Ticarette Avantaj Sağlayan Uluslararası Standartlar

“Ticaretin uluslararası dili olan standartlar, küresel piyasaları geliştiren, etkin iş ortamları yaratan, ekonomik büyümeyi destekleyen ve iklim değişikliğinin azaltılmasına katkı sağlayan en önemli araçlardır. Standartlara uygun ürün ve hizmetler, söz konusu ürün ve hizmette bulunması gereken asgari şartların karşılanmasını garanti etmektedir. Standartlara uygun üretim maliyetleri düşürdüğü, verimliliği ve rekabeti artırdığı için tüketicinin daha uygun fiyatla ürün veya hizmete erişimine imkân sağlar.”

“Standartlar, herkese eşit fırsatlar sunar”… Bu cümle, Uluslararası Standardizasyon Kuruluşu (ISO), Uluslararası Elektroteknik Komisyonu (IEC) ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) 14 Ekim Dünya Standartlar Günü için yayınladıkları ortak mesajın bu yılki teması.

Standartlar, en basit haliyle hayatı kolaylaştırmak, sosyal, ekonomik, kültürel ve benzeri alanlarda düzen sağlamak amacıyla oluşturulan ve uyulması zorunlu olmayan kurallar bütününü temsil etmektedir. Aslında standartların oluşturulmasındaki temel neden, hem ortak mesajın temasında olduğu gibi hem de Türkiye Standartlar Enstitüsü Başkanı Hulusi ŞENTÜRK’ün 14 Ekim Dünya Standartlar Günü için yayınladığı mesajında vurguladığı gibi eşitsizlikleri gidermektir. Açıklamasında standartların ortaya çıkış sürecine değinen ŞENTÜRK, şunları aktarıyor: “Ürünler ile ilgili standartlar çok eski tarihlere dayanmaktadır. İlk ortaya çıkan ürün ile ilgili standartlar, ölçüm standartlarıdır. Bu standartlar, mal ve hizmet alışverişinde bulunan tarafların ilişkilerde haksızlığa yol açmamaları için fiziksel ölçüm temelinde yayınlanmıştır.”

TİCARETİN ULUSLARARASI DİLİ
Standartları ticaretin uluslararası dili olarak tanımlayan ŞENTÜRK, konuyu şu sözlerle açıklıyor: “Ticaretin uluslararası dili olan standartlar, küresel piyasaları geliştiren, etkin iş ortamları yaratan, ekonomik büyümeyi destekleyen ve iklim değişikliğinin azaltılmasına katkı sağlayan en önemli araçlardır. Uluslararası standartlar, enerji verimliliğinden yönetim sistemlerine, iklim değişikliğinden, bilgi ve iletişim teknolojilerine kadar bütün sektörlerde dünyanın önde gelen uzmanlarının fikir birliğine vardığı görüşleri yansıtırlar. Böylece gelişmekte olan ülkelerin “tekerleği yeniden icat etmekten” kaçınmalarını sağlayan iyi uygulamaları ortaya koyarak hızlı ekonomik büyümeyi destekler, iletişim ve işbirliği önündeki engelleri kaldırarak olumlu değişimi sağlarlar. Standartlara uygun ürün ve hizmetler, söz konusu ürün ve hizmette bulunması gereken asgari şartların karşılanmasını garanti etmektedir. Standartlara uygun üretim maliyetleri düşürdüğü, verimliliği ve rekabeti artırdığı için tüketicinin daha uygun fiyatla ürün veya hizmete erişimine imkân sağlar.”

Günümüzde yaşamımızın her alanında belirli standartlar çerçevesinde yaşam sürmektedir. Ticarette de belli başlı standartlar, Şentürk’ün açıkladığı etkileri nedeniyle artık eskisinden çok daha önemlidir. Bir üründe kaliteden ambalaja her aşamada tüketicilerin ya da alıcıların talep ettiği belirli standartlar vardır. Bugün firmalar, ürün ya da hizmetlerine verdikleri önemi göstermek ve ticari güçlerini arttırmak amacıyla, ulusal ya da uluslararası ölçekte kabul görmüş belgelendirme kuruluşlarına başvurmakta ve bu kuruluşların denetimlerine tabi olarak belirli standartları gösteren belgeler almaktadırlar. Çünkü standardı belgelendirme, günümüzde küresel pazarlarda güçlü olabilmenin yollarından biridir.

