları ile takip edebilmemiz mümkün.

DEĞİRMENCİLİKTE PAZARLAMA
Ülkemizde her unun müşterisi vardır. Buna bağlı olarak un fiyatları da değişkendir. Çuvalı 55,00 TL’den başlayan un fiyatlarımız 160,00 TL’de son bulur. Dolayısıyla pazarlama süreci, üretilecek un çeşidi ile direkt ilgilidir. Bir un fabrikası pazarlama yaparken, ürettiği ya da üreteceği un çeşidine göre öncelikle hedef pazarlarını iç piyasa ve dış piyasa olarak belirleyip araştırmalıdır. Müşterinin istek ve beklentileri bu araştırmalarda dikkatle ele alınmalıdır. Bu araştırmadan sonra müşteri taleplerinin büyük bir çoğunluğu karşılanabiliyorsa yüz yüze görüşmelerle müşteriye işletme, üretimi yapılan çeşitler ve ürün geliştirme çalışmaları hakkında genel bilgi verilmelidir. Akabinde de üretici, ürettiği un ile DEMO çalışmaları yaparak en yakın rakipleriyle arasında kalite, fiyat ve hizmet bağlamında farkı olduğunu uygulamalı olarak müşteriye göstermelidir.

Herkesin de bildiği gibi müşteri memnuniyeti, sonucu kesin olarak etkilediği için öncelikli konudur. Ancak bir müşteriye gitmeden önce o müşterinin borç ödeme alışkanlığı, kişiliği, şirket profili, ticari ahlakı ve risk tablosu gibi önemli hassas konuların da detaylı bir şekilde araştırılması gerekir. Ayrıca müşterinin sürekliliği, fabrikaya uzaklığı, tüketim miktarı ile tüketeceği undaki ürün çeşitliliği önemli başlıklardır.

Pazarlama sürecinde dikkate alınması gereken bir başka önemli detay da hedeflenen müşterinin daha önce çalışmış olduğu un üreticilerini neden terk ettiğidir. Örneğin ülkemizde, fırıncılık ve ekmekçilik hatalarının tümü maalesef unda aranmaktadır. Ekmekte problem olduğu zaman tüm olumsuzluklar göz ardı edilerek un kusurlu bulunur. Eğer bir müşteri fırıncılık ve ekmekçilik hatalarından dolayı çalıştığı uncuyu terk etmişse ya da borç ödeme alışkanlığı zayıf olduğu için önceki çalıştığı uncuyu bırakmışsa, bu müşteri problemlidir. Bu tür müşteri kitleri ile oyalanmanın gereği de yoktur. Hem ülkemizde hem de dünyanın geri kalan pazarlarında sağlam, ciddi ve dürüst o kadar çok un tüketicisi var ki; yeter ki hedef pazarlar doğru analiz edilsin ve doğru işletmeler seçilsin…

İhracata gelince; neredeyse her ülkenin farklı özelliklere sahip bir un talebi vardır. Bunun yanı sıra talep edilen un miktarı ile un çeşidi ve unun teslim süresi de çok önemlidir. Talepler doğrultusunda üretim yapıldığı, standartlara ve teslim sürelerine uyulduğu sürece ihracatımız devam edecektir. Ancak başlarda da anlattığım gibi biz ülke olarak buğday ithalatına dayalı olarak un ihracatı yapmaktayız. Bu yüzden yurtdışındaki müşterilerimizle sıkıntı yaşamamak için hammadde kalitesi ve temini gibi hususları dikkate almalıyız. Tesis yöneticileri de çok iyi bilirler ki, un üreticisi, tüketilip bitinceye kadar üretilen unun sorumluluğunu taşımaktadır. Bu bilinçle hareket etmek, bizleri ileri taşıyacaktır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; un tesislerinin yönetimi sanılanın aksine özen, özveri ve ciddiyet gerektirir. Un fabrikalarında tesis yönetimi profesyonel olmalı, şirketler kurumsallaşmalı, kurumsallaşmak isteyen şirketlere de devlet destek sağlamalıdır.

Sektörümüzdeki tesis yöneticilerine kurumsallaşma ve pazarlama konusunda başarılar diliyorum.

Bir önceki yazımız olan Tesis Yönetimi ve Pazarlama başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Tesis Yönetimi ve Pazarlama

Her üretim alanında olduğu gibi değirmencilikte de verim ve karlılık, başarılı bir yönetimle mümkündür. Bir …