TMO Genel Müdürü Güldal’dan üretici ve sanayiciye müjde: Buğday üretimini artıracak bir alım fiyatı açıklayacağız

“2019 yılında hasat başlamadan önce üreticilerimizi memnun edecek seviyede bir fiyat belirlenerek ülke genelinde alımlara başlanacaktır. Bir üründe TMO’nun alım garantisinin olması üretimin sürdürülebilirliği açısından çok önemlidir. İnşallah bu sene üreticilerimizin yüzünü güldürecek, onları memnun edecek bir seviyede fiyat açıklayarak ülkemiz ve dünya açısından stratejik bir ürün olan buğdayın üretiminin artmasına katkı sağlayacağız.”

ve Orman Bakanlığı’nda müsteşar yardımcısı olarak görev yaparken 19 Ağustos 2018 tarihi itibariyle Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü’ne atanan Ahmet Güldal, sektörün sorunlarını yakından bilen bir isim. Eğitimini Erzincan Ziraat Meslek Lisesi ve Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde tamamlayan Güldal, ve Orman Bakanlığı’nın il müdürlükleri ve müsteşarlık dahil birçok kademesinde bürokrat olarak görev yaptı. 2017-2018 yıllarında ve Orman Bakanlığı’nda Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaparken 19 Ağustos 2018’de TMO’nun yönetimine geçen Ahmet Güldal, ülke ve sektör açısından zor geçen dönemde aldığı önemli kararlarla sorunların üstesinden gelmeyi başardı.

Lise ve üniversite eğitimi dahil 30 yılı aşan çalışma hayatının her safhasında tarım ve ziraat adına birçok alanda görev yapan Güldal, Değirmenci Dergisi’ne konuştu. TMO Genel Müdürü, Enflasyonla Topyekûn Mücadele seferberliği kapsamında perakende olarak satışa sundukları ürünlere ait fiyatların piyasa fiyatlarının yüzde 20-40 altında olduğunu ifade etti. Güldal, ayrıca Ocak ayından itibaren de e-PTT üzerinden online satışlara ve şubat ayında yurt genelinde büyük rağbet gören tanzim satış noktalarına verdikleri bakliyat, nohut ve yeşil mercimeğe vatandaşın yoğun ilgi gösterdiğini söyledi.

Göreve geldiği dönem için, “Bu sezon hem üretimdeki dalgalanmalar, hem de makroekonomik gelişmeler yönüyle zor bir sezondu. Ancak çok şükür ki aldığımız kararlar ve yaptığımız düzenlemelerin olumlu sonuçlarını gördük ve bu süreci, piyasaların zarar görmeden atlatmasını sağladık” diyen TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

Sn. Güldal, TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü görevini çok zor bir süreçte üstlendiniz. Dünya üretiminde düşüşün yaşandığı, fiyatların arttığı ve kurda dalgalanmaların yaşandığı bir dönemde bu görevi devraldınız. Bu süreçte TMO, piyasaları dengelemek için önemli kararlar aldı. Bize bu süreçteki çalışmalarınızı anlatır mısınız?
Evet, ülkemizde bu yıl döviz kurunda yaşanan dalgalanma, döviz kurundaki artış ve iklimsel nedenlere bağlanarak tarımsal ürün fiyatlarında bazen gerçek bazen spekülatif hareketler oldu.

TMO’nun ana görevi; hububat ve bakliyat fiyatlarının üreticiler için normalin altına düşmesini, tüketiciler için ise anormal derecede yükselmesini önlemek, bu ürünlerin piyasasında düzenleyici tedbirler almak, gerektiğinde Cumhurbaşkanımız’ın kararı ile hububat ve bakliyat dışındaki diğer tarım ürünleriyle ilgili verilecek görevleri yürütmektir.

Kurumumuzca iştigal alanımıza giren ürünlere yönelik olarak iç ve dış piyasa fiyatları yakından takip edilerek ihtiyaç görüldüğü durumlarda çok hızlı müdahale edilmektedir.

