kek_banner_640x100.jpg

Ortadoğu Pazarı Bizim Can Damarımız

Mezopotamya’nın kadim yiyeceklerinden olan , kabuğunu kırmaya çalışıyor. Son dönemde sektörde faaliyet gösteren şirketlerin de çabalarıyla ülke ve geneline hızla yayılan bulgurun kullanımı artıyor. İpek Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı , “Bulgurun faydaları ortaya çıktıkça tüketimi artıyor. Ortadoğu ülkeleri bizim can damarı pazarlarımız.”

Faysal SUN – İpek Bulgur Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Mardinli İpek Bulgur, yıllık 70 bin ton üretimle ’nin en büyük bulgur üreticisi ve ihracatçısı. Mardin’e has bulgurunu dünyaya tanıtmayı hedefleyen ve yıllık ihracatını 40 bin tona çıkaran İpek Bulgur yeni pazar arayışlarına devam ediyor. 20 ülkeye ürün satan İpek Bulgur’ ihracatında en büyük payı 35 bin ton ile Irak, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan gibi Ortadoğu ülkeleri alıyor. Ayrıca Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri ile Japonya ve Uzakdoğu ülkeleri şirketin pazarları arasında bulunuyor.

İpek Bulgur’un Mardin’deki fabrikası, dünyanın en büyük bulgur tesisi olma özelliği taşıyor. Günlük 500 ton kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük bulgur üreticisi ve ihracatçısı konumunda bulunan İpek Bulgur, yıllık 70 bin ton üretimiyle Türkiye’nin bulgur devi haline geldi. Çeyrek asırlık bir Mardin markası olan İpek Bulgur, üretiminin tamamını Mardin Ovası’nın Mezopotamya topraklarında yetiştirilen özel buğdaydan karşılıyor.

İpek Bulgur Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faysal Sun, yurt dışında yeni pazarlar ararken yurt içinde de pazar paylarını büyütmek için yeni ürünler geliştirmeye önem verdiklerini söyledi. Sun, Türkiye’nin dünyanın en büyük bulgur üreticisi olduğunu belirterek Türkiye’nin yüzde 25’i Mardin’de olmak üzere yıllık 1 milyon ton bulgur ürettiğini, bunun 250 bin tonunun ihraç edildiğini dile getirdi. İstanbul’da bu yıl 5’incisi düzenlenen Sirha fuarında görüştüğümüz İpek Bulgur Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mardin Bulgur İmalatçıları Derneği Başkanı Faysal Sun ile Değirmenci okuyucuları için çok sıcak bir ortamda röportaj gerçekleştirdik.

Sayın Sun, Mardin bulgurunun diğer bulgur çeşitlerinden farkı nedir? Sizi özel kılan nedir?
Mardin dünyanın en kaliteli topraklarına sahip Mezopotamya’nın bir parçasıdır. Mezopotamya toprakları kutsal topraklar olarak da bilinir. Güneşinin bol olması ürünün kalitesinde etkili oluyor. Makarnalık ve bulgurluk buğdayda önemli olan sertlik derecesi, protein ve parlaklık değerleridir. bütün bu özelliklerini güneş ve topraktan alıyor. İkisi bir araya gelince dünyanın en muazzam buğdayı ortaya çıkıyor. Dünyanın en muazzam buğdayından dünyanın en güzel bulgurunu; günlük 500 ton üretim kapasiteli Türkiye’nin ve dünyanın en büyük bulgur fabrikasında üretiyoruz.

Komşularından kaynaklanan sebeplerden dolayı Türkiye’nin zor bir bölgesinde üretim yapıyorsunuz. Bu sizin ihracatınıza nasıl yansıyor. İhracat rakamlarınızdan bahseder misiniz?
Biz şirket olarak ürettiğimizin yüzde 60’nı ihraç ediyoruz. Bu yaklaşık olarak 40 bin tona denk geliyor. Başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere 20’ye yakın ülkeye gerçekleştiriyoruz. Bunlar İran, Irak, Ürdün, Lübnan, İsrail, Suudi Arabistan, Suriye, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Uzakdoğu gibi ülkeler. Ortadoğu pazarı bizim can damarımız. Ancak ihracatımızın büyük kısmının yapıldığı Ortadoğu ülkelerinde yaşanan savaş ve iç çatışma ortamı bizi yeni arayışlara sevk etti. Biliyorsunuz bölgeye her daim bir terör belası bulaşıyor. Onun için sorun olduğu zaman zorlanıyoruz. Bu yüzden yeni pazar arayışlarımız devam ediyor. Daha sağlıklı ve güvenceli pazarlar hedefliyoruz. Türkiye’nin bulgur üretiminin yüzde 25’ini, ihracatının ise yüzde 35’ini Mardinli şirketler tek başına gerçekleştiriyor.

