“Karadeniz havzası, buğday ticaretinde bize lojistik avantaj sağlıyor”

“Türk un sanayii, dünya genelindeki alıcıların tüm taleplerini yerine getirecek durumdadır. Hali hazırda dünya genelinde en fazla noktaya hizmet eden ülke Türkiye’dir. Bizim için önemli olan mevcut pazarlardaki rekabet nedeniyle oluşan düşük katma değerli ticaretin sona erdirilmesidir. Ayrıca Karadeniz havzasından yapılan ticaretinde lojistik avantajımız nedeniyle dünya fiyatlarına göre daha avantajlı fiyatlardan tedarik yapabilmekteyiz.”

– Anadolu Un Sanayicileri Derneği (AUSD) Başkanı

Son dönemde yaşanan bilgi kirliğinden dolayı iç piyasada kişi başı unlu mamuller tüketimde daralma yaşanıyor. Türkiye’nin dünya un ihracatında yıllardır zirvede yer almasında büyük payı olan Anadolu Un Sanayicileri Derneği (AUSD) Başkanı Ali İhsan Özkaşıkçı ile sektördeki gelişmeleri ve sorunları konuştuk. Özkaşıkçı sektörün geleceği için federasyonun karalama kampanyalarına karşı etkili bir duruş sergilemesi gerektiğini söyledi.

İşte Sayın Özkaşıkçı’nın ’ne açıklamaları:

Bize AUSD’nin yapısı, üye sayısı ve misyonu konusunda kısaca bilgi verir misiniz?
Derneğimiz 1985 yılında Ankara Bölgesi Değirmenciler Derneği olarak kurulmuş, daha sonra Un Sanayicileri adını almış, 13 Nisan 2006 tarihinde ise Anadolu Un Sanayicileri Derneği adını alarak ülke genelinde üye kaydına ve faaliyetlerine devam etmektedir. Dernek üyeleri Türkiye’nin her bölgesinden un – irmik fabrikaları temsilcileri ve bunlara hammadde temin eden, makine ekipman imal eden, teknik ve bilimsel uygulama yapan kişilerden oluşuyor. Derneğimizin 95 üyesi bulunmaktadır. Mesleki dayanışmanın artması için üyelerimizi bir araya getirmek ve bilgilendirmek en önemli görevlerimiz arasındadır. Buğday ve un ile ilgili elde edilen bilgiler haftalık mail ve faks bülteni ile düzenli olarak üyelerimize iletilmektedir.

AUSD üyelerinin toplam kapasitesi ve rakamları konusunda bilgi verir misiniz?
Üyelerimiz günlük yaklaşık 14.000 ton kırma kapasitesine sahiptir. Türk un sanayii teknolojik olarak ileri seviyededir. Yerli üretilen makine ve ekipmanların performansları dünya standartlarına göre en üst seviyede olup, sanayicimizin verimliliğine önemli katkı sağlamaktadır. Ayrıca Karadeniz havzasından yapılan buğday ticaretinde lojistik avantajımız nedeniyle dünya fiyatlarına göre daha avantajlı fiyatlardan tedarik yapabilmekteyiz. Son olarak Türk limanlarından daha fazla direkt (aktarmasız) konteyner hatlarının oluşması tüketiciye teslim fiyatlarımızda da bizlere farklılık yaratmaktadır.

Un sanayicisi olarak ihracatta karşılaştığınız sıkıntılar nelerdir?
En büyük sorun atıl kapasite ve Türk ihracatçısısın kendisiyle rekabet etmesi nedeniyle düşük katma değerli ticaretin yapılmasıdır. Sektör olarak herhangi bir hammadde sıkıntısı yaşamıyoruz.

Türkiye, un öğütme kapasitesi olan 31 milyon tonun ancak yarısını kullanıyor. Bu atıl kapasiteyi harekete geçirmek için neler yapılabilir? Sektörde satın alma veya birleşme bekliyor musunuz?
Ülkemiz kişi başı buğday tüketiminde dünya ölçeğinde yüksek seviyede ve aynı zamanda un ihracatında da lider konumda. Kişi başı tüketimin ileriki dönemde artmayacağını düşünürsek sadece ihracat alanında bir miktar büyüme olabilir (%15-%20 artış). Gelişmiş ekonomilerde özellikle 1950’ler sonrası başlayan konsolidasyon süreçleri (sektörel satın alma ve birleşmeler) günümüzde halen devam etmektedir. Atıl kapasite ve azalan kârlılıklar şirketlerin bu yöne gitmelerini gerektirmektedir. Türkiye’de de önümüzdeki 20-30 yıllık süreçte bu tip yapılanmaların artarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz.

İran, Rusya ve Irak hattında son dönemde bir yakınlaşma yaşanıyor. Bu Irak’ta un pazarının yüzde 40’ına sahip Türk şirketleri nasıl etkiler?
Türk un sanayii ileri teknolojisi sayesinde rekabetçi olmaya devam edecektir. Irak’ta yaşanan sorun kısmen lojistik ve bir süredir uygulanan ithalatı engelleyici vergilerdir. Eşit şartlarda Türk un sanayii ile dünya üzerinde rekabet edebilecek başka bir üretici ülke bulunmuyor. Türkiye-Irak arasında karayolu yerine vagon taşımacılığının geliştirilmesi önümüzdeki süreçte rekabet gücümüzü önemli derecede arttıracaktır. Esas tehlike Rusya ve Ukrayna’nın buğday ihracatı yerine un ihracatını geliştirmeleri yönündeki çabaları olacaktır. Zira dünya üzerinde en ucuz buğday üretimini bu iki ülke gerçekleştirmektedir.

Yeni pazarlar bulma konusunda ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Türk un sanayii dünya genelindeki alıcıların tüm taleplerini (kalite açısından) yerine getirecek durumdadır. Hali hazırda dünya genelinde en fazla noktaya hizmet eden ülke Türkiye’dir. Önemli olan yeni pazarların oluşturulması yerine mevcut pazarlardaki rekabet nedeniyle oluşan düşük katma değerli ticaretin sona erdirilmesidir.

2018’e yönelik hedefleriniz ve beklentileriniz neler?
Federasyonumuzun iç piyasada kişi başı tüketimdeki daralmanın (180 kg’dan 165 kg’a geriledi) önüne geçecek çalışmaları bir an önce başlatması ve basında oluşan bilgi kirliliği ve karalama kampanyalarına karşı etkili duruş sergilemesi gerekmektedir. Ayrıca sektörel satın alma ve birleşmelerin teşvik edilmesi için kamu idaresi ile görüşmelere başlanıp bu yönde teşvik paketlerinin geliştirilmesi sektörümüz açısından oldukça önemli bir adım olacaktır.

Bir önceki yazımız olan "“Yeterince temsil edilmediğimiz yeni pazarlara girmek istiyoruz”" başlıklı makalemizde ", Mirko ve " hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol edin

“Günlük 600 ton üretim kapasiteli yatırım için çalışmalara başladık”

“Altyapı olarak 1200 ton buğday kırma kapasitesine sahip bir tesisimiz bulunuyor. 2013 yılında ilk olarak …