Türkiye Buğday Ticaretinde Kilit Nokta Olabilir

Muhammet Uğur Kaleli:
Konya Ticaret Borsası Başkanı 

Türkiye’nin en önemli tahıl borsalarından biri olan Konya Ticaret Borsası’nın Başkanı Muhammet Uğur Kaleli, Türkiye’nin bulunduğu jeopolitik konum ve taşıdığı üretim potansiyeli nedeniyle uluslararası buğday ticaretinde kilit nokta olabileceğini; bunun için de öncelikle alt yapı için gerekli depolama sitemlerinin bir an önce oluşturulması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak nitelendirilen Konya, üretimden aldığı gücü hububat sektörüyle bağlantılı tüm endüstri kollarına yayarak önemli bir başarıya imza atıyor. İlde hububat sektörünün gelişimine önemli katkılar sağlayan ve birçok yeniliği çiftçi ve sanayicilerin hizmetine sunan Konya Ticaret Borsası (KTB), Anadolu’nun ilk borsalarından biri. Türkiye’deki diğer borsaların kurulmasına da öncülük eden KTB, bugün bir merkez ve 11 tescil bürosundan oluşan bir hizmet ağına sahip. Bu hizmet ağını her geçen gün genişletmeye devam eden Borsa, özellikle son yıllarda Türkiye’deki ticaret borsacılığının uluslararası standartlara kavuşturulması ve Türkiye’nin dünya tahıl ticaretinde öne çıkan merkezlerden biri olması için ciddi çalışmalar yürütüyor.

“Türkiye’nin, bulunduğu jeopolitik konumu gereği uluslararası buğday ticaretinde kilit nokta olabilecek potansiyeli vardır. Bunun için, ülke çapında alt yapı için gerekli depolama sistemlerinin bir an önce oluşturulması gerekmektedir. Konya Ticaret Borsası da bu düşünceyle imkanlarını bu konuda seferber etmiş durumda.” diyen Konya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Uğur KALELİ, dergimizin Türkiye’deki ticaret borsacılığı, Konya Ticaret Borsası’nın çalışmaları ve lisanslı depoculukla ilgili sorularını yanıtladı.

Sayın Kaleli, öncelikle borsacılık nedir? Bize Dünya’da ve Türkiye’deki borsacılığın tarihsel gelişimi hakkında bilgi verir misiniz?
Ticaret Borsalarını, standardize edilen veya tiplere ayrılan ürünlerin numuneyle temsil edilebildiği, arz ve talebin rekabet şartları dahilinde belli bir yer ve zamanda bir araya gelerek gerçek piyasa fiyatını oluşturduğu tarımsal ürün piyasaları olarak tanımlayabiliriz. Ticaret Borsalarında piyasa fiyatının belirlendiği ürünlerin; ticari potansiyeli yüksek, dayanıklı ve stoklamaya elverişli, arz ve talebi değişken, alım-satımı serbest olan ve önceden belirlenmiş asgari miktarlar üzerinden yapılan ürünler olması gerekir.

Borsacılığın tarihi genel olarak 14. yüzyıla dayanmakla beraber, M.Ö. 1200-1500 yıllarına kadar gitmektedir. Roma ve Finikelilerin gerçekleştirdikleri panayır, ilk borsacılığın temelini atmışlardır. 12. ve 13. yüzyıllarda senedin bulunması ve kullanılmaya başlamasıyla yeni bir dönem başlamıştır. Borsaların resmi hayatı ise Orta Çağ fuarlarında başlamaktadır. 15. yüzyılda Burges’da modern borsa tekniğinin öncüsü sayılabilecek alım-satım işlemleri yapılmıştır. Günümüzde bilinen en büyük borsalardan birisi olan New York Borsası, gerçekleştirdiği alış-satışla halen önemini korumaktadır.

