“TABADER, İDMA 2017’DE SAHADA OLACAK”

Mustafa BAYRAM, TABADER: “TABADER olarak en önemli misyonumuz ise sektörlerin en büyük sorunu olan nitelikli insan gücü sorununu çözmek. Bu nedenle, İDMA 2017 Fuarı’nda Miller/Değirmenci Dergisi’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen hububat ve yem sektörüne yönelik eğitim programına büyük bir destek verdik. Bu eğitimleri, önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı planlıyoruz.”

 

Değirmenci Dergisi olarak, bu sayımızda, kuruluşuyla değirmencilik sektöründe önemli bir boşluğu dolduran, tahıl ve bakliyat işleme teknolojileri, depolama ve analiz sistemleri alanında faaliyet gösteren isimleri bir araya getiren bir derneği; Tahıl ve Bakliyat İşleme Teknolojileri, Depolama ve Analiz Sistemleri Derneği’ni (TABADER) konuk ediyoruz.

Hububat ve bakliyat ürünlerinin hem dünyanın hem de Türkiye’nin en büyük gıda kolunu temsil ettiğini ve bu sebeple sektörün temel direği olan teknolojiyi derneğin amacı olarak belirlediklerini belirten TABADER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, TABADER’in özellikle teknoloji geliştirme, üretme ve katma değerli ÜR-GE için bir adres konumunda olduğunu vurguluyor.

Geçtiğimiz bir yıl içinde altyapı ve kurumsal çalışmalarına odaklanan TABADER, sektörle ilgili bilgilendirme çalıştayları ve seminerlerinin yanı sıra, tüm dünya araştırmalarına açık önemli bir veri tabanı da oluşturuyor. Sektöre yönelik eğitim alan gençleri de bünyesine katarak ilerlemeyi hedefleyen TABADER bunun için GENÇ-TABADER girişimine de odaklanmış durumda.

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa BAYRAM ile TABADER’in faaliyetlerini, projelerini, gelecek hedeflerini ve kendi stantlarıyla katılacakları İDMA 2017 Fuarı hakkındaki görüşlerini konuştuk. Detayları Mustafa Bayram’dan alıyoruz…

Sayın Bayram, akademik yönünüzün dışında endüstride de aktif olarak çalışmalar yapan bir isimsiniz. Pek çok kişi sizi yakından tanıyordur ancak bilmeyen okurlarımız için öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?
Yaklaşık 20 yılın üzerinde akademinin yanı sıra sanayi ve sektörle birlikte güzel işler yapmaya çalışıyoruz. Mühendislik disiplininde bulunan bir akademisyenin zaten endüstrinin dışında kalması yanlış olur. Mühendislik branşları, ofislerin veya laboratuvarların duvarları arasında yaşamamalı. Özellikle Türkiye’de nitelikli insan gücü zor bulunuyor. Bu nedenle, öğretim üyelerinin bir ayağının mutlaka endüstride bulunması gerekiyor. Siz endüstriye bir şeyler katarken, endüstri de size büyük şeyler katıyor.

Ben, mühendisliği bilimin sanatçısı olarak tarif ediyorum. Yani, mühendis olanların veya mühendislik bölümünde görevli akademisyenlerin bilgiyi işleyerek, sanatçı dokunuşu edasıyla ortaya özgün ürünler çıkarması gerekiyor. Bu bağlamda da kariyerimi birkaç yönlü olarak planladığım için yoruluyorum ama keyif alıyorum.

Bir süredir Tahıl ve Bakliyat İşleme Teknolojileri, Depolama ve Analiz Sistemleri Derneği TABADER’in başkanlığını yürütüyorsunuz. Bize biraz TABADER’den bahseder misiniz? TABADER ne zaman kuruldu, yönetim kurulunda kimler var, hangi endüstriyi temsil ediyor ve amacı ne?
Sivil Toplum Kuruluşları (STK), ihtiyacın hâsıl olduğu zamanlarda, aynı hedefe odaklı insanların bir araya gelerek oluşturdukları örgütlü kuruluşlardır. TABADER’in çıkışı da bu şekilde olmuştur. Özellikle, TABADER teknoloji temelli bir dernek olduğu için geleceği temsil ediyor. Sektörün geleceği ve teknolojik anlamda örgütlenmede bir boşluk bulunuyor. Bu boşluğu TABADER tamamlamaya çalışırken aynı zamanda sektördeki diğer STK’larla da uyumlu bir şekilde paylaşımlar yapıyor. Derneğin isminden de anlaşılabileceği gibi derneğin çatısı altında değirmencilik endüstrisi, yani hububat ve bakliyat sektörünün işlemesi, teknolojisi, depolaması ve analiz sistemleri bulunuyor. Özellikle hububat ve bakliyat, dünyanın ve Türkiye’nin en büyük gıda kolunu temsil ediyor. Bu sebeple, TABADER stratejik olarak bu sektörlerin mihenk taşı olan teknolojiyi derneğin amacı olarak belirledi.

