Türkiye’de kur dalgalanması sonrası tahıl piyasasında yaşananlar

“Gıda enflasyonunun artması öngörülen Türkiye’de, devletin kurumları aracılığı ile yurt içi ürünlerde kullanılmak şartıyla yem ve un sektörüne sübvansiyonlu/düşük maliyetli hammadde sağlayacağı ve fiyat artışlarını geciktireceği düşünülmektedir. Toplamda 500 bin tonu bulan ve arpa ihalelerinden sonra devletin ihalesi açması da beklenmektedir. Uluslararası fiyatların yüksek seyretmesi, gıda enflasyonu baskısı ve firmaların üzerindeki yüksek faiz yükü, önümüzdeki dönemde Türkiye’de gıda sektörünün küçülmesine sebep olabilir.”

Necip Beyancı

Türk Lirası’nın bu yıl ABD doları karşısında yüzde 40 değer kaybetmesi, Türkiye ekonomisiyle ilgili kaygıları da beraberinde getirdi. Özellikle özel sektörün döviz cinsinden yükümlülükleriyle alakalı olan bu tedirginliğin yarattığı dalga, tarım sektörünü de içine alacak şekilde ekonominin tamamını etkileyeceğe benziyor. Ağustos ayı başında 7 TL’yi bulan dolar, 6-6.50 bandında kendine yer arıyor.

Türkiye’de genel olarak yapısal sorunlar ve yüksek maliyetlerden şikayetçi ve yüksek gümrük vergileri ile korunan yurt içi ürün fiyatları, uluslararası fiyatlardan yüksektir. Ancak Türk lirasındaki devalüasyondan sonra başta hububat ve bakliyat ürünleri olmak üzere birçok yerli ürün dünya fiyatlarının altında olmaya başladı. Yurt içi fiyatlar yeni haline yakınsayıncaya kadar ihracatçılar bunun avantajını kullanmaya çalıştı.

Örneğin Türkiye’de temmuz ayı sonunda 1000 TL/MT olan buğday, devalüasyondan sonra TL bazında ancak %10 kadar değer kazanmasına karşın, yaklaşık 170 dolar/MT’lik fiyatı ile 215 dolar /ton maliyetli Rus buğdayı karşısında bir hayli ucuz kalmıştır. Aynı şekilde mısır, arpa gibi yem sektörünü ve dolayısıyla diğer gıda fiyatları açısından hububat ürünleri de görece ucuz kalmıştır.

Üretici Fiyat Enflasyonu’nun %46 gibi rekor bir seviyede açıklanması özellikle gıda enflasyonu ve gıda güvenliği açısından tedbir alınmasını kaçınılmaz kılmıştır. Türkiye hem devalüasyona bir karşılık hem de süregelen yüksek gıda enflasyonuyla mücadele açısından bazı önlemler almıştır.İlk olarak devletin hububat piyasasını regüle eden kurumu Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 2.25 MMT’lik ithalat yapma yetkisi verilmiştir. Resmi gazetede 15 Ağustos’ta yayınlanan karara göre TMO fiyat istikrarını sağlamak için sıfır gümrük vergisiyle buğday, arpa, mısır ve pirinç ithalatı ile görevlendirilmiştir. TMO ivedilikle eylül ayı içerisinde uluslararası ihale dizisi ile buğday ve arpa tedarikine başlamıştır. Böylelikle iç piyasada özellikle ekmek ve yem fiyatlarındaki artışların engellenmesi hedeflenmektedir.
1 Eylül 2018 tarihli Tebliğ ile Ticaret Bakanlığı bazı yem ürünlerinin ihracatına kısıtlama getirmiştir. Burada da amaç görece ucuz kalan yurt içi ürünlerin yurt dışına çıkışını engellemek ve önümüzdeki dönemdeki enflasyon baskısını azaltmaktır.

Son iki ayda yurt içi un fiyatlarındaki artış belki de en çok konuşulan konu oldu. Türk halkının en önemli besin maddesi olan ekmeğin fiyatı psikolojik açıdan ayrı bir öneme sahip. Devlet bütün gücüyle ekmek fiyatlarının zamlanmaması konusunda kararlılığını beyan etti. Bu bağlamda, görece uygun yerli buğdaydan üretilen unun ihracatına eylül ayının ilk haftası kısıtlama getirildi. Türk uncusu, içeriden alıp ürettiği buğdayı daha sonra ithal ettiği ürünle ikame edebiliyordu. Yani önce yerli buğdaydan un imal ediyor, ihracat bitiminde ise aynı miktarda buğdayı ithal ederek operasyonu tamamlıyordu. Son yapılan değişiklikle ihraç edilecek unun imalatında kullanılacak buğdayın önceden ithal edilmesi zorunluluğu getirildi. Böylelikle görece ucuz yerli buğdayın yurt içinde kalması hedeflendi.

