Sırbistan Türk makineleriyle ilgili fikrini değiştirdi

Sırbistan değirmencilik ve fırıncılık endüstrisinin önemli temsilcilerinden Mlinpek Zavod’un kurucularından Nebojsa Spasojevic, Türk değirmen teknolojileri firmaları ve Sırbistan’daki çalışmalarıyla ilgili şunları aktarıyor: “Ücret ve kalite açısından “şöyle böyle” ve “kötü değil” olan fikrimizi, “güzel!” olarak değiştirdiğimizi söylemeliyim. Ben yalnızca Türk ekipmanlarının kalitesinden bahsetmiyorum, aynı zamanda en baştan en sona kadar devam eden anahtar teslim yatırımlardan ve bedelinin hakkını veren uzmanlarınızdan da bahsediyorum. Aynı zamanda ticaretle uğraşan insanlarınız da çok hızlılar; demek istediğim birkaç gün içinde hemen bir teklif alabiliyorsunuz, bu da çok alışıldık bir şey değil.”

ropsdasdasMlinpek Zavod, Sırbistan değirmencilik ve fırıncılık endüstrisinin önemli temsilcilerinden biri. Gerek eğitim gerekse danışmanlık konusunda sektörün gelişimi için önemli bir çaba içerisinde olan firma, eğitimden planlamaya, mühendislikten danışmanlığa kadar pek çok konuda sektöre hizmet veriyor. Firmanın kurucuları arasında yer alan Nebojsa Spasojevic, hem firmaları hem de Sırbistan değirmencilik sektörü ve gelişimi hakkında pek çok bilgiyi dergimizle paylaştı. Şuanda ülkede 280’den fazla değirmenin bulunduğunu belirten Spasojevic, bunların yüzde 85’inin düşük kapasiteli değirmenlerden oluştuğunu, en büyük iki değirmenin ise günde 300 ton kapasiteyle çalıştığını belirtiyor. Dünyadakine benzer bir değişimin, yani çok sayıdaki küçük ölçekli işletmelerden az sayıdaki büyük ölçekli işletmelere dönüşümün Sırbistan’da da önümüzdeki süreçte yaşanacağını ifade eden Spasojevic, firmaları bu sürece hazırlamaya çalıştıklarını belirtiyor.

Nebojsa Spasojevic’in röportajın sonunda Türk teknoloji firmalarıyla ilgili ortaya koyduğu görüş ise son derece dikkat çekici. Ayrıntıları söyleşimizde bulabilirsiniz.

Sayın Spasojevic, öncelikle firmanızı biraz tanıyabilir miyiz? Verdiğiniz hizmetler ve sektördeki faaliyetleriniz nelerdir?
1993 yılında kurulan Mlinpek Zavod, Sırbistan’ın Novi Sad şehrinde yer alan 11 kişilik özel bir şirkettir. Değirmencilik ve fırıncılık endüstrisiyle ilgileniyor, öngörülerimizi belgelendiriyor, planlama, mühendislik ve danışmanlık gibi hizmetler veriyoruz. Aynı zamanda son 20 yıldır, senede iki kez Değirmencilik Günleri (Milling Days) ve Fırıncılık Günleri (Baking Days) adlı konferansları düzenliyoruz. Değirmenciler ve fırıncılar için ayda bir kez “Mlinpek Almanah” isimli bir dergi çıkarıyoruz. Son olarak, yine değirmenciler ve fırıncılar için ekipman ve yedek parça ithalatı üzerine de çalışıyoruz.

Sırbistan’daki un değirmenciliği endüstrisi hakkında da biraz bilgi verebilir misiniz? Değirmenlerin sayısı, öğütme kapasiteleri, teknoloji kullanım düzeyi, üretilen ürün grupları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sırbistan’ın günümüzde 280’den fazla değirmene sahip olduğunu söyleyebilirim. Bunların yüzde 85’i düşük kapasiteli (1,5 ton/saatten az) değirmenler. En büyük iki değirmen ise günde 300 ton kapasite ile çalışıyor. Teknoloji konusunda ise profesyonel kariyerimin başladığı 1987 yılından bugüne dek günde ilk ekolojik değirmenimizi (150 ton/gün) birkaç yıl önce aldığımızı söyleyebilirim. Bühler’in Danubis teknoloji değirmeni (300 ton/gün) 5 yıl önce Novi Sad’de inşa edildi. Yeni bir Türk değirmeninin yapımı da başlamak üzere… Ayrıca 2-3 yıllık Türk değirmenlerimiz de var. Sanırım bunlar resmin bütününü kabaca gösteriyor. Şuanda 30 yıldan daha eski makineler de kullanıyoruz ve bazılarını değiştirme aşamasındayız. Teknoloji düzeyimiz iyi; ancak bu, ekipman durumuyla yakından ilgili bir konu. Sırbistan değirmencilik endüstrisi olarak ürettiğimiz ürün grupları ise şöyle: T400 Un (İrmik),T500, T850, T1100, özel amaçlı un, kepek ve rüşeym.