İMALAT SANAYİ İÇİN STANDARTLAR
Üretim sanayiyle ilgili gerek ulusal düzeylerde, gerekse uluslararası düzeyde çeşitli standartlar oluşturulmuştur. Ulusal düzeydeki standartları bir yana bırakacak olursak, un sanayi de dahil özellikle imalat sanayinde faaliyet gösteren birçok firmanın dikkate alması gereken temel bazı standartlar şunlardır:
• ISO 9000 Kalite Yönetimi Standardı
• ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetimi Standardı
• ISO 14000 Çevre Yönetimi Standardı
• OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetimi Standardı
Bu standartların hepsi, uluslararası ölçekte kabul görmüş ve birçok ülkede uygulanmaktadır. Uluslararası Standartlar Teşkilatı (ISO) ve İngiliz Standartlar Enstitüsü (BSI) tarafından hazırlanan bu standartlar, ülkelerdeki yetkili temsilciler tarafından kabul edilip yayınlanmaktadır. Bu kuruluşların Türkiye’deki yetkili temsilcisi Türk Standartları Enstitüsü’dür (TSE). TSE’nin kabul edip yayınladığı bu standartlar Türkiye’de TS ya da TS EN ön ekiyle bilinmektedir. EN yani Europeane Norm, Avrupa Standartlarının kısaltmasıdır ve Avrupa Birliği’nde Standartlar arasında harmonizasyonu sağlamak için oluşturulmuştur.

ISO 9000 Kalite Yönetimi Standardı
ISO 9000 serisi standartların amacı; etkili bir yönetim sisteminin nasıl kurulabileceği, dokümante edilebileceği ve sürdürülebileceği konusunda yol göstermek, firmalar arasında güven ortamı yaratmak; proseslerin yönetilmesiyle ürün/hizmet kalitesinin sağlanması, devam ettirilmesi ve iyileştirilmesi, müşteriye ürün ve hizmetlerin tutarlılığının güveninin verilmesidir.

ISO 9000, Kalite Yönetim Sistemi Standartları tüm kuruluşlara; tipine, büyüklüğüne ve ürün cinsine bakılmaksızın uygulanabilir nitelikte hazırlanmıştır.

ISO 9000 serisinde yer alan standartlardan ISO 9001:2008, bir kalite yönetim sisteminin gerekliliklerini belirlemektedir; ISO 9000:2005, temel kavramları ve dili kapsar; ISO 9004:2009, bir kalite yönetim sisteminin nasıl daha verimli ve etkin yapılacağına odaklanır; ISO 19011:2011 ise kalite yönetim sistemlerinin iç ve dış denetimlerine kılavuzluk eder.

TSE’ye göre ISO 9001;
• Kuruluşta kalite anlayışının gelişimini,
• Kârın, verimliliğin ve pazar payının artmasını,
• Etkin bir yönetimi,
• Maliyetin azalmasını,
• Çalışanların tatminini,
• Kuruluş içi iletişimde iyileşmeyi,
• Tüm faaliyetlerde geniş izleme ve kontrolü,
• İadelerin azalmasını,
• Müşteri şikayetinin azalmasını ve memnuniyetin artmasını sağlayan,
• Ulusal ve uluslararası düzeyde uygulanabilen bir yönetim sistemi modeli olduğu için uygulanmalıdır.