TABADER, sizin de bahsettiğiniz gibi çok genç bir dernek. Kuruluşunuzdan ve ilk genel kurul toplantınızdan bu yana yaklaşık bir yıl geçmiş. Bu kısa sürede kaç üyeye ulaştınız, ne gibi çalışmalar yaptınız?
Kuruluşumuzdan itibaren geçen bir yıl içinde, altyapı ve kurumsal yapı çalışmalarını gerçekleştirmeye çalıştık. Kurumsal kimlik ve üyelerimize ortam yaratmaya yönelik olarak derneğin merkezi belirlendi ve ofis kurumunda önemli bir aşamaya gelindi. Özellikle, dernek binamızı belirlerken tamamen üyelerimiz ihtiyaçlarını göz önüne aldık. Merkezimizi özellikle İstanbul olarak belirledik ve havaalanına çok yakın bir plazada ofisleri hazırlıyoruz. Sektördeki tüm üyelerimiz için İstanbul ve havaalanı en önemli ulaşım noktası ve bu nedenle iş görüşmeleri amacıyla derneğimizin ofislerini onların büroları haline getirmeyi amaçlıyoruz. Yani, üyelerimiz bu ofisleri kendi çalışmalarında rahatça kullanabilecekler.

Yine bu süreç içerisinde, üyelerimize sektörle ilgili bazı bilgilendirme çalıştayları düzenledik. Sektörün ihtiyaç duyduğu bazı konularda uzmanlar davet ederek bilgilendirme seminerleri yaptık. Ayrıca, TABADER olarak kuruluşumuzda ilk eylem planına aldığımız, tescillenen Coğrafi İşaretli ürünlerin ulusal ve uluslararası seviyede yaygınlaşması, tanıtılması ve literatüre kazandırılmasına yönelik olarak; “TABADER – Onaylı Ürün ve Tarifname” yayımlanması çalışmaları yapıyoruz. Bu sayede, tüm dünya araştırmalarına ve çalışmalarına açık, önemli bir veri tabanı da oluşturuluyor.

Şu anda TABADER’in GENÇ-TABADER ayağını oluşturmaya çalışıyoruz. Bu bağlamda, sektöre yönelik eğitim alan meslek lisesi, meslek yüksekokulu ve fakülte öğrencilerinin yapacağı çalışmaları bünyemize alarak onlarla birlikte başarılı çalışmalara imza atmak istiyoruz. Bunun yanında, bu sektörde eğitim alan öğrencilere yönelik teknik ders kitaplarını da sağlamayı planlıyoruz.

Aslında TABADER olarak en önemli misyonumuz ise sektörlerin en büyük sorunu olan nitelikli insan gücü sorununu çözmek. Bu nedenle, İDMA 2017 Fuarı’nda Miller/Değirmenci Dergisi’nin organizasyonuyla gerçekleştirilen hububat ve yem sektörüne yönelik eğitim programına büyük bir destek verdik. Bu eğitimleri, önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde yaygınlaştırmayı planlıyoruz.

Sanırım çalışmalarınız önümüzdeki süreçte çok daha hız kazanacak. Biraz da gelecek hedeflerinizden ve planlarınızdan, hazırlandığınız etkinliklerden bahseder misiniz?
Gelecek planlarımız içerisinde uluslararası platformlarda TABADER olarak yer almayı hedefliyoruz. Üye sayımız süreç içerisinde artıyor. Onların ihtiyaçlarını belirlemek ve o yönde aksiyon almak bizim için önemli. Bu sebeple, üyelerimizin görüşlerini almak üzere bir eylem planı çıkartmaya çalışıyoruz. GENÇ-TABADER bizim için en önemli konu ve bu nedenle yakın vadede üniversitelerle diyaloglara geçmeye başlayacağız.

Biraz temsil ettiğiniz sektörün dünyadaki konumu hakkında bilgi verir misiniz?
Akademik alanda yürüttüğümüz ve yeni tamamlanan bir çalışmayı burada paylaşmak istiyorum. Çok yeni ve özel bilgiler içeren çalışmamız, 2050 yılında gıda sektöründe neler olacağını anlatacak. Bu çalışmanın bir bölümü, hububat ve bakliyat sektörünü ilgilendiriyor. Eğer hububat ve bakliyat sektörü ile diğer gıda sektörleri buna göre pozisyon almazlarsa bu süreçte kazançlı çıkamayacaklar.

Gıda sektörü topraktan endüstriye, günlük hayatımıza akseden, diğer tüm sektörlerle ilişkisi olan, en önemlisi de iklimsel faktörlerden en fazla etkilenen alanlardan biridir. Dünyada tarımsal üretimdeki gelişmeler, Malthus’un nüfusun geometrik, üretimin ise aritmetik artış göstereceğine ve 20. yüzyılda insanların aç kalacağına ilişkin teorisini doğrulamıyor. Ancak, halen nüfustaki artış, “Gıda Güvenliği” konusunu dünyanın yakın gelecekteki en önemli sorunu olarak karşımıza çıkarıyor. Birleşmiş Milletler tarafından 2015 yılında yapılan çalışmaya göre, dünya nüfusunun 2050 yılında 9,7 milyar, 2100 yılında ise 11,2 milyar olması bekleniyor.