Bu sezon hem üretimdeki dalgalanmalar, hem de makroekonomik gelişmeler yönüyle zor bir sezondu. Ancak çok şükür ki aldığımız kararlar ve yaptığımız düzenlemelerin olumlu sonuçlarını gördük ve bu süreci, piyasaların zarar görmeden atlatmasını sağladık.

Ürün bazında hangi politikaları uyguladınız?
Buğday ve Arpada;
• Çok erken bir tarihte buğday ve arpa alım fiyatlarını açıklayarak toplamda 61 bin üreticiden 2.44 milyon ton hububat alımı gerçekleştirdik.
• Alımlarımız sonrası buğday stokumuz, 1,3 milyon ton devir stoku ile birlikte yaklaşık 3,6 milyon tona ulaştı.
• Üretimdeki azalış, döviz kurundaki artış nedeniyle piyasalardaki dalgalanmaları dikkate alarak buğday satışlarımıza Ağustos ayı başında başladık ve bu zamana kadar yaklaşık 3,1 milyon ton buğday satışı gerçekleştirdik.
• Satış fiyatlarımıza Ağustos- Ekim arasında zam yapmazken, Kasım-Ocak arası aylık yalnızca 20 TL/ton zam uyguladık, Şubat ve Mart aylarında satış fiyatlarımızı sabit tuttuk.
• Stoklarımızı ithalatla takviye ettik, ithal ürün satış fiyatlarına hiç zam uygulamadık.
• Piyasa regülasyonu görevimizi etkin ve zamanında yerine getirmek üzere her yıl kendiliğinden tekrarlanan ithalat yetkisi aldık. (1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa ve mısır, 100 bin ton çeltik ve 100 bin ton bakliyat yetkisi yalnızca gerektiğinde üreticinin ürün arzı bittikten sonra kullanılmaktadır.)
• Küçük ve orta ölçekli un fabrikalarına 90 gün vadeli vade farksız satış yaptık.
• Yem sektörüne yönelik düşük vasıflı buğday satışı gerçekleştirdik.
• İthal ettiğimiz arpaları besici ve yetiştiricilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak üzere iç bölgelere sevk ederek Ocak ayından itibaren besici ve yetiştiricilerimize arpa satışına başladık.
• Mart ayından itibaren satışlarımızda vade uygulaması başlattık.
• Bugüne kadar 94 bin ton arpa satışı gerçekleştirdik.

Mısırda;
• Alım fiyatımızı 14 Ekim 2018’de 950 TL/ton olarak açıkladık ve 184 bin ton mısır alımı yaptık.
• Stoklarımızı Ocak ayından itibaren ithalat ile takviye ettik.
• Stoklarımızdaki mısırı 1.075 TL/ton fiyatla satışa açtık.
• Bugüne kadar 208 bin ton mısır satışı gerçekleştirdik.

Çeltik/Pirinçte;
• 14 Kasım 2018’de müdahale alım fiyatını 60 randıman Osmancık çeşit için 2.600 TL/Ton, Ronaldo ve Vasco çeşit için 2.400 TL/Ton, Luna çeşit için ise 2.200 TL/Ton olarak açıklayarak 432 ton çeltik aldık.
• Stoklarımızı Aralık ayından itibaren ithalatla takviye ettik.
• Tüketicilerimizin uygun fiyatla pirinç tüketebilmesini teminen piyasa fiyatlarının %20-40 altında 4,50-5,70 TL/kg fiyatla perakende pirinç satışına başladık.
• Ayrıca stoklarımızdaki yerli pirinçleri tanzim satışlar vasıtasıyla halkımıza ulaştırdık.
• Bu zamana kadar toplamda 5 bin ton çeltik ve 8 bin ton pirinç satışı yaptık.