Ülkemizde modern ticaret borsalarının tarihsel kökleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Dönemi’ne kadar gitmektedir. Ticaret borsalarının kuruluş süreci, günümüzde ticaret odaları bünyesinde kurumsallaşan yapılarla benzer özelliklerdedir. Çağdaş ticaret borsalarımızın temelini teşkil eden Umumi Borsalar Nizamnamesi, 1886 yılında çıkarılmıştır. İlk ticaret borsası 14 Aralık 1891’de İzmir’de kurulmuş, bunu 1901’de Konya, 1913’de Adana, 1920’de Antalya, 1924’de Edirne, Bursa ve 1925’te İstanbul Ticaret ve Zahire Borsaları izlemiştir.

Ticaret borsaları hakkında 1950 yılında çıkarılan 5590 sayılı kanun, günümüzde yerini 18 Mayıs 2004 tarihinde kabul edilen 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’na bırakmıştır. Ülkemizde Haziran 2014 tarihi itibarıyla 58’i il, 55’i ise ilçe merkezlerinde olmak üzere toplam 113 ticaret borsası bulunmaktadır. Ticaret borsalarının 5174 Sayılı Kanun’a göre belirlenen görevleri; borsaya dahil maddelerin borsada alım-satımını düzenlemek ve tescil etmek, borsaya dahil maddelerin her günkü fiyatlarını tespit ve ilan etmek, alıcı ve satıcının teslim ve tesellüm ve tediye bakımından yükümlülüklerini belirlemek, borsa muamelelerinde geçerli olan genel kaideleri tespit etmek, ihtilaflarda hakemlik yapmak, yurtiçi ve yurtdışı borsa ve piyasaları takip ederek fiyat haberleşmesi yapmak, borsaya dahil maddelerin tiplerini ve vasıflarını tespit etmek üzere laboratuvar ve teknik bürolar kurmak ve kurulmuşlara katılmak, borsaya ait örf ve adetleri tespit ve ilan etmektir. Ticaret Borsalarına dahil maddelerin alım ve satımı ile iştigal edenler, borsaya kayıt olmaya mecburdurlar. Ticaret borsaları demokratik esaslara göre, yerinde yönetilen kamu kuruluşlarıdır.

Peki ticaret borsalarının alıcıya, satıcıya ya da tüketiciye sağladığı yararlar nelerdir?
Borsalar; üreticilerin, ürünlerini çok miktarda alıcı karşısında arz edebildikleri, böylece o günkü şartlar içinde güvenle ve gerçek fiyatla satabildikleri bir piyasadır. Bu da ticaret borsalarının üreticiye sağladığı en önemli avantajdır. Bilindiği gibi ticaret borsalarına sadece borsaya kayıtlı üyeler girebilirler ve borsada işlem yapabilirler. Bu sınırlamanın tek istisnası tarım ürünleri üreticileridir. Bu sebeple, her borsada satıcıların önemli bir bölümünü tarım üreticileri oluşturur.

Üreticinin yani çiftçinin ürettiği tarım ürünlerinin, piyasanın mevcut şartları içinde gerçek değerine ulaşması, devletin tarım sektöründe destekleme politikaları sebebiyle üstleneceği mali yükü azaltır. Dolayısıyla ticaret borsaları öncelikle ürünlerin gerçek değerine ulaşmasına aracılık eder. Ayrıca tarım ürünleri ve hayvansal ürünlerin alım satımının borsaya tesciliyle kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması da sağlanmakta, böylece devletin bu ürünlerdeki stopaj, KDV ve vergi kayıp ve kaçakları önlenmektedir. Ticaret borsaları, önceden tahmini mümkün dalgalanmaları da istikrara kavuşturur. İşadamı, ticaret borsasında taahhüt ettiği teslim tarihi ve mal miktarı ile uyumlu olarak, bu maldan vadeli alım yaparak riskten kurtulmuş olur.

Ticaret borsaları ihracatçıya da avantaj sağlar. Keza gıda, tekstil gibi sanayi dallarında çalışan ve ihracat yapan üreticiler, vadeli alım sözleşmeleri yaparak ihracat taahhütlerini zamanında ve istenilen kalite ve fiyatta yerine getirme imkanını bulabilmektedir.