ISO 9001:2000 Sisteminin Faydaları
1. Çalışanların kalite bilincinde artış sağlanması,
2. İşletmenin piyasa itibarında artış sağlanması (prestij),
3. Pazarlama faaliyetlerinde rakiplerden farlılık sağlanması,
4. İşletmenin uluslararası geçerliliğe sahip bir kalite belgesi edinmesinin getirdiği ticari avantajlardan yararlanabilme (ihracat için kalitenin belge ile ispatlanabilmesi),
5. Müşteri memnuniyetinde ve müşteri sadakatinde artış sağlanması,
6. Hata oranlarında, firelerde, yeniden işlemelerde azalma sağlanması,
7. Girdi, üretim ve son kontrollerin etkin olarak yapılabilmesi,
8. Tedarikçilerin seçiminde, değerlendirilmesinde ve takibinde kolaylık sağlanması,
9. İşletme içi yetki ve sorumlulukların tespitinde ve dağıtılmasında kolaylık sağlanması,
10. İşletme faaliyetlerinin standartlaştırılmasını sağlayacak dokümantasyonun (altyapının) oluşturulması,
11. Geçmişe yönelik kayıtların düzenli bir şekilde tutulmasını sağlayacak altyapının oluşturulması,
12. Veriler ve istatistiksel ölçümler doğrultusunda durum analizlerinin yapılabilmesi ve geleceğe yönelik kararlarda bu analiz sonuçlarının kullanılabilmesi,
13. Kurumsallaşma yolunda önemli bir adım atılmış olması.

ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetimi Standardı
ISO 22000, uluslararası bir standarttır ve “tarladan sofraya” varıncaya dek gıda zincirindeki tüm kuruluşları kapsayan bir gıda güvenliği yönetiminin gerekliliklerini tanımlar. Bu standart, gıda zincirinde güvenliği sağlamak amacıyla genel kabul gören kilit unsurları birleştirir. Bu unsurlardan bazıları şunlardır:
• Etkileşimli iletişim
• Sistem yönetimi
• Ön koşul programlar HACCP planları yoluyla gıda güvenliğinin önündeki tehlikelerin kontrolü
• Gıda güvenliği yönetimi sisteminin sürekli gelişimi ve güncelleştirilmesi.

ISO 22000; parça, paketleme malzemesi, temizlik unsurları, katkı maddesi ve malzeme üreticileri gibi birbirleriyle ilişkili kuruluşlar dahil olmak üzere gıda zincirindeki tüm işletmeler için uygun ve gerçek anlamda uluslararası bir standarttır.

ISO 22000:2005 aynı zamanda ISO 9001:2000 gibi kalite yönetimi sistemlerini bütünleştirmek isteyen şirketlere ve bu şirketlerin gıda güvenliği yönetimi sistemlerine yöneliktir.

ISO 22000 serisinde yer alan standartlardan ISO 22000:2005, gıda güvenliği yönetimi için genel kurallar içerir; ISO 22004:2014, ISO 22000 uygulanması hakkında genel tavsiye sağlar; ISO 22005:2007 yem ve gıda zincirinde izlenebilirliğe odaklanır; ISO/TS 22002-1:2009 gıda üretimi için spesifik ön koşulları içerir; ISO/TS 22002-3:2011 çiftçilik için spesifik ön koşulları içerir; ISO/TS 22003:2007 ise denetim ve belgelendirme kuruluşları için kurallar sağlar.

TSE’ye göre ISO 22000;
• Muhtemel tehlikeleri önleyerek güvenilir gıda üretilmesi ve müşteriye ulaşmasının sağlanması,
• Ürün kayıplarının azaltılması,
• Maliyetlerin azaltılması,
• Etkin bir otokontrol sisteminin uygulanmasının sağlanması,
• Müşteri talebi olması,
• Ticaret kolaylığının sağlanması,
• Yasal mevzuata uygunluğunun sağlanması için uygulanmalıdır.