Bakliyatta;
• 25 yıl aradan sonra arz fazlasına bağlı olarak üretici aleyhine fiyat düşüşünü engellemek adına nohut ve yeşil mercimek için müdahalede bulunduk.
• Müdahale alımları kapsamında 96 bin ton nohut, 14 bin ton yeşil mercimek aldık.
• Almış olduğumuz ürünleri Ekim ayından itibaren natürel ve piyasa fiyatlarının altında perakende olarak satışa sunduk.
• Satışlarımızda talebi canlandırmak için Kasım ayından itibaren vade uygulamaya başladık.
• 150 satış noktasında piyasa fiyatlarının %20-40 altında fiyatla devam eden perakende satışlarımızı ülke genelinde yaygınlaştırmak ve tüm halkımızın uygun fiyatla bakliyat tüketebilmesini teminen PTT ile anlaşma sağlayarak ürünlerimizin e-ticaret yöntemiyle satışına başladık.
• Enflasyonla Mücadele Programı kapsamında tanzim satış noktalarına nohut ve yeşil mercimek tedarik ettik.
• Bugüne kadar 7 bin ton nohut, 4 bin ton yeşil mercimek satışı gerçekleştirdik.

Buğday hasadına doğru ilerliyoruz. Dünya tahıl üretiminde azalış beklenmekte. Peki Türkiye’de durum nasıl? Türkiye’nin bu yıl buğday üretimi konusundaki öngörünüz nedir? Geçen yıl kalite konusunda sorun yaşanmıştı. Bu sezon şu ana dek görünüm nasıl?
Dünya buğday üretimi 2018/19 sezonunda düşse de yeni sezonda rakamlarının toparlanması beklenmekte. 2019/20 sezonuna ilişkin ilk tahminler, dünya buğday üretiminin yaklaşık 15 milyon ton artarak 751 milyon ton seviyesinde olacağı yönünde. Bu kapsamda önümüzdeki sezon dünyada buğday arzında herhangi bir daralma beklenmiyor.

Ülkemizde de geçen yıl yaşanan olumsuz hava koşulları bu sezon yaşanmamakta. Hava koşullarının bahar ayları süresince normal seyretmesi halinde üretimimizin geçen yıl ile aynı seviyede gerçekleşeceğini söyleyebiliriz.

2018 yılında 20 milyon ton buğday, 7 milyon ton arpa üretimi olmuştur.

ekilişleri tamamlandı, yazlık ekilişler yeni yeni başlamakta. 2019 üretim sezonu için buğday ekilişlerinde bir miktar azalma, arpa ekilişinde ise artış olacağı öngörülmektedir.

Üretim konusunda; bahar aylarında alınan yağış, iklim durumu ve bilinçli yetiştiricilik belirleyici olacaktır. Bundan sonraki süreçte üst gübreleme, yabancı ot ve özellikle ülkemiz buğday kalitesini olumsuz etkileyen süne ile mücadele konularında üreticilerimizin gerekeni yapması önerilmektedir.

2018 yılında iklim ve yetiştiriciliğe bağlı olarak ekmeklik ve makarnalık buğdayda ve hektolitre oranında bir önceki yıla göre düşüş, süne tahribatında ise bir miktar artış gerçekleşmiştir.

Kurumumuzca, 2011 yılından itibaren kaliteye dayalı alım sistemine geçilmiş olup bu uygulamamızın da etkisiyle ülkemiz iklimsel şartlara göre ufak tefek farklılıklar olsa da her geçen yıl biraz daha artmaktadır.

2019 üretim dönemi için özellikle süne tahribatı ile meydana gelen kalite kaybını en aza indirmek için Bakanlığımızca gerekli bütün takipler yapılarak, üreticilerimizin etkin bir şekilde süne ile mücadele etmesi sağlanacak, ürünün kalitesi, verimi arttırılarak yüksek fiyattan pazarlanabilmesi sağlanacaktır.

2019 yılı hububat alımları ve belirlenecek fiyatlar konusunda bilgi verebilir misiniz?
TMO üreticilerimizin çiftçi kayıt sistemine tabii ürününün tamamına alım garantisi vermektedir. TMO alımlarını sabit işyerlerinde, serbest piyasanın oluşmadığı ve hububat alıcısının bulunmadığı noktalarda geçici alım merkezleri oluşturarak ve hükümetimiz ve Bakanlığımızın destekleriyle son yıllarda kapasitesi hızla büyüyen lisanslı depolar üzerinden alım yapmaktadır. Bu yıl da üretici mağduriyeti oluşmaması için aynı şekilde alımlarımıza devam edeceğiz.