Bitkisel üretime uygun verimli toprakların son sınırına gelinmiş olması nedeniyle, artan nüfusla birlikte kişi başına düşen tarımsal alan miktarı azalıyor. Topraklarda tuzlanma, alkalileşme, asitleşme, mineral besin elementi eksikliği, kirlenme, erozyon, sıkışma ve organik madde kaybı gibi kimyasal ve fiziksel problemler bulunuyor. Yapılan tahminlere göre, bitkisel üretim altındaki 1,47 milyar hektar toprağın yüzde 38’i bozulma sürecindedir. Bu süreç, nüfus baskısı nedeniyle tarım alanı açmak için tropik yağmur ormanlarının yakılması ve su kaynaklarının kirletilmesi ile daha da olumsuz bir eksene oturmuştur.

Önümüzdeki 6 yıl içinde, bitkisel üretimin yanında hayvansal üretimde de artış bekleniyor. 2020 yılında et ihtiyacının 2003 yılına oranla yüzde 58’lik bir artışla 327 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle, yem hammaddesi olarak üretimine en fazla gereksinim duyulacak tahılın mısır olması bekleniyor. Bununla beraber, insan gıdası olarak hububat ve bakliyatta da ciddi bir talep patlaması yaşanacak.

Türkiye’nin değirmen, tahıl ve bakliyat işleme teknolojileri konusundaki başarısının sürdürebilir olması son derece önemli bir konu. Sizce bu sektörün başarısının sürdürülebilir olması için hangi konulara odaklanmak, hangi sorunları çözmek gerekiyor? TABADER bu konuda sektöre neler vaat ediyor?
Şuan için zirai anlamda hububat ve bakliyatın yeterli miktarda üretilmesi en büyük risk durumunda. Zira, gıda olarak tüketilmesinin dışında hububat ve bakliyat enerji, hayvancılık ve diğer sanayi sektörleri için de kullanılıyor. Bir süredir, dünyada hububat ve bakliyat ürünlerindeki fiyat artışları ve miktarla ilgili sorunlar kaygı vericidir. Gelecek projeksiyonlarına göre, gelecekte hububat ve bakliyat ürünleri hayvan ürünlerinde daha önemli bir durum oluşturacak. Ancak, biz buna halen hazır değiliz. Hem miktar bazında, hem teknolojik, hem de ekonomik olarak sektörün yaşadığı problemler bulunuyor. Üretim kayıpları halen çok fazla. Katma değerli ve yenilikçi ürün portföyü yeterli değil. İnsanların en temel ürünü olan hububat-bakliyat ürünlerinin zenginleştirilmesi özel bir önem taşıyor. Bu bağlamda TABADER misyonu önemli; özellikle teknoloji geliştirme, üretme ve katma değerli ÜR-GE için derneğimiz bir adres durumundadır.

2016 yılında gerçekleştirdiğiniz çalıştayda gerek dernek üyelerine, gerekse üyelerin çalışanlarına periyodik olarak eğitimler organize edeceğinizi duyurmuştunuz. Bu konuda herhangi bir çalışmanız olacak mı yakın zamanda?
Ankara’da yapacağımız bir çalıştaya öncelik vermek istiyoruz. Özellikle sektörü ilgilendiren konularda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve diğer bakanlık bürokratlarının seminer vermeleri konusunda çalışmalarımız devam ediyor.

Hedef kitlenizin çok büyük bir bölümü 04-07 Mayıs tarihleri arasında İDMA Fuarı’nda yer alacak. Sizin de TABADER olarak fuarda standınız bulunacak. İDMA’nın size önemli bir kazanım getireceğini düşünüyor musunuz? Bu fuara katılım amacınızı ve beklentinizi bizimle paylaşır mısınız?
İDMA, Türkiye’de değirmencilik sektörünün en önemli ve prestijli fuarı haline geldi. Dünyada da değirmencilik sektörünün ajandasında yer alıyor. Fuar, Türkiye fuarcılığı için özellikle sektörel fuarcılık için büyük bir başarıdır. Her fuarda olduğu gibi İDMA, yurtiçi ve yurtdışı paydaşları bu sayede bir araya getiriyor. Sektörel ticarette yeni bağlantılar oluşturulması için önemli bir argüman. TABADER olarak fuar süresince toplantılarda, ikili görüşmelerde ve eğitim kısmında aktif olarak IDMA fuarında yer alacağız. Fuarda, TABADER’e katılmak isteyen yeni üyelerimiz için stant açacağız. TABADER Yönetim Kurulu üyeleri ile bu fuarda sahada olacağız ve herkesi mutlaka bekliyoruz.

Bir önceki yazımız olan “Buğday Pakistan’ın temel gıdası” başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

“Buğday Pakistan’ın temel gıdası”

Shadid Farooq, Haris Puri International Eximp: “Kurumumuzun stratejik kararına dayanarak un projesini hayata geçirdik. Pilot proje olarak …