Son zamanlarda artan yatırımlardan bahsettiniz. Bu konuyu biraz daha açabilir miyiz? Örneğin ülkenizdeki değirmencilerin yeni teknolojilere yaklaşımı nasıl?
İstekler bir yana, imkanlar bir başka yana… Herkes yeni teknoloji kurmak ister ancak asıl mesele maliyet. İşletme sahibinin değirmencilikten geçindiği tesislerde yatırım, maliyet azaltma ve yeni teknolojiler konusuna büyük bir ilgi gösterildiğini görebilirsiniz. Ancak işletme sahibinin diğer endüstri dallarından geldiği değirmenlerde ise asıl odak noktası üretim maliyetini düşürmek, operatör sayısını azaltmak, minimum yatırım ve maksimum korumayla mevcut (eski) makineleri yüzde 150 oranında kullanmaktır; tıpkı Süpermen gücündeki bakım operatörleri gibi…

Sırbistan’daki tüm değirmenler üretimlerini yalnızca ülke içi tüketim için mi gerçekleştiriyorlar? Ülkenizdeki değirmenlerin herhangi bir ihracat faaliyeti var mı? Eğer varsa, hangi ülkeler ihracat hedefinde ve bu ihracatın miktarı nedir?
2013 ve 2014 yıllarındaki toplam buğday unu ihracatımız sırasıyla 188 bin 382 ton ve 154 bin 224 tondur. 2013 ve 2014 yılında ihracat yaptığımız ülkeleri ve ihracat miktarımızı ise sırasıyla şöyle sıralayabilirim: Bosna Hersek, 57 bin 140 ton ve 41 bin 322 ton; Karadağ, 45 bin 869 ton ve 35 bin 516 ton; Makedonya, 28 bin 239 ton ve 32 bin 760 ton; Arnavutluk, 7 bin 421 ton ve 9 bin 541 ton; Slovenya, 995 ton ve 396 ton; Hırvatistan, 524 ton ve 249 ton; Yunanistan, 97 ton; Angola, 151 ton ve 3 bin 599 ton; Kosova, 42 bin 256 ton ve 30 bin 451 ton; diğerleri ise 2 bin 986 ton ve 390 tondur.

Ülkenizde hammaddeyle (buğday, vb. üretimi) ilgili sıkıntılar var mı? Değirmenlerde işlenen hammaddelerin ne kadarı ülkenizde üretiliyor ve ne kadarı ithal ediliyor? İthalat için hangi ülkeleri tercih ediyorsunuz?

Sırbistan tamamen ülke içinde kullanılmak üzere yılda yaklaşık 2 milyon ton buğday üretiyor (2013’te 3,079 milyon ton ve 2014’te 2,690 milyon ton). Bazen daha kaliteli olduğu için Macaristan ve Avusturya’dan buğday ithal ettiğimiz de oluyor ama bu münferit bir durum. Sırbistan, 2013 yılında 1 milyon 87 bin ton, 2014 yılında ise 420 bin ton buğday ihracatı gerçekleştirdi. 2013 yılında buğday ihracatı gerçekleştirdiğimiz ülkeler ise şöyle: Romanya (682 bin ton), Karadağ (66 bin ton), İtalya (40 bin ton), Bosna Hersek (57 bin ton), Slovenya (25 bin ton), Makedonya (57 bin ton), Hırvatistan (26 bin ton), Arnavutluk (35 bin ton), Kosova (91 bin ton) ve diğerleri (11 bin ton).

Sırbistan’daki un tüketim miktarı ve tüketim kültürü hakkında da biraz bilgi verebilir misiniz? Örneğin; hangi gıda ürünleri için un kullanılıyor ve nasıl tüketiliyor? Unlu ürünlerin tüketimi içinde tüketicilerin tercihleri nelerdir?
Sırbistan yılda 1,2 milyon ton buğdayı işlemden geçiriyor ve 860 bin ton un üretiyor. Ülkemizde ekmek üretimi için kullanılan un miktarı 398 bin ton, küçük ekmekler (roll) için kullanılan un miktarı 52 bin ton, makarna için 42 bin ton, şekerleme için 54 bin tondur. Ülke içi toplam un tüketimimiz ise 91 bin ton, 2013 yılında kişi başı ekmek ve küçük ekmekler (roll) tüketimimiz ise 87,4 kg’dır.