2019 yılında hasat başlamadan önce üreticilerimizi memnun edecek seviyede bir fiyat belirlenerek ülke genelinde alımlara başlanacaktır. Bir üründe TMO’nun alım garantisinin olması üretimin sürdürülebilirliği açısından çok önemlidir. İnşallah bu sene üreticilerimizin yüzünü güldürecek, onları memnun edecek bir seviyede fiyat açıklayarak ülkemiz ve dünya açısından stratejik bir ürün olan buğdayın üretiminin artmasına katkı sağlayacağız.

PTT ÜZERİNDEN İKİ AYDA 400 TON NOHUT VE YEŞİL MERCİMEK SATTIK
TMO, Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı’na destek veriyor. Bakliyatta tanzim satışlara başlandı. Online perakende satış için de PTT ile protokol imzalandı. Bu noktadaki çalışmalarınızdan ve geri dönüşlerden bahseder misiniz? Vatandaşların ilgisi nasıl?
Evet, Enflasyonla topyekün mücadele kapsamında piyasa fiyatlarının %20-40 arasında daha düşük fiyatlarla üreticilerimizden aldığımız bakliyat ürünlerini 2 kg’lık paketler halinde satışa sunduk. İlk başta ülke genelinde bulunan 150 noktada satışlara başladık. Gelişen teknoloji ve halkımızın daha ucuz bakliyat tüketmesi için Ocak ayından itibaren de e-PTT üzerinden online satışlara başladık. Bugüne kadar 211 ton nohut, 189 ton yeşil mercimek satışı gerçekleştirdik.

Halkımızın sebze ve meyveye daha ucuz ulaşması için ülkemizde Şubat ayı itibariyle tanzim satışlar başladı. Bu noktalarda da üreticilerden almış olduğumuz bakliyat piyasa fiyatlarının altında halkımıza satışa sunulmaktadır. Bu kapsamda halkımızın ilgisinden memnunuz. Satışların başladığı dönemden bu yana neredeyse 15 günde 600 ton nohut, 500 ton yeşil mercimek ve 174 ton Osmancık pirinç talebi geldi.

Bu arada TMO olarak halkımızın ucuz gıda tüketmesinin yanında açısından ete eşdeğer protein değere sahip olması nedeniyle ülkemizdeki bakliyat tüketiminin de artmasını arzu ediyoruz.

LİSANSLI DEPOCULUK 3,3 MİLYON TON KAPASİTEYE ULAŞTI
TMO’nun en önemli hamlelerinden biri de “tarımın barajları” olarak nitelenen lisanlı depoculuğun yaygınlaştırılması. Bize lisanlı depoculuğun ülkeye kazandıracaklarını ve şu an çalışmaların ne aşamada olduğunu anlatır mısınız?
Hepimizin de bildiği gibi sistemi; ürün arzını tüm yıla yayan, ürünlerin modern depolarda uzun süre sağlıklı ve güvenilir şekilde muhafaza edilmesini sağlayan, borsalarda işlem görmesiyle daha fazla alıcı ve satıcıyı buluşturan, ürün ticaretini kolaylaştıran, üreticilerimize kredi imkânı sunarak finans desteği sağlayan bir sistemdir.

Lisanslı depoculuk sistemi, üretici, tüccar ve sanayiciler için kârlı, tarım sektörü için önemli bir yatırım dolayısıyla ülkemiz ekonomisi için büyük bir kazanç olacaktır.

Ülkemiz depo ihtiyacının giderilmesi ve lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşarak gelişmesi amacıyla Kurumumuz, 2016 yılında kira garantili depo yapım projesini başlatmış ve lisanslı depo kriterlerine uygun toplam 2,3 milyon ton kapasiteli deponun yapımı için sözleşmeler imzalamıştır.

Devletimizin verdiği teşvik ve destekler yanında Kurumumuzun uyguladığı politikalar ve yayım faaliyetleri neticesinde lisanslı depo kapasitesi 2016 yılından itibaren katlanarak artmış, hububat alanında faaliyet gösteren lisanslı depo kapasitesi 85 noktada toplam 3,3 milyon ton seviyesine ulaşmıştır.

