Filipinler’de Tahıl ve Un Pazarı

Dünya pirinç ve mısır üretiminde önemli bir yere sahip olan Filipinler, buğdayda ise tüketici ülke konumunda. Tahıl bazlı tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirmeyen Filipinler, dünyanın önde gelen buğday ithalatçıları arasında yer almaktadır. İklimsel özellikler nedeniyle buğday üretimi gerçekleştiremeyen ülke, ihtiyaç duyduğu buğdayın tamamını, buğday veya un olarak yurtdışından ithal etmektedir.

Bir adalar ülkesi olan Filipinler, kısa bir süre önce Haiyan Tayfunu ile dünya gündemine geldi. Bu doğal felaket nedeniyle çok ciddi sayıda can kayıplarının yaşandığı ülke, şuan yaralarını sarmaya, kayıpları telafi etmeye çalışıyor. Yaşanan can kayıplarının telafisin mümkün olmasa da umuyoruz ki Filipinler halkı, en kısa sürede en azından maddi kayıplarını telafi edebilir ve bu doğal felaket öncesi hayatına dönmeyi başarabilir. Türkiye de dahil diğer dünya ülkelerinin de Filipinler halkına, yararını sarması için gereken desteği vermeye devam edeceğini umuyoruz.

Dünyanın önde gelen pirinç ve mısır üreticilerinden birisi olan Filipinler, buğday konusunda ise dışa bağımlı bir ülke konumunda. Her yıl yaklaşık 10 milyon ton pirinç, 7 milyon ton mısır üretimi gerçekleştiren ülke, bu üretimin tamamını kendi iç tüketimi için değerlendiriyor. Yıllık bazda yaklaşık 3 milyon ton olan buğday tüketimi ise Amerika, Avustralya ve Kanada gibi ülkelerden ithal ediliyor. Ülke genelinde, yıllık bazda 4 milyon ton civarında buğday işleyecek bir kapasiteye sahip 12 değirmen bulunuyor. Bu değirmenlerin günümüzde yüzde 50 kapasite ile çalıştıkları tahmin ediliyor ki bu da yaklaşık 2 milyon tonluk bir buğday kullanımına işaret ediyor. Ülkenin geri kalan buğday ihtiyacı ise un olarak ithal ediliyor.

FİLİPİNLER’DE EKONOMİ
Filipinler, Güneydoğu Asya’nın gelişme yolundaki ülkeleri arasındadır. Pazar ekonomisi, uygulanan ana ekonomik politika olsa da bazı sektörlerde tüketiciyi korumaya yönelik düzenleyici mekanizmalar da kullanılmaktadır. Ülkede 2011 yılı itibarıyla hizmet sektörü Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 55.8’ini, sanayi sektörü yüzde 31.4’ünü, tarım sektörü ise yüzde 12.8’ini oluşturmaktadır.

Son yıllarda hizmetler sektörü, özellikle de mali sektör Filipinler’in gelişen sektörü olmuştur. Tarım sektörünün payı ise hava koşullarına bağlı olması nedeniyle değişkendir. Yine 2011 yılı itibarıyla GSYİH 224,8 milyar Dolar, kişi başına milli gelir (satınalma gücü paritesine göre) 3.841 Dolar seviyesindedir. 2013-16 döneminde GSYİH büyüme oranının yurtiçindeki toparlanma ve küresel ekonomik düzelme ile birlikte ortalama yüzde 5,9 olması beklenmektedir.

Ekonomik büyümenin ihracata ve yabancı yatırımlara dayandığı Filipinler, 1997-1998 Asya ekonomik krizi ve El Nino kasırgasıyla sarsılmıştır. Bu dönemdeki GSYİH büyümesi 1990’lı yılların başlarındaki oranlara dönmüştür. 2003-2007 döneminde ise GSYİH büyümesi yüzde 5,8 oranında gerçekleşmiştir.

GSYİH büyümesi 2003-2004 yıllarında ivme kazanmış ve dış talepteki güçlü iyileşmeye, özel tüketim büyümesindeki hızlı artışın devamlılığı eşlik etmiştir. 2004 yılında ihracat 2003 yılına göre yüzde 15 oranında artmıştır. İthalattaki artış ise yüzde 5,8 oranındadır. GSYİH büyümesi 2005 yılında yavaşlamıştır.

Tarım, El Nino Kasırgasının tekrarlamasıyla zor hale gelmiştir. İhracat, elektronik eşya talebindeki durgunluk yüzünden yavaşlamıştır. Takip eden yıllarda ise tarım yeniden toparlanmış, tüketim artmış ve ihracat artışı iki katına çıkmıştır. Böylece GSYİH büyümesi yüzde 5,4 olmuştur. Büyüme 2007 yılının ilk yarısına kadar devam etmiş ve bu dönemde büyüme yüzde 7,6 olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılının ilk çeyreğinde, ihracatın azalması, özel tüketim artışının yavaşlaması GSYİH büyümesini yavaşlatmıştır.

