İklim değişikliği tahılda verimliliği azaltacak

“İklim değişikliği nedeniyle oluşabilecek felaket uyarıları yakın gelecek için yazılıyordu ama artık günümüzde yaşanır hale geldi. Olağanüstü iklim olayları artık olağan hale gelmeye başladı. Aşırı yağışların sebep olduğu felaketler ardı ardına yaşanıyor. Daha önce ülkemizde ve komşu ülkelerde pek rastlanmayan kasırgalar değişen ilkim koşullarından dolayı artık konuşulmaya başlandı. Bunlardan biri geçen yıl ülkemizi teğet geçerken komşumuz Yunanistan’a büyük zararlar verdi. Hiçbir ülke ben bundan olumsuz etkilenmem demeden iklim değişikliğini birinci vazife olarak görmeli ve önlem alma konusunda elini taşın altına koymalıdır.”

Abdülkadir Külahçıoğlu
Türkiye Sanayicileri Derneği (TMSD) Yönetim Kurulu Başkanı

İklim değişikliğinin en çok tarım üretimini etkilediği herkes tarafından bilinmektedir. Tarım üzerinde etkisi, gıda güvencesinde ve uluslararası ticarette kendini göstermekte, ortaya çıkan azlığı veya fazlalığı ekonomik dengeleri büyük oranda etkilemektedir.

Doğal afetlerin etkisinde kalan ülkelerde tarım yapılamıyor, tarımsal üretim azalıyor. Bunun doğal sonucu olarak arz edilen miktar talebi karşılamıyor. Gıda fiyatlarında spekülasyon yapılıyor. Günümüzde gıda ürünleri, en önemli yatırım aracı oldu. Tüm bu etkenler neticesinde dünyada fiyat artışları meydana geliyor.

İklim değişikliği nedeniyle oluşabilecek felaket uyarıları yakın gelecek için yazılıyordu ama artık günümüzde yaşanır hale geldi. Olağanüstü iklim olayları artık olağan hale gelmeye başladı. Aşırı yağışların sebep olduğu felaketler ardı ardına yaşanıyor. Daha önce ülkemizde ve komşu ülkelerde pek rastlanmayan kasırgalar değişen ilkim koşullarından dolayı artık konuşulmaya başlandı. Bunlardan biri geçen yıl ülkemizi teğet geçerken komşumuz Yunanistan’a büyük zararlar verdi. Güneydoğu’da birçok yerde aşırı yağışlar yüzünden hasatlar yapılamazken kışlık ekimlerde gerçekleşmedi. Hiçbir ülke ‘ben bundan olumsuz etkilenmem’ demeden iklim değişikliğini birinci vazife olarak görmeli ve önlem alma konusunda elini taşın altına koymalıdır.

Ülkemiz ve dünya nüfusunun hızla artması, sürdürülebilir tarımın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Çiftçimizin emeğini karşılayacak ve sanayicinin dış pazarda rekabet edebileceği yeterli verim alınması ve dengeli bir fiyat politikası oluşturulması, tarıma dayalı sanayinin sürdürülebilirliği için elzemdir. Tarım ürünlerinin sanayinin ihtiyacına yetecek miktarda ve kalitede, çiftçinin alın terinin karşılığını alacağı, sanayicinin dış piyasalarda rekabet edeceği bir fiyat aralığında ülke içinde üretilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin toplam tarım arazisinin %80’inde kuru tarım yapıldığı dikkate alındığında, tarımsal üretimimizin doğrudan yağışa bağlı olduğu görülecektir. Nitekim yapılan çalışmalarda iklim değişikliğinin ülkemiz ürün verimliliğini %15 ila %25 arasında azaltacağı öngörülmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan 2018 yılı Bitkisel Üretim İstatistiklerine göre; Üretim miktarları, bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %5,8, sebzelerde %2,6 azalış göstermiştir. Verimdeki ve kalitedeki azalmalara bağlı olarak ithalatın artması, ihracatın azalması kaçınılmazdır.

‘İKİ ÖNEMLİ GELİŞMEYE İMZA ATTIK’
Bunun için iklim değişikliğine uyum çalışmalarının çok acil hızlandırılması gerekmektedir. Bu gereklilik için tüm paydaşların belirlenecek ortak hedefler, stratejiler doğrultusunda organize, koordineli bir şekilde, birlikte çalışması çok önemlidir.

