Hububat piyasalarında son gelişmeler

“2018/19 hasat döneminde Türkiye’de ve mısır ithalatı hız kesmeyecek, muhtemelen geçen senenin de üzerine çıkacaktır. Arpada ise ithalat beklenmemektedir. Dünya üretiminin düşmesi, özellikle Rusya’da hasat beklentilerinin geçen seneki üretimin ciddi miktarda altında oluşması ise önümüzdeki sezon ekmeklik buğdayda daha yüksek fiyatlar görebileceğimize ve son bir kaç senede görülen yatay trendin daha inişli-çıkışlı bir piyasaya evrileceğini düşündürüyor.”

GÜLFEM EREN
HUBUDER Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye yeni hasat dönemine girerken tahıl piyasalarındaki gelişmelerle birlikte son dönemde gerçekleşen devalüasyonun etkilerinin ne olacağına bir bakmakta fayda görüyoruz.

Türkiye’nin tahıl üretimine baktığımızda geç gelen yağışların verimlilik üzerinde olumlu etkisiyle, buğday ekim alanlarında makarnalık buğday için yüzde 7, ekmeklik buğday için yüzde 3, toplamda ise yüzde 4 azalışa rağmen, üretimin geçen sene seviyelerinde gerçekleşeceği düşünülüyordu. Ancak bugün itibariyle Orta Anadolu hariç diğer tüm bölgelerde verimin beklenenin altında geldiği görülmekte ve 2018/19 sezonunda buğday üretiminin geçen senenin altına ineceği tahmin edilmektedir.

Arpada ise ekilişlerde yaklaşık yüzde üçlük artış sebebiyle üretimin geçen senenin üzerinde olması bekleniyor. Henüz erken olmakla birlikte geçen sezon resmî rakamlarla 5,9 milyon ton olan mısır üretiminde de bir miktar düşüş öngürülüyor.

Geçen sezon hükümet, gıda enflasyonunu sınırlandırmak gayesiyle Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) arpa, buğday ve mısır ithalatı yaptırarak fiyat artışlarının önüne geçmişti. Ancak faiz oranlarının aşırı yükseldiği bir ortamda satış fiyatlarının faiz oranlarını karşılayacak düzeyde artmaması, mal stoklayan tüccar ve sanayicide düş kırıklığı yarattı. Dolayısıyla yeni hasat döneminde ilgili sektörlerin hububat stoklamakta istekli davranmayacağı ve TMO’nun üretilen malın büyük bölümünü almak mecburiyetinde kalacağı beklentisi hasıl oldu. Seçim nedeniyle daha evvelki yıllara kıyasla yüzde 12 gibi çok daha yüksek bir oranda zamlanan yeni mahsul müdahale alım fiyatları da bu beklentileri doğrular niteliktedir.

Ancak kalıcı olup olmadığı bilinmemekle birlikte dövizdeki ani yükselişle Türkiye’deki tahıl fiyatları, özellikle de ve arpa fiyatları uluslararası fiyatlarla rekabet edebilecek seviyelere gerilemiştir. Dolayısıyla hasat sırasında kurun geri gelmemesi durumunda bilhassa durum buğday ve arpanın, bunları hammadde olarak kullanan işletmelerin yoğun talebiyle karşılaşacağı, bu durumda Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alımda tahmin edildiği kadar büyük bir rol üstlenmek durumunda kalmayacağı görülmektedir.

Mısır üretimine baktığımızda, ülkemizde yem sektörünün büyüme hızının senelik yüzde onlara ulaşması ve  üretimin, talebi karşılayamaması neticesinde piyasanın ihtiyacını karşılamak amacıyla mayıs ve haziran aylarında gümrük vergisinin sıfırlanması gündeme gelmişti. Ancak erken seçim nedeniyle bunun gerçekleşmediğini, kısa dönemli ihtiyacı karşılamak için TMO’nun 200.000 ton mısır ithal etmek için ihaleye çıktığını görüyoruz. Bu ithalat gerçekleşse de sektörün stoksuz olması, ilk mısır hasadının da diğer tahıllardan daha geç başlaması sebebiyle yem fabrikaları ve entegrelerin de yemlik buğdayda alıcı olacağını görüyoruz.

Sonuç olarak her ne kadar TMO piyasaya sunulan arz fazlasını satın alacak olsa da döviz fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması durumunda özel sektörün piyasalarda beklenenden daha aktif bir rol alacağını düşünüyoruz.