2010 yılında, Filipinler ekonomisinde büyüme yüzde 7,6 oranında olmuştur. Bu oran, 1970’lerin ortasından itibaren en yüksek orandır. 2011 yılında ise büyüme yavaşlamış ve büyüme oranı yüzde 3,9 olmuştur. Ülkenin ihraç ettiği mal ve hizmetlere olan talebin düşmesi büyümenin yüzde 3,9 olmasının en büyük nedeni olmuştur.

EIU (Economist Intelligence Unit) verilerine göre; ekonominin 2012 yılında yüzde 5,4 büyüdüğü tahmin edilmektedir. 2013-16 döneminde büyümenin yıllık ortalama yüzde 6 olacağı öngörülmektedir. EIU verilerine göre, mal ve hizmet ihracatı 2011 yılında yüzde 4,2 oranında azalmıştır. 2013-2016 yılları arasında ihracattaki artışın yıllık ortalama yüzde 6,9 artması beklenmektedir. Mal ve hizmet ithalatı ise 2011 yılında yüzde 0,2 oranında artmıştır. 2013-16 döneminde GSYİH büyüme oranının ise yurtiçindeki toparlanma ve küresel ekonomik düzelme ile birlikte ortalama yüzde 5,9 olması beklenmektedir. Son bir kaç yıldaki büyümenin ana nedeni ise özel tüketimdeki artış olmuştur.

Ülke dış ticaret açığına rağmen cari işlemler fazlası vermektedir. Yurt dışındaki Filipinli işçilerin ülkeye gönderdiği döviz ve turizm gelirleri bu fazlanın verilmesini sağlamaktadır. Cari işlemler fazlası 2011 yılında 7,1 milyar ABD Doları olmuştur.

FİLİPİNLER TARIM SEKTÖRÜ
Tarım, ormancılık ve balıkçılık Filipinler ekonomisinde önemli bir role sahiptir çünkü ülke nüfusunun yüzde 70’lik bölümü kırsal alanda yaşamakta ve yine nüfusun üçte ikilik kısmı geçimini çiftçilikten sağlamaktadır. Bununla birlikte ülke modernleştikçe tarım ürünlerinin ülke ekonomisindeki payı azalmıştır. 2009 yılında tarımın GSYİH içindeki payı yüzde 14.8 iken, 2010 yılında yüzde 13.9 ve 2011 yılında yüzde12.8 olmuştur.

Tarımsal üretimde hayvancılık ve balıkçılığın ön planda olduğu Filipinler’de, bitkisel üretim açısından öne çıkan tarım ürünleri şeker kamışı, pirinç, hindistan cevizi, muz, mısır ve mangodur. Pirinç, balık, sebze, tavuk ve domuz aynı zamanda halkın temel besin kaynakları arasında yer almaktadır.

Filipinler Kongresi tarafından 1997 yılında Tarım ve Balıkçılık Kanunu’nun kabul edilmesi ithal tarım ürünleri, ekipman ve makinelerinin vergisiz girişine sebep olmuştur. Son yıllarda iyi tohumlar, gelişen sulama sistemleri ve yoğun gübreleme uygulaması ile daha iyi ve büyük hasılat alınması sağlanmıştır. 2008 yılında tarım, balıkçılık ve ormancılık sektörleri yüzde 3.2 büyümüştür. Çiftlik hayvanları hariç tüm alt sektörlerde büyüme olmuştur. En çok artış ise balıkçılık ürünlerinde gerçekleşmiştir.

HUBUBAT ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ
Dünya pirinç ve mısır üretiminde önemli bir yere sahip olan Filipinler, buğdayda ise tüketici ülke konumunda. Amerika Tarım Bakanlığı Dış Tarım Servisi (USDA FAS) verilerine göre; Filipinler, 2012/13 sezonunda gerçekleştirdiği 11,4 milyon tonluk pirinç üretimiyle dünya pirinç üretiminde öne çıkan ülkeler arasında yedinci sırada. Yıllar itibariyle ülkenin pirinç üretimine bakıldığında üretimin 8 ile 12 milyon arasında seyrettiği görülmektedir. 2002/03 sezonunda 8,4 milyon ton olan Filipinler’in pirinç üretimi 2010/11 sezonunda 10,5 milyon tona, 2012/13 sezonunda ise 11,4 milyon tona ulaşmıştır. USDA’nın 2013/14 sezonuna ilişkin pirinç üretimiyle ilgili üretim öngörüsü ise 11.7 milyon ton.