ISO 22000 Sisteminin Faydaları
1. Tüm gıda zincirine uygulanabilir olması,
2. Yönetime kritik bilgilerin sunulması suretiyle kolay karar verebilme olanağının sağlanması,
3. Tüketicilerin gıda güvenliği ile ilgili taleplerinin tamamının karşılanması,
4. Uluslararası düzeyde tanınan bir sistem olması nedeniyle ihracat kolaylığı,
5. Ürün gen toplama riskinin azaltılması,
6. Çalışanların iş veriminin ve memnuniyetinin artırılması,
7. Çalışanların hijyen ve gıda güvenliği konusunda bilinçlenmesi,
8. Proses kontrolün dokümanlarla kanıtlanmasına olanak vermesi,
9. Yükümlülüklerini bilen ciddi ve profesyonel bir organizasyon oluşturulması,
10. Gıda zehirlenmeleri ve ölüm risklerinin düşürülmesi,
11. Kanunlara uyumluluğun sağlanması,
12. Resmi denetimlerde karşılaşılan sorunların en aza indirilmesi,
13. Gıda israfının (gıda bozulmaları, vb.) ve bu israftan kaynaklanan maliyetlerin en aza indirilmesi,
14. Çalışma ortamının iyileşmesi,
15. Müşteri güveninin ve memnuniyetinin sağlanması,
16. Pazarlamada rakiplerin önüne geçilmesi,
17. Ürün kayıplarının azaltması,
18. Ürün güvenlik problemlerinin önlemesi,
19. Hata yapılarak kazanılan tecrübeye güvenmekten ziyade potansiyel tehlikelerin önceden saptanabilmesi,
20. Gıda işletmelerine güvenli gıda üretmek için kanuni zorlukları karşılamada güvenirlik sağlaması,
21. Etkin kontrol geliştirmeye sistematik olarak yaklaşması,
22. Gıda zincirinin her aşamasında kullanılabilmesi,
23. ISO 9000 gibi kalite yönetim sistemlerinin tamamlayıcısı olması,
24. Geleneksel muayene ve kontrol sistemlerinden daha etkili olması,
25. FAO / WHO tarafından onay görmüş güvenilir bir sistem olması.

ISO 14000 Çevre Yönetimi Standardı
Her geçen gün daha da küçülen dünyamızın kaynaklarının sonsuz olmadığı, ürün ve faaliyetlerin çevre etkilerinin yerel ve bölgesel kalmayıp, global olduğu artık tüm dünyada kabul edilmiştir. Bu bilinç çevresel etkilerin yasal uygulamalardan ziyade piyasa kuvvetleri ile kontrol edilmesi ihtiyacını da beraberinde getirmiştir.

Bugünün tüketicisi, beklenti ve ihtiyaçlarının en üst düzeyde karşılanmasının yanı sıra kendisine, yaşadığı çevreye ve dünyasına değer verilmesini, saygı gösterilmesini talep etmekte ve piyasada bunu sorgulamaktadır. Bu gelişmeler kuruluşların çevre ile etkileşimlerini kontrol altında tutabilmelerini ve çevre icraat ve başarılarını sürekli iyileştirebilmelerini sağlayacak yönetim sistemlerine ihtiyaç bulunduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. ISO tarafından yayınlanan ISO 14000 standartlarının genel amacı, sosyo-ekonomik ihtiyaçlarla dengeli bir şekilde, çevrenin korunmasını ve kirlenmesinin önlenmesini desteklemektir. Her türlü üretim sektöründe, ürünün ilk aşamasından tüketiciye sunulmasına kadar geçen her adımda çevresel etkilerin dikkate alınarak üretimin gerçekleştirilmesini sağlayan sistematik bir yaklaşım olan ISO 14000; bir şirketin çevresel performansının kontrol edilmesi ve geliştirilmesi sürecini tanımlayan uluslararası bir standarttır.

ISO 14000 serisi standartlar; ISO 14001:2004, ISO 14004:2004, ISO 14006:2011 gibi çevre yönetim sistemlerini ve ISO 14064-1:2006 gibi sera gazıyla ilgili rehbelere yoğunlaşan standartları içermektedir.
TSE’ye göre ISO 14001;
• Ulusal ve/veya uluslararası mevzuatlara uyumun artırılması,
• Çevresel performansın artırılması,
• Market Stratejileri:
– Uluslararası rekabette avantaj sağlaması,
– Firma itibar ve pazar payının artırılması,
• Maliyet kontrolünün geliştirilmesiyle masrafların azaltılması ve verimliliğin artırılması,
• Acil durumlara (deprem, yangın, sel vb.) ve kazalara karşı hazırlıklı bulunarak mesuliyetle sonuçlanan kaza vb. olayların azaltılması,
• Kirliliğin kaynaktan başlayarak kontrol altına alınması ve azaltılması,
• Girdi malzemeleri ve enerji tasarrufu sağlanması,
• İzin ve yetki belgelerinin alınmasının kolaylaştırılması,
• ISO 14001 tüm dünyaca bilinen ve kullanılan ortak bir dil olduğundan global pazarda kabul edilirliğin sağlanması için uygulanmalıdır.