Tüketiciye yönelik yarar ise tüketicinin menfaatinin korunmasıdır. Yani ticaret borsaları üretimi ve tüketimi son derece yaygın olan tarım ürünlerinin, bölge ve zaman bakımından fiyat farklarını kısmen telafi ederek, tüketicinin menfaatlerine uygun, adil ve gerçek fiyatların oluşumuna katkıda bulunur.

Biraz da Konya Ticaret Borsası’nı anlatabilir misiniz?
1901 yılında Sultan Abdülhamit Han fermanıyla açılan fakat I. Dünya Savaşı ile birlikte 1914 yılında faaliyeti duran Konya Ticaret Borsası, 24 Ekim 1924 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasını taşıyan 1041 sayılı kararname ile tekrar faaliyete geçmiştir. Anadolu’nun ilk borsası olan ve diğer borsaların kurulmasına da öncülük etmiş olan Konya Ticaret Borsası, bugün bir merkez ve 11 tescil bürosundan oluşan hizmet ağını, günden güne yaymaktadır. Günümüzde bölge ekonomisinde önemli bir yere sahip olan Konya Ticaret Borsası, Konya’nın tahıl ambarı olması sebebiyle Türkiye’nin en büyük hububat borsası haline gelmiştir. Borsamız, gelişmiş alt yapısı ve uzman personeliyle üyelerine ve üreticilerimize hizmet vermeye devam etmektedir. İşlem hacmi en yüksek borsalar arasında yer alan Konya Ticaret Borsası, yaptığı atılımlarla 2012 yılına göre işlem hacmini yüzde 35 arttırarak 2013 yılında 9 milyar 300 bin kg ve adet karşılığı yaklaşık 7,5 milyar TL’ye yükseltmiştir.
29 kişilik meclisi ve 7 kişilik yönetim kurulunun bulunduğu Konya Ticaret Borsası’nın şuanda faal üye sayısı 1489. Hububatçılar, bakliyatçılar, yemciler, canlı hayvancılar, kırmızı etçiler, yapağıcılar ve dericiler, tohumcular, uncular, sütçüler ve gıdacılar olmak üzere 10 meslek grubunun bulunduğu Konya Ticaret Borsası’nda; hububat mamulleri, bakliyat, yem bitkileri, kimyon – çemen – çöven gibi çeşitli maddeler, tiftik – yapağı gibi tekstil hammaddeleri, canlı hayvan, canlı hayvan ürünleri, ham deriler, yağlı tohumlar, nebati yağlar ve meyve çekirdekleri işlem görmektedir.

Ticaret borsalarının kırsal kalkınma ve sanayileşmedeki rolü nedir?
Türkiye’deki tarım sektörünün bugün geldiği seviye dikkate alındığında, ticaret borsalarının hem sayısal olarak artış gösterdikleri hem de fonksiyonel olarak ekonomik gelişime katkı sağladıkları görülmektedir. Her sene artan işlem hacimleriyle birlikte, ekonomik faaliyetlerin kayıt altına alınmasındaki rolleri, kırsal kalkınma ve sanayileşmeye katkıları, ticaret borsalarının varlığını daha da önemli hale getirmektedir. Bununla birlikte, küresel ekonomide yaşanan hızlı değişim çerçevesinde ticaret borsalarının, laboratuvar ve satış salonu gibi konularda kendilerini teknik olarak güçlendirmeleri; tarımda verimliliğin arttırılması ve işletmelerin modern ve ihtisaslaşmaya imkan verecek ölçek büyüklüğüne teşvik edilmesi açısından önemlidir. Bu açıdan ticaret borsalarının tercih edilmesini özendirici önlemlerin alınması, hem borsaların ekonomi içindeki etkinliğini arttıracak hem de AB ülkeleri ile entegrasyon aşamasında ülkemizin ekonomik gelişimine olumlu katkılar sağlayacaktır.

Ticaret borsalarının; piyasa fiyatlarının oluşumu, fiyat istikrarı, piyasadaki belirsizlerin azaltması, riskin dağıtılması ve paylaşılması gibi yararlarının yanı sıra makroekonomik planlar için sağladığı veri bankaları aracılığıyla ülke ekonomisine sağladığı katkılar da önemli fonksiyonlardır.