AVRUPA’YA %150 ARTIŞ HEDEFLİYORUZ
Avrupa pazarı için bir çalışmanız var mı? Sektörün Avrupa’ya ihracatı nasıl?
Tabii ki oralarda varız ve daha fazla var olmak için kararlı adımlar atıyoruz. Avrupa’da bir distribütörlük kurduk. Bu piyasada daha fazla pay almayı hedefliyoruz. Şu anda Avrupa ihracatımız 2 bin ton. Ancak 2018 hedefimiz yüzde 150’lik bir artışla 5 bin tona çıkarmak. Türkiye’nin Avrupa’ya şu anda 20-25 bin ton arası bulgur ihracatı var. Biliyorsunuz Avrupa Birliği’nin bulgur için 10 bin ton kotası var. 10 bin tona kadar vergisiz gönderebiliyoruz. 10 bin tonun üzerinde ise vergiye tabii tutuluyoruz.

Gurbetçiler ve göçmenler bulgura nasıl etki ediyor?
Son yıllarda Ortadoğu’daki savaş ve sorunlardan dolayı Avrupa’ya büyük etnik göçler oldu. Göçle giden insanlar oralara tüketim alışkanlıklarını da götürüyor. Oraya gidenler potansiyel bulgur tüketicisi. Bunun yanı sıra Avrupa’da son yıllarda vegan kültürü çok gelişti. Bulgur, Avrupalıların tebbule adını verdikleri salatada çokça tüketilmeye başlandı. Ayrıca etin yanında da tüketimi arttı. Bu alışkanlık bizde de var. Kebap ve dönerin yanına bulgur pilavı konması gibi. Bir de kültürel etkileşimin etkisi var. Avrupa’dan Türkiye’ye gelen turistler, otellerde ikram edilen bulguru yedikçe bu yiyeceğe karşı bir alışkanlıkları oluyor. Kendi ülkelerine gittiklerinde aynı damak tadını arıyorlar.

FAKİR YEMEĞİYDİ SOSYETEYE KARIŞTI
Bulguru kimler yiyor? Medyada çokça dile getirilen sağlıklı beslenme haberlerinin tüketim üzerinde etkisi oldu mu?
Yıllardır bulgura fakir yiyeceği algısıyla bakıldı. Ama artık bu değişti. Sağlık açısından çok kıymetli faydalarının ortaya çıkmasıyla şimdi sosyete yemeği oldu. Artık kendisini ve sağlığını düşünen insanlar bulguru tüketmeye başladı. Geçenlerde Bursa’dan bir müşterimiz geldi. Sadece yöresel ürünler satıyor. Adam diyor ki benim 5 bin tane kayıtlı müşterim var. Onlar fiyat sormazlar. Kaliteli, sağlık ve özgün ürünler istiyorlar. Onun için bizden bulgur aldı.
Bulgurun yurt içinde ve yurt dışında tüketimini artırmak için herhangi bir tanıtım yapıyor musunuz?
Mardin bulguru olarak URGE projesi kapsamında bir çalışma yürüttük. Ekonomi Bakanlığı ile birlikte bu çalışmayı yaptık. Mardin bulgurunu tanıtmak için 5 ülkede stant açtık. Amerika, Paris, Kazablanka, Lübnan ve Ürdün’de tanıtım yaptık ve çok iyi dönüşler alıyoruz. En son İpek bulgur olarak Almanya’da fuara katıldık. Bulgur tatlısı yaptık.

BULGURU ÇOCUKLARA YEDİRECEĞİZ
Bulguru bu güne kadar basit şekilde tanıtmışlar. Aslında bulgurdan yapılan 50 çeşit yemek var. Bizim hedeflerimizden birisi de bulgurdan yapılan yemekler kitabı çıkarmak. Bunu yemek yapan şeflere ve ev hanımlarına dağıtıp bulgurun ne kadar önemli olduğunu göstermek istiyoruz.

Bulgur sektörünün birlikte hareket ederek yeni hedef ler ve pazarlar belirleme çabası var mı?
Maalesef bulgur sektörü çok örgütlü bir sektör değil. Bizim hedefimiz bulgur sektörünü bir çatı altında toplamak. Sadece iki yerde derneğimiz var; bunların biri Gaziantep, diğeri Mardin’de. Antep’te 30’a yakın bulgur fabrikası var. Mardin’de 15, Türkiye genelinde ise 98 bulgur fabrikası mevcut. Ama örgütlü değiller. Mesela Türkiye’de 30 tane makarnacı var ama örgütlüler ve ses getirebiliyorlar.