ISO 14000 Sisteminin Faydaları
1. Ulusal ve/veya uluslararası mevzuatlara uyumun artırılması,
2. Çevresel performansın artırılması,
3. Pazar Stratejileri,
– Uluslararası rekabette avantaj sağlanması,
– İşletmenin itibar ve pazar payının artırılması,
4. Maliyet kontrolünün geliştirilmesiyle masrafların azaltılması ve verimliliğin artırılması,
5. Beklenmedik durumlara (deprem, yangın, sel vb.) ve kazalara karşı hazırlıklı bulunarak mesuliyetle sonuçlanan kaza vb. olayların azaltılması,
6. Kirliliğin kaynaktan başlayarak kontrol altına alınması ve azaltılması,
7. Hammadde ve enerji tasarrufu sağlanması,
8. İzin ve yetki belgelerinin alınmasını kolaylaştırması,
9. ISO 14001 tüm dünyaca bilinen ve kullanılan ortak bir dil olduğundan global pazarda kabul edilirliğin sağlanması,
10. Şirket faaliyetlerinin çevreye olan etkisi ve çevre riskleri belirlenerek kontrol edilebilmesi ve bu sayede çevreyi olumsuz etkileyen unsurların azaltılması,
11. Çevre etkilerinden kaynaklanan maliyetlerin düşürülmesi,
12. Çevre ile ilgili yasalara ve mevzuatlara uyum sağlanması,
13. Acil durumlarda meydana gelebilecek çevre etkilerinin azaltılması veya tamamıyla ortadan kaldırılması,
14. Yasal kurumlara karşı, mevzuat ve yönetmeliklere uyulduğunun Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 14001 Belgesi ile gösterilebilmesi,
15. Gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda tanınmışlık sağlanarak kuruluşa prestij kazandırılması,
16. Şirket personeline verilen eğitimler sayesinde çalışanlarda çevre bilincinin artırılması,
17. Çevreye zarar vermeyen bir işletmede çalışmanın, çalışanların motivasyonunu olumsuz etkilememesi,
18. Tüketicinin çevre ile ilgili beklentilerine cevap verilebilmesi, bilinçli tüketicilere erişilebilmesi ve onları kazanma şansını artırması,
19. Kaynakların etkin kullanılması (enerji, su, vb. tasarrufu sağlanması),
20. Çevreye bırakılan atıkların azaltılması.

OHSAS 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği
Yönetimi Standardı
İş güvenliği konusunda her ülkede farklı meslek gruplarına yönelik belirli yasal mevzuatlar ve standartlar bulunmakla birlikte uluslararası ölçekte en yaygın kabul gören sistem İngiliz Standartlar Enstitüsü tarafında hazırlanan OHSAS 18001 standardıdır. OHSAS, işyerlerinde çalışanların sağlığını ve güvenliğini etkileyebilecek risklerin sistematik olarak kontrol altında tutulmasını öngören bir yönetim modelidir.

OHSAS 18001, iş yerinde çalışanlar, müşteriler ve halk için sağlık ve güvenlikle ilgili riskleri azaltmak üzere resmi bir prosedür uygulamayı isteyen her kuruluş tarafından benimsenebilir.

TSE’ye göre OHSAS 18001;
• Kârlılığı artırmak,
• İSG çalışmalarını diğer faaliyetlere entegre ederek kaynakların korunmasını sağlamak,
• Yönetimin taahhüdünün sağlandığını göstermek,
• Motivasyon ve katılımı artırmak,
• Ulusal yasa ve dünya standartlarına uyum süresini ve maliyetini azaltmak,
• Paydaşların istek ve beklentilerini karşılayarak rekabeti artırmak,
• Kuruluşlar tarafından sürdürülmekte olan İSG faaliyetlerinin sistematik olarak yayılımını sağlamak için uygulanmalıdır.