Ticaret Borsaları vasıtasıyla rekabet ortamının yaratıldığı piyasalarda, üretici; kaliteli ürünün değerinden işlem gördüğünü, üretimde miktarın değil kalitenin önemli olduğunu anlayarak, tohum, gübre, ilaç ve benzeri diğer üretim faktörlerinde verimliliğe göre hareket edecektir. Geliri artacak, sigorta imkânlarına sahip olacak, dolayısıyla ülkemizin refah seviyesinin yükselmesine sebep olacaktır. Ticaret Borsalarının geliştirilmesiyle yaratılacak olan rekabet ortamı ve bunun sağlayacağı bilgi sirkülâsyonu, üreticilerin menfaatlerini maksimize etmeleri açısından birlikler halinde hareket etmelerini sağlayacaktır. Tüccar, kalite ve miktar yönünden ürünün piyasadaki arz ve talep projeksiyonunu tahmin ederek fiyatın oluşmasını ve ürünün depolanmasını sağlayacak, bu noktalardan devlete yansıyan maliyetleri azaltacaktır. Ticaret Borsalarının geliştirilmesiyle, piyasa koşullarında girdi temin etme imkânına kavuşan tarıma dayalı sanayilerin, dünya piyasalarında rekabet şansı artacaktır. Tarıma dayalı sanayi, artan rekabet gücüyle birlikte üretim ve satış planlarını uzun dönemli yaparak sektörün belirsizliklerden kurtulmasını sağlayacaktır.

Elektronik satış işlemi başlatan ilk borsasınız. Lütfen bu projenin tam olarak hayata geçiş tarihi ve geçen sezon elde ettiğiniz satış miktarınız ile bu sene ulaşılacak satış miktarı hakkında bilgi verir misiniz?
Tarımsal olarak gelişmiş ülkelerde alım satım işlemleri elektronik ortamda olmaktadır. Böylece borsalara getirilen ürünler artan rekabet ortamında değerinde işlem görmektedir. Bu amaçla Konya Ticaret Borsası Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek, Elektronik Satış Salonu’nu 18 Mayıs 2011 tarihinde Dışişleri Bakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun ilk gongu ile hizmete açmıştır. Elektronik Satış Salonu’yla borsaya getirilen ürünler; daha hızlı, daha güvenilir, daha rekabetçi bir ortamda ve gerçek değerinde işlem görmeye başlamıştır. Elektronik Satış Salonu’nun çiftçi ve esnafa verdiği güven sayesinde salon satışları önemli oranda artmıştır. 2009/10 sezonunda 232 bin ton karşılığı 110 milyon TL ve 2010/11 sezonunda 250 bin ton karşılığı 132 milyon TL olan salon satışı; elektronik satış salonu ile 2011/12 sezonunda 590 bin ton mahsul karşılığı yaklaşık 400 milyon TL, 2012/2013 yılında ise 665 bin ton karşılığı 502 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. İki yıl içerisinde 3 katı aşan bir artış olduğu görülüyor. KTB Elektronik Satış Salonu’nda Haziran 2014 tarihine kadar; toplam 1 milyon 550 bin ton buğday, 140 bin ton arpa, 180 bin ton mısır ve 30 bin ton bakliyat olmak üzere toplam 1 milyon 900 bin ton mahsul işlem görmüştür. Bunun parasal karşılığı yaklaşık 1 milyar 250 milyon TL’dir. Öyle ki artık sadece Konya çiftçisi değil, yurdun diğer yerlerinden de ürününü satmak isteyenler Konya Ticaret Borsası’na gelmeye başlamışlardır.

Oluşturmuş olduğunuz BorsaKonya Elektronik Platformu neler getirecek?
BorsaKonya Elektronik Platformu, Konya Ticaret Borsası’nın ikinci büyük adımıdır. Açılışını Gümrük ve Ticaret Bakanımız Hayati Yazıcı’nın yaptığı BorsaKonya Elektronik Platformu ile tarımsal ticarette, şeffaf ve küresel bir piyasa modeli ortaya konmuştur.