Ülkenizdeki öğütme endüstrisinin, tüketim miktarının ve tercihlerinin gelecekteki gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Endüstriniz ile ilgili gelecekteki beklentileriniz nelerdir?
Sırbistan değirmencilik endüstrisinin gelecekte yavaş yavaş yükseleceğini düşünüyorum. Umut ediyorum ki biz de diğer tahıllarla birlikte un ve fırıncılık programımızı büyütebiliriz.

Değirmencilik açısından diğer Avrupa ülkeleri ile kendi ülkenizi karşılaştırdığınızda konumunuz hakkında ne düşünüyorsunuz? Gelecekte dünya çapında sanayinizin konumunu güçlendirmek için neler yapmayı amaçlıyorsunuz?
Benim amacım yeterli olmayacaktır; bunun kolektif bir niyet olması gerekir. Sırbistan değirmencilik endüstrisi varlığını sürdürecektir. Ancak, her yerde olduğu gibi küçük değirmenler muhtemelen kapanacak ve yalnızca sayıca az olan büyük değirmenler kalacaktır. Biz de Mlinpek Zavod olarak geriye büyük oyuncular kaldığında, değirmencilerimizi ve fırıncılarımızı hazırlıklı olma konusunda eğitmeye devam edeceğiz.

Eğitim, modern endüstri trendlerini uygulamak ve mevcut alanlar ile tahıl potansiyelini maksimum düzeyde kullanmak için gelişmiş ülkelerle bağlantıda kalmanın tek yoludur.
Bu alanda aktif bir firma olarak, şu anda gerçekleştirilen veya önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek olan herhangi bir projeniz var mı?
Her zaman devam eden projelerimiz mevcut ve bunlar da ne yazık ki büyük ölçüde mevcut eski moda değirmenlerin ve fırıncılık tesislerin yeniden yapılandırılması üzerine. Uzun dönem projelerimiz ise farklı kurslar, eğitimler, değirmencilik ve fırıncılık günleri gibi uzman seminerleri düzenlemek ve değirmenciler ile fırıncılar için yayınlanan “Mlinpek Almanah” gibi dergi ve bazı kitaplar (yabancı kitapların çevirileri) aracılığıyla eğitim vermek üzerinedir.

Son olarak, eklemek istedikleriniz nelerdir?
Mlinpek Zavod ile ilgili eklemek istediğim, herkesle birlikte çalışmaya açık olduğumuzdur. Diğer konulara gelecek olursak; derginiz Miller Magazine her seferinde yüzümde bir gülümseme bırakıyor ve beni daha çok okumaya itiyor. Tebrik ederim! İDMA organizasyonunuz ise mükemmel ve buna yapacak yorum yok. Bununla ilgili her zaman daha da iyi şeyler hissediyorum. Değirmencinin El Kitabı’yla aynı zamanda yayıncılık alanında da yer alıyorsunuz.
Son olarak Türk Değirmen firmaları ve Sırbistan’daki çalışmalarıyla ilgili bir şey eklemek istiyorum. Ücret ve kalite açısından “şöyle böyle” ve “kötü değil” olan fikrimizi, “güzel!” olarak değiştirdiğimizi söylemeliyim. Ben yalnızca Türk ekipmanlarının kalitesinden bahsetmiyorum, aynı zamanda en baştan en sona kadar devam eden anahtar teslim yatırımlardan ve bedelinin hakkını veren uzmanlarınızdan da bahsediyorum. Aynı zamanda ticaretle uğraşan insanlarınız da çok hızlılar; demek istediğim birkaç gün içinde hemen bir teklif alabiliyorsunuz (ünite başına ekipman fiyatı ve tüm gerekli planlar) bu da çok alışıldık bir şey değil. Tek cümleyle özetlersek değirmen makine üreticileriniz, bu acımasız değirmencilik yarışında ciddi oyuncular… Tebrikler!

Bir önceki yazımız olan Bühler AG CEO’su Calvin Grieder’ın Gözünden İDMA, Türkiye ve Bühler: “İyi bir kombinasyon" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

“Türkiye’de büyümek için satın alma fırsatları kolluyoruz”

Greg Harvey, Interflour: “Türkiye’deki işlerimiz oldukça istikrarlı. Interflour büyümek için her zaman satın alma fırsatları arıyor. Zamanla …