Üretim artışı buğday piyasasında satış baskısını arttırıyor

Zafer ERGEZEN

Üretim, buğday piyasası için en önemli etken olmaya devam ediyor. Aylardan beri aynı şeyi yazıyorum ama piyasa neyi görmek isterse onu görür. Piyasa ile inatlaşmamak, fiyat trendini görmek ve sağlıklı karar almak oldukça önemli.

Buğday, 2014 yılına kötü bir başlangıç yaptı. Dünyada buğday rekoltesinin yüksek olacağına yönelik veriler, vadeli işlemlere satış olarak yansıdı. Oysa talep tarafında canlanma sinyalleri de geliyordu. Özellikle Kuzey Afrika kaynaklı buğday talebinde artış yaşanıyordu. Buna rağmen piyasanın üretim tarafına odaklandığı görülüyor. Aslında yüksek üretim tahminleri, satış bahanesi olarak kullanılıyor demek daha doğru olur. ABD Merkez Bankası’nın parasal genişlemeyi azaltmaya başlaması, emtialar için olumsuz oldu. Likiditenin azalması ve sonrasında tahvil faizlerindeki artış nedeniyle emtia piyasalarından sermaye çıkışı olduğu tahmin edilmektedir. Bunun sonucunda da satış baskısının hakim olduğu bir piyasa oluşuyor. Aynı zamanda buğday üretiminin rekor seviyelere doğru yönelmesi, satış için bahane bulunmasını kolaylaştırıyor.

Mart vadeli buğday işlemlerinde 600 cent/bushel seviyesi aşağı yönlü geçildi. Geçen ay vermiş olduğum referans noktasının aşağı yönlü geçilmesiyle çok sert satışlar izlemiştik. 600 cent/bushel seviyesinin kırılması da aynı etkiyi oluşturdu. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), aylık tahmin raporunu açıkladıktan sonra bir miktar toparlanma ve destek çabası görüldü. Sonuç olarak Ekim ayından bu yana düşüş yüzde 20’yi aştı. Bu düşüş esnasında bir tepki verebildiğini söylemek de mümkün değil. Piyasaların üretime odaklanması nedeniyle önümüzdeki dönem piyasa, USDA’nın tahmin verileri ve piyasadaki üretime yönelik açıklamalara odaklanacaktır.

Bunun en güzel örneklerinden biri Türkiye’deki buğday fiyatlarıdır. Vadeli işlemlerde buğday fiyatı hızla değer kaybederken, Türkiye’deki buğday fiyatları güçlü kalmaya devam ediyor. Küresel fiyatlar yüzde 20 üzerinde düşüş gösterirken, Türkiye’de kuraklı endişeleri fiyatların yüksek kalmasına yol açtı. Yeterli miktarda yağış olmaması, buğday üretimi ile ilgili endişeleri artırıyor. Kış aylarında yeterince yağmur ve kar yağmaması nedeniyle, buğday tohumlarının kurduğu ifade edilmektedir. Yağışların ortalamanın yüzde 30 altında kalması söz konusu. Bu açıdan bakıldığında kuraklık endişesinin neden arttığı anlaşılıyor. Böyle bir durumda Türkiye’nin buğday rekoltesi beklentilerin altında kalabilir. Zaten bunun yansımasını yerel buğday fiyatlarında görüyoruz. Türkiye için artık kar ve yağmur önemli hale geldi. Fakat bu tarihten sonra yağacak yağışların buğday üretimini ne kadar kurtaracağı da soru işareti. Sonuç olarak Türkiye için haklı kuraklık endişesi var. Endişenin yerel fiyatlara yansıması doğal olacaktır. Bununla beraber buğday rekoltesinin azalması da daha fazla buğday ithalatı ile sonuçlanacaktır. Bunun için şimdiden düzenleme yapılması önem arz ediyor. Eğer yetkili birimlerin ithalat düzenlemesinde geç kalınması durumunda, yerel buğday fiyatındaki artış hızlanacaktır. Yerli buğday ve un şirketlerinin küresel fiyatlara ulaşımı bu nedenle oldukça önemlidir. Yurtiçinde yüksek buğday fiyatlarının etkisinden, uluslararası piyasadaki vadeli işlemler ve opsiyonlarla kurtulabilirler. Bunu yapabilen firmalar, sadece fiyat riskinden korunmayacak, aynı zamanda ilgili piyasada daha rekabetçi konuma geleceklerdir. Türkiye’deki kuraklık endişeleri nedeniyle tahmin kuruluşlarının yeni raporlarında bu değişime de yer vermesi beklenmektedir. Fakat yatırımcıların dikkat etmesi gereken nokta, eğer zamanında yeterli miktarda buğday ithalatı yapılırsa, yerel buğday fiyatının yüksek kalması mümkün olmayabilir.