Lisanslı depolarda düzenlenen elektronik ürün senetlerinin alınıp satılacağı BorsaKonya Elektronik Platformu’nda; sadece yurt içinde değil, yakın coğrafyadaki ülkelerin de işlem yapması sağlanacaktır. Bununla birlikte, uluslararası düzeyde faaliyet gösterecek ve tüm işlemlerin elektronik ortamda gerçekleşeceği “Ürün İhtisas Borsası”nın kurulması da temel hedeflerden biridir. Uygulanacak sistemle; ürünler borsalar aracılığıyla daha reel fiyatlarla işlem görecek, tüccar ve sanayicilerimiz; talep ettikleri miktar, tür ve kalitedeki ürünü kolaylıkla, güvenilir biçimde temin edecektir. Ürün senetleri vasıtasıyla olası fiyat farklılıklarından korunacak, riskler azalacak, ticaret hacmi artacaktır. Küresel sermayeden pay alınacak, ulusal boyutta ise tasarrufların güvenli bir limanı olacaktır. Uygulama, tarım sektörü ile finansal piyasaların entegre olması açısından da büyük önem taşımaktadır. Ürün ihtisas borsası sayesinde ülkemiz, bölgemizdeki tarım ürünleri ticaretinin merkezi konumuna gelecektir. Konya Ticaret Borsası’nın amacı da; tarımı, tarımsal ticareti ve vicdanı güçlü küresel bir aktör olmaktır.
Şimdiye kadar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, 9 ticaret borsasına elektronik ürün senedi alım-satım yetkisi verilmiş olup, şuan sadece BorsaKonya çalışabilir konumundadır. 1 milyon Dolar’a oluşturulan elektronik alım-satım salonunun alt yapısı, 400.000 TL ilave yatırım ile ELÜS Platformu’na hazır hale getirilmiştir. 2013 yılında da BorsaKonya Elektronik Platformunu ile tarımsal ticarete yeni bir anlayış kazandıran KTB, BorsaKonya Platformu ile Mersin’den sonra Kırıkkale, Sivas ve Şanlıurfa’da bulunan lisanslı depolarla Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) alım-satımı konusunda anlaşma sağladı. Böylelikle BorsaKonya Platformu’nun anlaşma sağladığı depo hacmi toplam 303.000 tona ulaştı. Türkiye’de lisanslı depoculuk faaliyeti için toplam 603.000 ton kapasitenin mevcut olduğu göz önüne alındığında, Konya Ticaret Borsası’nın anlaşmalarının ne denli kapsamlı olduğu anlaşılmaktadır.

Konya Ticaret Borsası olarak lisanslı depoculuk faaliyetleriniz ne durumda?
Konya Ticaret Borsası, “Ürün Borsacılığı” sisteminin altyapı çalışmalarını yürütmektedir. Bunun en önemli ilk basamağı olan Lisanslı Depoculuk Sistemi ile ilgili yürütülen proje, artık hayata geçirilme safhasındadır. Toplam 300 bin ton kapasiteli lisanslı depoların 100 bin tonluk kısmı, 2014 yılı harman sezonunda hizmete girecektir. Sadece tarımın değil tarımsal ürünlerin ticaretinin de önemli bir hale geldiği günümüzde, ASLİDAŞ Lisanslı Depoculuk Anonim Şirketi çatısı altında lisanslı depoculuk ile önemli bir değişim yaşanacak. Bu değişimle birlikte üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz ve devletimiz büyük kolaylıklar ve kazanımlar sağlayacaktır. Tarımsal ticaret bölgesellikten çıkıp küresel bir yapı kazandı. Artık tarımsal üretim kadar, tarımsal ticarete hakim devletler ve şirketler bir adım öne çıkmaktadır.