İklim değişikliği ile ilgili mücadele ve uyum stratejilerinin ortaya konulup hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda güvenilir tarım üretim havzalarında iklim projeksiyonları yapılıp öngörülen iklim koşullarına uygun ürün çeşitlendirmesine gidilmesi, olası değişikliklerin tahmin edilerek buna yönelik planlama yapılması alınabilecek tedbirlerden bazılarıdır. Ayrıca çiftçinin iklim değişikliği konusunda eğitilmesi, iklim değişikliğinden kaynaklanan olumsuzlukların azaltılmasında etkili olabilecektir.

Sözleşmeli üretim modeli, kooperatifleşme, arazi toplulaştırmaları, çiftçi eğitimi de iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasında oldukça etkili olacaktır.

2018 yılında Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD) olarak tarımsal üretimin planlanmasında ve politikaların belirlenmesinde etkili olacak 2 önemli gelişmeye imza atarak iklim değişikliklerinin olumsuz etkilerini en aza indirmek için girişimlerde bulunduk.

İlk olarak, makarnalık üreticisinden tüketiciye kadar uzanan zincirde; sektörde gelişen ve değişen dünya şartlarına göre her halkada; mevcut durumun ortaya konulması, üretici, sanayici ve tüketicinin tercih ve isteklerinin belirlenmesi ile makarna sektörüne veri sağlanması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Tarım Ekonomisi Bölümü ile ortak projeye başlanmıştır. Bu proje ile Türkiye’de makarnalık üretim kararlarını etkileyen faktörler, makarna fabrikalarının hammadde talebi ve pazarlama yapısı ile tüketicilerin makarna tüketim alışkanlıklarının araştırılması planlanmaktadır.

İkinci girişimimiz olarak, sanayimizin talep ettiği miktar ve kalitede makarnalık buğdayın, ülkemiz kaynakları ile üretilmesine katkıda bulunma ve sürekliliğini sağlama amacıyla, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü ve Derneğimiz arasında Aralık 2018’de “Makarnalık Buğday Alım ve Satımına İlişkin İşbirliği İyi Niyet Protokolü” imzalanmıştır. Bu protokol ile üyelerimiz sözleşmeli tarım üretim modelini uygulamaya başlayacaktır.

HER ÜLKENİN BİRİNCİ VAZİFESİ
Dünya nüfusunun arttığı, tarımsal üretim ve gıda arzının azaldığı, küresel gıda krizinin yaşanabileceği endişesinin olduğu bir ortamda, her ülkenin kendi iç tüketimini karşılayacak ve üretimi kalıcı bir şekilde arttıracak önlemleri alması gerekmektedir. Dünyada bir gıda krizi yaşandığında, gıda ihtiyacının nereden ve nasıl karşılanacağı konusu her ülke için çok ciddi bir problemdir. Söz konusu gıda olunca, her ülke kendi vatandaşının yiyecek ihtiyacını karşılayıp halkının gıda güvencesini sağlaması gerekir.

Prof. Dr İlkay Dellal tarafından yapılan araştırmada iklim değişikliğinin etkisiyle, buğday üretimimizin %8,18 oranında azalacağı tahmin edilmektedir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından ise, üretilen buğdayın yaklaşık %5,5’lik kısmının, hasat olgunluğu devresi harici hasat, zararlılarla mücadelenin yetersiz olması ve eğitimsiz biçerdöver kullanıcıları nedeni ile hasat kaybına uğradığı açıklanmıştır. Hasat kaybının tamamen ortadan kalkması mümkün olmamakla beraber, gelişmiş ülkelerde kayıp yüzde 2’yi geçmemektedir. Önümüzdeki hasat döneminde bile azaltılabilir olan bu kayıp, iklim değişikliğinin etkisiyle oluşacak verim kaybının etkisini tamamen olmasa da kısmen azaltacaktır.

Bugün insanlık için en büyük tehlikelerin başında gelen iklim değişikliğine çözüm getirmeden insanları doyurmak zorlaşıyor. Dünyada giderek artan nüfusun açlığa maruz kalmadan gıda güvenliğine uygun beslenebilmesi için; üretimin arttırılması, israfın en aza indirilmesi, gıdanın temini ve dengeli dağıtılmasını tüm ülkelerin birinci vazifesi olarak görmesi gerekir.

Bir önceki yazımız olan "DEĞİRMENCİLİKTE AKILLI ÇÖZÜMLER VE GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİ" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN TAHIL ÜRETİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

“Küresel iklim değişikliğinin çevre üzerindeki etkileri şimdiden ortaya çıkmaya başladı. Görülmemiş seller, kuraklıklar, sıcaklık dalgaları, …