OHSAS 18001 Sisteminin Faydaları
1. Çalışanların işyerinin olumsuz etkilerinden ve kazalardan korunarak, rahat ve güvenli bir ortamda çalışmalarının sağlanması,
2. Çalışan motivasyonunun ve katılımının arttırılması,
3. İş kazaları ve meslek hastalıkları sebebiyle oluşabilecek iş ve iş gücü kayıplarını en aza indirgeyerek, iş veriminde artışın sağlanması ve maliyetlerin düşürülmesi,
4. Çalışma ortamlarında alınan tedbirlerle, işletmeyi tehlikeye sokabilecek yangın, patlama, makine arızaları vb. durumların ortadan kaldırılması neticesinde işletme güvenliğinin sağlanması,
5. Ulusal ve uluslararası yasa ve standartlara uyum sağlanması,
6. İş performansının arttırılması,
7. Diğer işletmeler ya da müşterilere karşı duyarlı, sorumlu bir imaj yaratılması,
8. Rakiplere karşı üstünlük sağlanması,
9. Resmi makamlar önünde, kuruluşun iş güvenliğine olan duyarlılığının kanıtlanabilmesi.

CE İşareti
CE işareti ‘Conformite European’ kelimelerinin kısaltılmasıdır ve literatürdeki anlamı ‘European Conformity’, Avrupa normlarına uygunluktur. CE işareti, bir ürün ya da ürün grubunun, Avrupa Birliğinin sağlık, güvenlik, çevre ve tüketicinin korunması konusunda oluşturmuş olduğu “ürün direktifleri” olarak anılan temel gerekliliklere uygun olduğunu gösterir. CE işaretini taşımayan ürünler, Avrupa Birliği ülkelerine giremez. Bu nedenle CE işareti, ürünlerin Avrupa Birliği iç pazarında serbestçe dolaşımına olanak veren bir “endüstriyel ürün pasaportu” olarak tanımlanabilir.

CE işareti, bir kalite markası değildir. CE işareti, herhangi bir yerden alınan marka olmayıp imalatçı tarafından ürüne/ambalaja/ilgili dokümana yapıştırılır. Ancak bu işaret, sadece direktiflerde belirtilen şartlara uygunluk sağlandığında ürünler üzerinde kullanılabilir. Bu nedenle, ürünün özelliklerine göre mevcut direktifler incelenmeli ve hangi direktif veya direktiflerin geçerli olacağına doğru karar verilmelidir. Ürün üzerinde yer alan CE işareti, ürünün ilgili bütün direktiflere uygunluğunu gösterir.

GÖRÜNMEZ STANDARTLAR YA DA ENGELLER
Devletler, piyasaya arz edilecek ürünlerin insan sağlığına, can ve mal güvenliğine, çevreye, hayvan ve bitki sağlığına, tüketici haklarına veya korunması amaçlanan benzeri temel değerlere zarar vermemesi ve tehlike oluşturmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Yukarıdaki uluslararası standartların benimsenmesi ve uygulanması, devletlerin belirledikleri bu yükümlülüklerin önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Ancak bu standartların da zaman zaman tek başına yetmediği bazı düzenlemelerle karşılaşmak mümkün. Görünmez engeller olarak tabir edebileceğimiz bu teknik düzenlemeler, ürünlerin yurtdışı pazarlara erişiminde ciddi engeller yaratabilmektedir.

İthalatta ve ihracatta ürünlerin tabi olacağı teknik düzenlemeler ülkenin iç ve dış ticaret politikasının bir parçasıdır. Bu yüzden bir ülkeye ihracat yapmayı planlayan bir firma, yukarıdaki standartların yanı sıra ülkenin belirlediği standartları ya da teknik düzenlemeleri de takip etmeli ve uygulamalıdır. Fakat söz konusu teknik standartlar veya idari düzenlemeler bazen gizli birer dış ticaret engeli gibi etki yapabilir; diğer bir değişle, yerli üreticileri dış rekabete karşı koruyan görünmez bir mekanizma oluşturulabilir.

Genel olarak bu düzenlemeler pek çok ve çeşitlidir. Bazıları da geçerli bir nedene dayanmayabilir. Örneğin Japon hükümeti geçmişte aldığı bir kararla yabancı yapımı kayakların ülkeye ithalini yasaklamış; gerekçe olarak da Japonya’da karın başka ülkelere yağan kardan farklı olduğunu göstermiştir. Bunun gibi, 1960’larda ABD, şarbon hastalığı bulunduğu gerekçesiyle Arjantin’den sığır eti ithalini yasaklamışken koyun eti ithalini de aynı yasağın kapsamına aldı. Oysa adı geçen ülkede bu hastalık koyunlarda hiç görülmüş değildi.