Lisanslı depoculuk sistemi, bugün başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkede başarıyla uygulanmaktadır. Bu sistemin uygulandığı ülkenin tarımsal üretiminde, ticaretinde, istihdamında, dünya ile rekabetinde, milli gelire katkısında ve buna bağlı olarak vergi hasılatında çok büyük artışlar sağlanmakta. Sistemi kuramayan ülkeler ise, bu sistemi kuran gelişmiş ülkelerin ikincil pazarı haline gelmekte, tarım ürünlerinin üretim ve ticaretinden aldığı pay gittikçe azalmaktadır. Türkiye’nin, bulunduğu jeopolitik konumu gereği uluslararası buğday ticaretinde kilit nokta olabilecek potansiyeli vardır. Bunun için, ülke çapında alt yapı için gerekli depolama sistemlerinin bir an önce oluşturulması gerekmektedir. Konya Ticaret Borsası da bu düşünceyle imkanlarını bu konuda seferber etmiş durumda. Ülkemizin AB süreci için de, bu adımların bir an önce atılması hayati bir gerekliliktir. Türkiye’de hem üreticiler hem de karar alıcılar, AB ile ortak bir tarım politikasına geçişin etkileri hakkında yeterli veriye sahip değillerdir. Bu konudaki çalışmaların, ilgili kesimlerin önünü görmesine katkı sağlayacağı açıktır. AB ile müzakere süreci devam eden Türkiye, uygun politikalar seçerek katılım sürecinin olumsuz etkilerini gidermeye çalışmalıdır. Eğer bu süreç, bu tür etki analiz çalışmaları yapılmadan tamamen afakî politikalarla geçirilirse, telafisi olmayan sonuçlar doğabilecektir. Unutmamak gerekir ki, Türkiye’deki buğday sektörünü geleceğe taşımak için kalite, standart, verim, lisanslı depoculuk, ürün borsacılığı ve vadeli işlemler gibi konularda gerekli gelişmeler zamanında kaydedilemezse bu süreçten ülkemizin, bölgemizin ve temel döngüsü tahıl ve buğday üzerine olan Konya’nın göreceği zarar, sadece sektörü değil toplumun tamamını etkileyebilecektir.

Laboratuvar hizmetleriniz hakkında bilgi verir misiniz? KTB laboratuvarı, Tohum Tescil ve Sertifikasyonu Merkezi oldu. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Konya Ticaret Borsası laboratuvarı KLD, 2008 yılından itibaren Konya Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş. adı altında çalışmalarını sürdürmektedir. Laboratuvarda, uluslararası geçerliliği olan analiz metotları uygulanmaktadır. Gıda kontrol laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilerek çalışmalarındaki kaliteyi belgelemiş ve uluslararası bir laboratuvar haline gelmiştir. Her türlü gıda, yaprak, toprak, gübre analizinin yapıldığı Konya Ticaret Borsası KLD Laboratuvarı, aynı zamanda buğday ve buğday ununda sağlayıcı laboratuvardır. Yetkili personeli, elektronik alt yapısı ve uluslararası geçerliliği olan sertifikalarıyla birlikte verdiği hizmetlerde ismi güven ve kaliteyle birlikte anılan KLD laboratuvarının Kırıkkale ve Sivas’ta yetkili sınıflandırıcı şube açma protokolü imzaladı. Lisanslı depoculuğun gelişmesiyle birlikte analizlerde yeknesaklık sağlanması çok önemlidir. Bu açıdan yapılan işbirliği sektörün gelişmesi için de çok önemli bir adım olmuştur.

Konya’da şu anda 550 bin dekarlık alanda tohumculuk yapılıyor. Türkiye’de sertifikalı tohumluk üretiminin yüzde 34’ü, buğday tohumunun yüzde 38’i, arpa tohumunun yüzde 60’ı Konya’da üretiliyor. Üretim parsellerinin büyük oluşu, birçok bölgede sulama imkanının olması, özellikle ayçiçeği ve mısır gibi yabancı döllenen bitkilerde izolasyona uygun geniş üretim alanlarının oluşu üretim açısından önemli unsurlardır. Konya Ovası’ndaki gece-gündüz sıcaklık farklarının kaliteli tohum üretiminde uygun şartları sunması ve tohumluk üretiminde uyumlu bir şekilde çalışılması, Konya’nın tohumluk üretimi açısından önemli avantajlardır. Konya Ticaret Borsası da tohum üreten firma sayısının çokluğu, yetişmiş insan gücü, iklim ve arazi yapısının tohum üretimine uygun olması gibi nedenlerle “Tohum Teknolojileri Vadisi” kurulması için yoğun bir çaba içerisindedir.