Mevcut durum, ülkemizdeki makarnalık buğday fiyatlarının uluslararası piyasaların altında kalması nedeniyle makarna ve irmik ihracatlarımıza olumlu yönde tesir edecektir. Dahili piyasada ekmeklik buğday fiyatlarının hala dolar bazında uluslararası piyasadan biraz daha yüksek olması sebebiyle,  devalüasyonun un ihracatına katkısı aynı oranda gerçekleşmeyecektir.

Kısaca dünya tahıl üretimine de bir göz atarsak Uluslararası Hububat Konseyi’nin () verilerine göre geçen sene 758,2 milyon ton olarak gerçekleşen dünya buğday üretimi 2018/19 sezonunda 742,3 milyon tona gerileyecek, 740,3 milyon ton olan tüketim ise 745,5 milyon tona çıkacak. Burada dikkat etmemiz gereken husus geçen sene 84,9 milyon ton olan Rusya buğday üretiminin 2018/19 sezonunda 74,5 milyon tona gerilemesidir. Ancak devreden stokları da hesaba kattığımızda 2017/18 sezonunda dünya buğday ihracatında ilk sıraya yerleşen Rusya’nın geçen sezonda 39,2 milyon tonluk ihracatına karşılık önümüzdeki sezonda hala 37 milyon ton buğday ihracatı gerçekleştirmesi beklenmektedir.

Hava şartlarındaki gelişmelere baktığımızda dünya buğday üretiminin önümüzdeki günlerde daha da azalabileceği düşünülmektedir.

Rusyanın dünyada bir numaralı buğday ihracatçısı konumuna yükselmesi ve fiyat avantajı, yakınlığı sebebiyle Türkiye açısından olumlu bir gelişmedir. Yalnız fazlasını satabilmek amacıyla Rusya’nın pek çok yeni pazara açılması neticesinde bu menşein geleneksel alıcıları olan Mısır ve Türkiye’nin payının yüzdesel olarak düştüğünü, dolayısıyla ülkemizdeki ithalat talebinin Rus buğday fiyatlarına etkisinin azaldığını da belirtmekte fayda görüyoruz.

Dünya mısır üretiminin 2017/18 sezonunda 1.044,4 milyon tondan 2018/19 da 1.054,9 milyon tona çıkması, tüketimin de 1.074,4 milyon tondan 1.097,9 milyon tona yükselmesi öngörülmektedir. Üretimin Arjantin, Brezilya, Ukrayna, Çin’de yükselirken ABD ve AB’de düşeceği tahmin edilmektedir.

Bütün verlileri bir araya getirdiğimizde şu sonuçlara varıyoruz:

  • 2018/19 hasat döneminde Türkiye’de buğday ve mısır ithalatı hız kesmeyecek, muhtemelen geçen senenin de üzerine çıkacaktır.
  • Arpada ithalat beklenmemektedir.
  • Dünya buğday üretiminin düşmesi, özellikle Rusya’da hasat beklentilerinin geçen seneki üretimin ciddi miktarda altında oluşması,önümüzdeki sezon ekmeklik buğdayda daha yüksek fiyatlar görebileceğimize ve son bir kaç senede görülen yatay trendin daha inişli-çıkışlı bir piyasaya evrileceğini düşündürüyor.

Tüccarlar açısından faiz oranlarının yüksekliği ve çiftçiye verilen faiz desteğinin tüccar ve sanayiciye uygulanmaması, hasat sırasında üretilen malın bir bölümünü alarak, daha sonra oluşacak talebin karşılanması ve arz-talep dengelerinin oluşmasına katkı sağlayan sektörde mal stoklamak konusunda bir isteksizlik yaratmıştır. Hükümetin gıda enflasyonunu sınırlandırmak için ihtiyaç duyacağı fiyat müdahalelerinin TMO’nun ithalat yapmasından ziyade gümrük vergilerinde düzenlemeler yoluyla gerçekleştirilmesi, hareket alanı daralan özel sektörün, piyasalardaki rolünü koruması ve sistemin daha sağlıklı işlemesi açısından önemlidir.

Bir önceki yazımız olan "Mahşerin Dört Atlısı ve Tammuz’un ölümü" başlıklı makalemizde " ve " hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol edin

Bir duayenin ardından…

Prof. Dr. Mustafa BAYRAM Gaziantep Üniversitesi, Gıda Teknolojisi Anabilimdalı Başkanı TABADER Yönetim Kurulu Başkanı İnsan …