Genellikle teknik standartların belirlenmesi ile birlikte, mal ve araçların bu standartlara uygunluğunu test etmek için gerekli analiz yöntemleri de gösterilir. Dolayısıyla bu amaçla görevli kuruluşlara (uluslararası gözetim şirketleri) ihraç mallarının denetiminin yaptırılıp standartlara uygunluğu kanıtlayan belgeler almak gerekir. Bu da diğer yönüyle uluslararası ticarette bürokrasinin artması demektir. Yükleme öncesi muayeneler ve orijin kuralları da bir anlamda uluslararası mal ticaretinin akışını engelleyici etkenlerdir. Keza iç piyasada satışa sunulacak malların imalatında kullanılan girdilerin bileşimini gösteren etiketleme zorunlulukları, paketleme ve ambalajlama koşulları ve pazarlama biçimiyle ilgili öteki kısıtlamalar ya da sınai ve fikri mülkiyet haklarıyla ilgili sorunlar, ithal ya da ihraç edilecek mallar açısından benzer sorunlar doğurur.

Standartlar ya da genel olarak görünmez engeller, uluslararası ticarette saydamlığı bozmakta ve işlemlerin yapılmasında önemli güçlükler doğurmaktadır. II. Dünya Savaşından sonra gümrük tarifeleri ve ithalat kotalarında görülen azalmaya karşın yakın geçmişte bu gibi görünmez engellerin sayı ve kapsamlarında büyük artışlar olmuştur. Hatta bugün dünya ticaretini kısıtlayan asıl faktörler gümrük tarifeleri değil, bu gibi görünmez engellerdir.

Ülkelerin uyguladığı birbirinden farklı teknik düzenlemelerin dünya ticaretinde malların serbest dolaşımına engel teşkil etmemesi amacıyla Türkiye’nin de üyesi olduğu Dünya Ticaret Örgütü çerçevesinde Ticarette Teknik Engeller Anlaşması hazırlanmıştır. Söz konusu Anlaşma, teknik düzenlemelerin hazırlanması ve uygulanması aşamasında yerli ve yabancı ürünler arasında ayırım yapılmaması, teknik düzenlemelerin amaçlanan hedefe ulaşmak için gerekenden daha fazla ticareti kısıtlayıcı etkisi olmaması ve ülkelerin teknik düzenleme taslaklarını diğer ülkelere önceden bildirmeleri yoluyla şeffaflık sağlanmasını temel ilkeler olarak belirlemektedir.

TÜRKİYE’DE BUĞDAY UNU STANDARDI
Türkiye’de geçmişte buğday unuyla ilgili standartları belirleyen TS 4500 Buğday Unu Standardı, 2010 yılında yürürlükten kaldırıldı. TSE’nin buğday ya da un bazlı ürünlerle ilgili halen yürürlükte olan standartlarından biri TS 1620 Makarna Standardı, bir diğer ise TS 2383 Bisküvi Standardı. Bunun yanı sıra bu ürünleri üreten fabrikalar için genel kuralları belirleyen üç standart daha bulunuyor; TS 9557/Nisan 2004 “İş Yerleri-Un Fabrikaları-Genel Kurallar”, TS 9482/Eylül 1991 “Makarna Fabrikaları-Genel Kurallar” ve TS 9600/Kasım 1991 “ Bisküvi Fabrikaları-Genel Kurallar”. Şuanda Türkiye’de un standardını, 2 Nisan 2013 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Türk Gıda Kodeksi Buğday Unu Tebliği” belirlemektedir.

Bir önceki yazımız olan Ambalajlamanızı Planlayın, Karınızı Arttırın başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Değirmencilikte Taşıma Sistemleri ve Pnömatik

Günümüz un fabrikalarında, buğday ve un taşımada kullanılan sistemler mekanik ve pnömatik olarak iki gruba …