Üretim, buğday piyasası için en önemli etken olmaya devam ediyor. Aylardan beri aynı şeyi yazıyorum ama piyasa neyi görmek isterse onu görür. Piyasa ile inatlaşmamak, fiyat trendini görmek ve sağlıklı karar almak oldukça önemli. ABD Tarım Bakanlığı ise üretim ile ilgili endişelerin haklı olduğunu gösterdi. ABD Tarım Bakanlığı, 2013/14 sezonu için buğday üretim tahminlerini geçen aya göre 5,32 milyon ton artırdı. Buna göre geçen yıla göre üretim artışı 56,21 milyon ton oldu. Bu oldukça yüksek bir artış. Örneğin ABD’nin 2012 yılında ürettiği buğday miktarından daha fazla bir üretim artışı, 2013-14 sezonunda gerçekleşiyor. Ya da diğer bir ifadeyle Türkiye’nin iki senede ürettiği buğdaydan daha fazla üretim artışı demek. Bu miktarda bir üretim artışına vadeli fiyatların tepkisiz kalması beklenemezdi. Talep artışı olmasına rağmen, üretimdeki artışın kayda değer olması, satışlar için de önemli bir neden oldu.

USDA’nın aylık tahmin raporuna göre; toplam buğday üretiminin 712,66 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Üretimdeki bu artış sonucunda toplam buğday stokları ise 185,4 milyon ton olacak. Kısaca önceki aya göre stoklarda 2,62 milyon ton artış var. Üretimdeki artış beklentisi, talep tarafından karşılanamadığı için dönem sonu stoklarına artış olarak yansıyor. Bir süreden beri bahsettiğim talep tarafının USDA’nın tahminlerine yansımadığı görülüyor. Hatta talep tarafında 3,53 milyon ton düşüş söz konusu. Buna rağmen USDA raporu açıklandıktan sonra buğday fiyatının destek çabaları dikkat çekici. Üretimdeki artışın büyük bir kısmı Çin ve Rusya tarafından sağlanıyor. Rusya’da buğday üretimi 600 bin ton artarken, Çin’de ise bir milyon ton artış bekleniyor. Geriye kalan bir milyon tonluk artış ise farklı ülkeler tarafından paylaşılmaktadır. Çin’deki toplam buğday üretim miktarı 122 milyon tona yükselirken, toplam buğday tüketimi değişmeyerek 150,5 milyon ton seviyesinde kaldı. Bunun sonucunda Çin’deki buğday stoklarının dönem sonunda bir milyon daha fazla gerçekleşmesi bekleniyor. Dünya buğday üretiminin yüzde 17’sini sağlayan Çin, buğday tüketiminin de yaklaşık yüzde 18’ini tek başına yapıyor. Çin ile ilgili diğer bir önemli not ise dünya buğday stoklarının yüzde 31,2’sini elinde bulundurmasıdır. Talep tarafındaki düşüşün en net hissedildiği ülke ABD olarak ortaya çıkıyor. Ekonomideki iyileşmeye rağmen ABD’de talep tarafının düşmesi, daha önce belirttiğim gibi FED kaynaklı parasal genişlemenin etkilerinden biri olarak görülmektedir. Emtia piyasalarından çıkan bir miktar sermayenin, bu süreçte etkili olduğu düşünülmektedir. Talep düşüşü görülen bölgelerden biri de Avrupa Bölgesi ülkeleri. Bu ülkelerde de toplam bir milyon daha düşük talep var. Kısaca dünyada buğday talebinin düşmesine, ABD ve Avrupa Bölgesi yol açmaktadır.