Türkiye’de kapsamlı bir tohumculuk sektörüne sahip Konya’da, özellikle hububat tohumluğunun hemen hazırlanıp satışa sunulması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sertifikasyon işlemlerinin daha hızlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Bu yüzden Konya’da ihtiyaç duyulan Tohum Tescil ve Sertifikasyon Merkezi kurma ve işletme yetkisi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Konya Ticaret Borsası’na verilmiştir. Bunun için gerekli yatırımı ve uluslararası kriterleri yerine getiren borsamız, uzman personeliyle artık tohum tescil ve sertifikasyon işlemlerini Yetkili Laboratuvarı’nda yapacaktır. Böylece tohumun üretildiği yerde tohum tescil ve sertifikasyon işleri de yapılarak, üreticinin zaman ve kaynak kaybına uğramasının önüne geçilecektir.

Buğdayda kalite ne anlama geliyor? “Artık ne kadar ürettiğiniz değil, hangi kalitede ürettiğiniz önemli’’ sözü size ait. Bu sözünüzü biraz açar mısınız? Bu konuda yaptığınız çalışmalar nelerdir?
Buğdayda kalite ve standart; hem buğdayın hem ilimiz ve ülkemizin tarımsal ve ekonomik geleceği açısından temel iki konudur. Bu iki açıdan bugünkü duruma baktığımızda, şöyle bir tablo karşımıza çıkmaktadır; Ülkemiz (kurak yıllar hariç) yılda yaklaşık 20 milyon ton buğday üretimiyle aslında kendine yeterli ülkeler arasındadır. Ancak, buğday üretimimizde kalite yıllara göre değişmekte ve ne yazık ki istenilen düzeye ulaşamamıştır. Son 20 yıl içerisinde ülkemize giren 30 milyon ton ithal buğdayın en büyük nedeni, kaliteli buğdaya olan ihtiyacımızdır. Üretimde kaliteyi artırmak için TMO, fiziksel analiz yanında kimyasal analize, yani proteine göre fiyatlandırma sistemine geçmişti. Bu sistem; sektöre standart getirerek sanayiciyi ve tüccarı, ucuz ürüne değil kaliteli ürüne yönlendirerek kaliteli üretimi teşvik edecektir. Protein esaslı sektör tanımlamalarının yapılmasıyla tüccarların, ürününe kolay pazar bulmasının yolu açılmıştır. Yeni alım sistemiyle istediği kalitede ürüne kolayca ulaşacak olan sektör; kısa, orta ve uzun vadede planlamalarını kolayca yapabilecektir.

Nüfus artış hızının ve kişi başına tahıl tüketiminin yüksek olduğu Türkiye’de üretim miktarının arttırılması, bunun için de verimi arttırıcı tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Aynı şekilde kalitenin de arttırılarak, sektörün ihtiyaç duyduğu kaliteli buğdayı yurtiçinden karşılamamız gereklidir. Bu nedenle toprak işleme, gübreleme, hastalık ve zararlılarla mücadele gibi yetiştirme tekniklerinin iyileştirilmesi, ekolojik koşullara ve yetiştirme tekniğine uygun kaliteli tohumluk kullanımı, ürün kayıplarının azaltılması ve ürün kalitesine göre fiyat saptanmasıyla üreticilerin kaliteli üretim yapmaya yönlendirilmesi, üretim miktarını ve kaliteyi arttırılacaktır. Çünkü Türkiye ciddi miktarlarda un, makarna, irmik ve bulgur ihraç etmektedir. Sektörün daha da büyümesi için kaliteli hammadde ihtiyacının yerli üretimle karşılanması önemlidir.