Makarnanın Türkiye’deki geçmişi 50 yıllık ama bulgur bölgenin kadim yiyeceği. Neredeyse 1000 yıllık geçmişi var. Bulgurda birlikteliği ve tek çatı altında toplanmayı sağlamayı hedefliyoruz.

Bulguru en fazla hangi bölgeler tüketiyor? Bölgelere göre çok farklılık gösteriyor mu?
Güneydoğu’da bulgurun tüketimi kişi başına 27 kilo iken Ege Bölgesi ve Trakya’da bu rakam 8 kiloya kadar düşüyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hala bulgur pilavını ekmekle yiyenler. Türkiye’de bazı bölgelerde bulgurun hala nasıl pişirildiğini bilmeyen yöreler var. Biz Türkiye’ye bulguru çok fazla tanıtamadık. Sektör olarak önce Türkiye’deki tanıtım işini halletmemiz lazım. Biz bu kapsamda Türkiye’nin en büyük marketler zinciri olan Migros’un raflarında 6 aydan bu yana yer alıyoruz.

Yeni nesil ve özellikle çocuklar için var mı bir çalışmanız? Bu kitlenin bulgur yemesi için neler yapacaksınız?
Gelecek nesile, çocuklara bulguru sevdirmeliyiz. Onunla yetişmediler, maalesef artık bilmiyorlar, bu kültürü onlara vermek istiyoruz. Bu amaçla çocuklar için geliştirdiğimiz için 3 ayrı ürünü lanse ettik. Hem besin değeri yüksek hem de yapımı kolay ürünler. 2018 başında tüm Türkiye’de raflarda olacak. Şu anda ürün gamımızda 7 çeşit ürün, ama biz katma değeri yüksek ürünler geliştirmek istiyoruz. Bulgurun zenginleştirilmiş hali için Ar-Ge yapıyoruz. Kurutulmuş domates, biber, salça her şeyi içinde, yemeye hazır halde sunacağız. Toplumun tüketim alışkanlıkları değişti, çağa uygun bir hızda yemek hazırlanıyor. Makarnada gördüğümüz çeşitliliği bulgurda da yaratmayı hedefliyoruz.

HEDEFİMİZ PİRİNÇ YİYEN KİTLE
Yeni pazarlar olarak nereleri hedefliyorsunuz?
Yeni pazar arayışlarımız sürüyor. Amerika’nın Miami şehrindeki fuarda stant açtık ve büyük ilgiyle karşılaştık. Biz bulgur için pirincin çokça tüketildiği her yeri potansiyel müşteri olarak görüyoruz. Çünkü bulgur pirincin en sağlıklı alternatifidir. Asya ülkeleri bizim için büyük hedef pazarlar. ’e herhangi bir ihracat girişimimiz olmadı ama bu olmayacak anlamına gelmez. Son yıllarda bulgurun sağlık açısından önemini öne çıkaran araştırmalar ortaya çıktı. Bulgurun faydalarının ortaya çıkmasıyla tüketimi yükselmeye başladı. Diyabetli hastalar pirinç tüketemediğinden bulgura yöneldiler. Çünkü bu hastalar için bulgurun bir tehlikesi yok. Yine son yıllarda obezite toplumun temel sorunu olmaya başladı. Beslenmeden kaynaklanan kolon kanseri arttı. Bu da insanları bulgura yöneltti. Hem protein ve lif açısından zengin hem de çabuk pişiyor ve tok tutuyor. Ayrıca hiçbir katkı maddesi yok, tamamen su ve buğdaydan oluşuyor.

MARDİN BULGURUNA COĞRAFİ TESCİL
Üretimde kullandığınız makinalar yerli mi yabancı mı?
3 ortaklı yaklaşık 25 yıllık bir şirketiz. Fabrikamızda 60 kişiye istihdam sağlıyoruz. Kullandığımız makina parkurunu tamamen yerli şirketlerden karşıladık. Yüzde 80’i Gaziantep’teki üreticilerden temin ettik. Kendine has özelliği olan Mardin Bulguru’na coğrafi işaret tescil belgesi almak için başvurduk. Çok yakın bir zamanda bunun sonuçlanacağını umuyoruz.

Bir önceki yazımız olan "“Türkiye’de büyümek için satın alma fırsatları kolluyoruz”" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Sektörün ‘Ağabeyi’ Edip H.Aktaş’tan önemli çağrı: ŞİMDİ BİRLİK ZAMANI

“Şu anda Türk un sanayicisi ve değirmen makinaları endüstrisi çok ciddi bir rekabetle karşı karşıya. …