Şikago Ticaret Borsası’nda Aralık vadeli buğday fiyatı, yüksek üretim tahminleri ile gerileyerek 600 cent/bushel seviyesinin altına sarktı. Kısa vadede buğday fiyatına ilişkin beklentileri değiştirecek bir veri bulunmuyor. Ayrıca fiyatların 600-640 cent/bushel bandının altına inilmiş olması, teknik görünümü daha olumsuz gösteriyor. Bu seviyelerin üzerine çıkılmadan buğday için olumlu konuşmak zor. Aynı zamanda açıklanan tahmin raporlarında, üretimin yüksek olması ve talepteki canlanmanın yetersizliği, satış baskısının artmasına yol açıyor. Buğday fiyatı, Ekim ayında gördüğü en yüksek seviyesinden yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetti. Kısa sürede yaşanan bu miktarda bir satış, toparlanmanın da kolay olmayacağını gösteriyor. Özellikle kısa pozisyonlardaki artış önemli. Bu pozisyonlar kapanmadan sağlıklı bir yükseliş mümkün olmayacaktır. Yükselişler esnasında kısa pozisyonlardaki ağırlığın takip edilmesi, alınacak kararlar açısından yararlı olabilir.

Şubat ayı içerisinde yeni destek oluşturma çabalarını izleyebiliriz. Fakat buğday şu anda güçlü bir düşüş trendi içerisinde görülmektedir. Bu nedenle gelecek haberler, ağırlıkla satışlar için bahane olarak kullanılacaktır. Özellikle üretim ve talep tahminleri yakından izlenecektir. Şubat ayında Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Uluslararası Hububat Konseyi’nin (IGC) yeni açıklamaları, piyasalar üzerinde etkili olabilir. Vadeli buğday işlemlerinde pozisyon almak için öncelikle taban oluşumunun beklenmesi yararlı olacaktır. Düşen bir trend içinde hareket edildiğinden alım yapılırken dikkatli olunması gerekiyor. Bununla beraber yükselişlerin satış fırsatı sunduğu dikkate alınacaktır. Buğday fiyatı, taban oluşumuna yönelik ciddi sinyaller verdiği zaman tekrar uzun pozisyonlar konuşulabilir. Fakat bunun için öncelikle düşen trendin bitmesi gerekiyor. Aşağı yönlü bir piyasada, risklerin de arttığının göz önüne alınması gerekir. Bu ay buğday fiyatı için olumsuz bir tablo çizmemize rağmen, Ekim ayından bu yana yüzde 20’nin üzerinde değer kaybı yaşandığı unutulmamalıdır. Bu nedenle Şubat ayında yeniden 600-640 cent/bushel bandına doğru bir tepki hareketi olabilir. Bunun hızlı düşüşün bir düzeltmesi olarak belirtebilirim. Önemli olan buğday fiyatının yeniden bu seviyelerin üzerine çıkabilmesidir. O zaman düşüş trendinde değişimden söz edebiliriz. Bu durumda üretim ve talep tahminlerinde de hızlı bir düzelme görülmesi gerekir. Fakat kısa vadede pek mümkün gözükmüyor.

Bir önceki yazımız olan Buğday piyasası talebe odaklandı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Buğday fiyatı için düşüş trendi devam ediyor

“Şikago Ticaret Borsası’nda Eylül vadeli buğday fiyatı için düşüş trendi halen devam ediyor. Temmuz ayında …