Konya Ticaret Borsası olarak, bölgemizde kaliteli buğday üretimini için “Buğday Yetiştiriciliğinde Kalite Projesi” ile eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerini başlatmıştık. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyelerimizle birlikte 17 ilçemizde toplam 4 bin üreticimize ulaşılmış, konu detaylarıyla, gerektiğinde uygulamalı olarak anlatılmıştır. Devam eden projemize üreticilerimizin göstermiş olduğu ilgi, kalitenin artık çiftçimiz tarafından da önemsendiğini göstermesi açısından önemlidir. Çünkü çiftçimiz kaliteli ürünün daha çok kazandırdığını görüyor. Kaliteli üretimle hububat üretimi yapan çiftçilerimiz, buğdayı hammadde olarak kullanan sanayicimiz, bölge ve ülke ekonomimiz kazanacaktır. Buğday yetiştiriciliğinde kalite bilinci oluşturacak projemiz, aynı zamanda Avrupa Birliği mevzuatlarında tarımdaki en önemli konu olan bilinçli ve kaliteli üretime geçişte bir örnek olacaktır. Yeni başlayan projemiz “İzli Tarım İle Toprağı Koruyarak Kaliteyi Arttırma Projesi”yle kaliteye yönelik çalışmalarımıza devam edilecek olup, bölgemizde izli tarımın yaygınlaşması sağlanacaktır. “Buğdayda Kalite İçin Görsel Yayım Projesi”yle de, hazırlanan görsel spotlar üreticilerimizle paylaşılmaktadır. Amacımız kaliteli üretimi teşvik ederek, tüccar ve sanayicimizi ülke dışı havzalara muhtaç etmemek ve kaynaklarımızı kendi çiftçimize aktarmaktır.

Son olarak tarımsal ticaretin sizin açınızdan taşıdığı önemi anlatır mısınız?
Üç saatlik uçuşla 50 ülkeye, 2 saatlik uçuşla 2 milyar nüfusa erişilebilen Türkiye için tarım sektörü çok büyük fırsatlar sunmaktadır. Enerjide koridor ülke olan Türkiye, uluslararası tarım ürünleri ticaretinde de koridor ülke olmalıdır. Huzurlu ve istikrarlı bir dünya ancak gıda güvenliğinin sağlanması ile mümkündür. Bölgesel bir güç olan Türkiye, gıda güvenliği ile küresel bir güç de olacaktır. Türkiye bulunduğu coğrafya ve tarım potansiyeli ile önemli bir ülke. Türkiye içinde de Konya önemli bir değer. Bu değer en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Suyla buluşturulan Konya Ovası; sadece bölgesinin değil, yakın coğrafyanın da gıda üssü olacaktır.

Türkiye bir dekar tarım arazisinde ortalama 204 dolarlık ürün üretebiliyor. Oysa Hollanda bir dekarda 1.000 dolarlık üretim gerçekleştiriyor. Ürettiğine de, katma değer katıp tarımsal sanayide değerlendirerek satıyor. Hatta dışarıdan hammadde alıp onu da değerlendiriyor. Böylece 20 milyar dolarlık tarımsal üretimle, 150 milyar dolarlık tarımsal ciro elde ediyor. Oysa ülkemizin toplam tarımsal ihracatının içinde, ileri işlenmiş tarım ürünlerinin payı yaklaşık yüzde 10’lar civarındadır. Tarımsal sanayiye ihracat desteği sağlanması halinde Türkiye’nin, özellikle bölge pazarında Hollanda büyüklüğünde ihracat rakamını elde edecek potansiyeli vardır. Hükümetimizin bu yönde bir desteği, iç piyasaya da fiyat dengesi getirecektir. Ayrıca tarıma verilecek üretim ve ihracat destekleriyle cari açığımız büyük oranda kapatılabilir. Cari açığın ilacı tarımsal ihracat ve serbest tarımsal ticarettir.

Bir önceki yazımız olan En Önemli Risk,Korelasyon Riskidir başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

“Türkiye’de büyümek için satın alma fırsatları kolluyoruz”

Greg Harvey, Interflour: “Türkiye’deki işlerimiz oldukça istikrarlı. Interflour büyümek için her zaman satın alma fırsatları arıyor. Zamanla …