Sektörden bağımsız alınan bu karar ise un ihracatçılarını hazırlıksız yakaladı. Stoklarındaki yerli buğdayı kullanamayan uncular 2-3 hafta ithal buğdayın gelmesini beklemek zorunda kaldı. Sektörel kaynaklar, Türkiye’nin en büyük un ihracatçısı olan Güney Doğu Anadolu bölgesinde birçok fabrikanın faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldığını bildirdi. Ayrıca konteynırlara yüklenmiş olmasına karşın sınır kapılarında yerli buğdaydan üretilen unların ihracına da izin verilmediği bildirildi. Komşu ülkelere bir süre aksayan un sevkiyatına çözüm bulunacağı söylendi. Un sektörünün bir diğer önemli çıktısı, hiç şüphesiz yem sanayi açısından çok aranan bir girdi olan buğday kepeği. Un üretimindeki bir duraksama ivedilikle kepek fiyatlarına yansıdı.

Toprak Mahsulleri Ofisi yaptığı anonsla stoklarındaki buğdayları iç piyasa için yapan un üreticileri de ton fiyatını 1100 TL/ $166 den satmaya devam edeceklerini bildirdi. TMO, un stoklarında yaklaşık 3.5 MMT buğday bulunmaktadır.

Ekmeklik unda olduğu gibi diğer temel gıdalarda da enflasyona ilişkin kaygılar devam etmektedir. Devlet yem hammaddeleri, süt, et gibi ürünlerin vatandaşa daha uygun fiyatlarla satılmasının yollarını aramaktadır. Aynı zamanda bazı bakliyat ürünlerinin ihracatı devam etmekte, yabancı para cinsinden borcu olan firmalar da ihracat yoluyla borçlarını kapatmaya çalışmaktadır. Ancak birçok üründe Türkiye kendi kendine yeterli düzeyde değildir. Yüksek kur riskinden dolayı piyasa önce içerdeki stokları kullanmaya yönelmiş durumdadır. Bu da yeni yılla birlikte güncel kur maliyetlerinin iç piyasadaki fiyatlara yansımasını kaçınılmaz kılacaktır. Tarım sektörü açısından bir diğer sıkıntı ise aylık %3 ve yıllık %40’ları bulan faiz oranlarıdır. Önümüzdeki süreçte likidite sorunlarından dolayı şirketlerin el değiştirmesine veya kapanmasına şahitlik edebiliriz.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre yukarıdaki tabloda temel tarımsal ürünlerde Türkiye’nin kendi kendine yeterliliğine bakabiliriz. Buğday, mısır, arpa ve nohut gibi ürünlerde kendi kendine yeterlilik oranı yüksek iken özellikle beyaz et sanayinde kullanılan soya ve soya ürünlerinde Türkiye dışa bağımlı.

Olası Sonuçlar
Ağustos ve eylül ayı boyunca hemen hemen her gün devletin mevcut ekonomik krizi yönetmesiyle ilgili bir adım işitsek de Türk lirasındaki değer kaybının henüz hammadde fiyatlarına tam anlamıyla yansımamış olması ve limitli ithalata rağmen bazı ürünlerde hâlâ ihracat yapıldığından dolayı bir kaç ay içerisinde gıda enflasyonunun artacağı öngörülmektedir. Bu noktada devletin kurumları aracılığı ile yurt içi ürünlerde kullanılmak şartıyla yem ve un sektörüne sübvansiyonlu/düşük maliyetli hammadde sağlayacağı ve fiyat artışlarını geciktireceği düşünülmektedir. Toplamda 500 bin tonu bulan buğday ve arpa ihalelerinden sonra devletin mısır ihalesi açması da beklenmektedir. Uluslararası fiyatların yüksek seyretmesi, gıda enflasyonu baskısı ve firmaların üzerindeki yüksek faiz yükü, önümüzdeki dönemde Türkiye’de gıda sektörünün küçülmesine sebep olabilir.

Bir önceki yazımız olan "AB ve Avustralya buğdayını kuraklık vurunca, Karadeniz havzası umut oldu" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

YENİ SEZON HASAT SONUÇLARI VE PİYASA BEKLENTİLERİ

2018/2019 sezonu buğday üretiminin, Avrupa Birliği, Kazakistan, Rusya, Ukrayna ve Avustralya’daki hava koşulları sebebiyle geçtiğimiz …