Kurumumuz, 2016 yılında alımlarının %5’ini (222 bin ton), 2017 yılında %15’ini (334 bin ton), 2018 yılında ise %47’sini (1,3 milyon ton) lisanslı depolar üzerinden Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) yoluyla yapmıştır.

Kurumumuz tüm alımlarını ELÜS yoluyla yapmayı hedeflemekle birlikte lisanslı depoculuğun ülke genelinde yaygınlaşması, ülkemiz lisanslı depo kapasitesinin artırılması ve ELÜS ticaretinin uluslararası zeminde yapılmasını teminen çalışmalarını sürdürmektedir.

Ülkemizde bugün itibariyle 67 lisanslı depoculuk şirketi tarafından 85 hububat, 2 pamuk, 2 zeytin ve zeytinyağı, 1 fındık olmak üzere toplam 90 noktada 3,3 milyon ton kapasite ile faaliyet göstermektedir. Hububat [3.275.827 ton (63 şirket)], Pamuk [37.000 ton (2 şirket)], Zeytin[13.500 ton (1 şirket)], Fındık [17.000 ton (1 şirket)]

TMO, Bakanlar Kurulu kararı uyarınca yurt dışına insanî yardımlarda da bulunuyor. Bize bu yardımlardan kısaca bahseder misiniz?
Kurumumuz 2005 yılından bu yana farklı dönemlerde alınan Bakanlar Kurulu Kararları ile doğal âfet, kuraklık, savaş ve iç karışıklık gibi nedenlerle; ihtiyaç sahibi ülkelere un temini yapmak için görevlendirilmiştir.

Bu kapsamda; 2005-2019 yılları arasında Pakistan, Filistin, Somali, Yemen ve Suriye’ye
432 bin ton buğday karşılığı 324 bin ton un yardımı yapılmıştır.

2016 yılında Filistin’e 3.506 ton çeltik karşılığı 2.000 ton pirinç yardımı gerçekleşmiştir.

2019 yılı itibariyle Suriye için 31 bin ton buğday karşılığı 22 bin ton hibe un temin ihalesi yapılmış olup Suriye’ye un hibesi devam etmektedir.

BAKLAGİLLER 2 MİLYARDAN FAZLA İNSANIN PROTEİNİ
Bakliyat tüketiminin artmasını arzu ediyoruz” dediniz. Neden arttırmak istiyoruz?
Baklagiller dünya genelinde 2 milyardan fazla insan için protein kaynağı. Bu önemli bir rakam. Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri demek. Bu sayede özellikle diğer protein kaynaklarına ulaşamayan ülkeler için önemli bir gıda niteliği taşıyor.

Besin değeri açısından et ürünlerine eşdeğer bir protein sağlıyor ve günlük enerji ihtiyacımızın %15-20’sini baklagillerden sağlayabiliyoruz.

Bunun yanı sıra baklagiller sağlık açısından da kritik öneme sahip ürünlerdir. Obezite, diyabet ve bazı kronik hastalıklarla mücadele için haftada en az 2 kez tüketilmesi uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor.

FAO verilerine göre ise dünyada 90-95 milyon ton arasında üretilmekte olan baklagiller, su kaynaklarının daha az kullanımını sağlayıp, havanın serbest azotunu toprağa bağlayarak toprak verimliliğini artırmakta ve toprakta çok az karbon izi bırakarak iklim değişikliğini hafifletip, tarımı sürdürülebilir hale getirmektedir.

Baklagillerin gen merkezi olan ülkemiz topraklarında da bakliyat işleme kapasitesi çok yüksektir. Ekolojik şartlar bakımından yüksek üretim ve ileri teknolojiye sahip olan ülkemizde geleneksel tarım ürünlerinden biri olan baklagiller, coğrafi olarak her bölgede yetiştirilebilmektedir ve tarla bitkileri ekim alanları içinde tahıllardan sonra ikinci sırada gelmektedir.

Kontrol edin

‘Amerika-Çin ticaret savaşları uzun sürebilir’

Daniel Basse, AgResource Başkanı:“ABD ve Çin’in, Amerika’da yeni başkanlık seçimlerinin yapılacağı Kasım 2020’ye kadar bir …