Ülkede Ağustos ayında meydana gelen Utor Tayfunu’nun ve Trami Tropik Fırtınası’nın pirinç üzerindeki olumsuz etkilerinin minimum düzeyde kaldığı (Tarım Bakanlığı verilerine göre 27 hektarda 12,461 ton) tahmin edilmektedir ancak Kasım ayında ülkede büyük bir yıkıma neden olan Haiyan Tayfunu’nun pirinç üretimini ne ölçüde etkilediği henüz tam olarak bilinmiyor. Aynı şey mısır üretimi için de geçerli. 2012/13 sezonunda 7,2 milyon ton olan Filipinler’in mısır üretimi, Utor ve Trami nedeniyle zaten düşmüştü.
Haiyan Tayfunu’nun da bu düşüşü devam ettirdiği tahmin ediliyor. Ancak bu düşüşe rağmen; 2013/14 sezonunda mısır üretiminin 7.3 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Tarım Bakanlığı ve endüstri rehberlerine göre; geliştirilmiş tohumların kullanımındaki artış, ekim alanlarında küçük bir genişleme ve verimin artmasından dolayı 3. ve 4. çeyreklerde beklenenden daha iyi bir üretim oranının gerçekleşmesi muhtemel.

Filipinler, pirinç ve mısır üretiminin ise tamamına yakını kendi iç tüketimi için değerlendirmektedir. Hatta bu iki üründe üretim, tüketimi karşılamaya yetmemektedir. USDA verilerine bakıldığında Filipinler’in pirinç tüketiminin 10 – 13 milyon ton arasında kaldığı, hatta bazı sezonlarda 13 milyon tonu da aştığı görülmektedir. Pirinçte üretim ile tüketim arasındaki fark, 1 ile 3 milyon ton arasında değişmektedir. Mısırda da benzer bir durum söz konusu olmasına rağmen üretim ile tüketim arasındaki fark çok daha düşüktür.

Buğday, iklimsel özellikler nedeniyle Filipinlerde üretimi yapılamayan bir tahıl ürünü. Bu yüzden ülke yıllık 3,5-4 milyon olan buğday ihtiyacını ithalat yoluyla karşılıyor.

FİLİPİNLER’DE DIŞ TİCARET
Filipinler genel olarak dış ticaret açığı veren bir ülkedir. Ülkenin sermaye malları, ara malları ve petrolü yurt dışından tedarik etmesi, bu duruma neden olmaktadır. Bununla birlikte, son 10 yıldır ülkenin ithalat ve ihracatı artış göstermektedir. Yurt dışında yaşayan işçilerin gönderdikleri dövizlerin artması sonucunda tüketimin artması ve dünyada petrol fiyatlarının ve elektronik ihracat sektöründeki yabancı girdilere olan talebin artması, ithalat harcamalarını artırmıştır. Filipin mallarına olan yabancı talebi de devam etmektedir.

Filipinler’de ihracatın üçte ikisini elektrik elektronik ürünleri, ithalatın önemli bir kısmını ise ara mallar oluşturmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi olan Filipinler, son 20 yıldır dış ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik olarak tarifeleri ve tarife dışı engelleri azaltmaya gitmektedir.

Ülkenin dış ticareti, global kriz nedeniyle 2009 yılında gerilemiş ve 2008 yılına göre yüzde 23 oranında azalarak 84,2 milyar Dolar olmuştur. Aynı dönemde ihracat bir önceki yıla (2008) göre yüzde 21,6 oranında azalarak 49 milyar Dolardan 38,4 milyar Dolara gerilemiş; ithalat ise yüzde 24,1 oranında azalarak 60,4 milyar Dolardan 45,8 milyar Dolara düşmüştür. Söz konusu düşüş, 1997-1998 yıllarında yaşanan Asya krizinden sonraki en yüksek düşüştür. 2010 yılında ise ihracat yeniden artış göstermiştir. Bu artış, başta Çin olmak üzere ihraç piyasalarındaki talep artışından kaynaklanmaktadır. 2010 yılı itibarıyla ihracat 51,4 milyar Dolara, ithalat ise 58,2 milyar Dolara ulaşmıştır. 2011 yılında ihracatta bir önceki yıla göre 3,4 milyar Dolarlık bir azalma olmakla beraber, ithalatta meydana gelen 5,5 milyarlık artış, dış ticaret hacminin 2,1 milyar Dolar artmasına ve toplam dış ticaret hacminin 111,7 milyar Dolara ulaşmasına neden olmuştur.

2012 yılı verilerine göre ülkeler bazında Filipinler’in dış ticaretine bakıldığında; Japonya’nın 9,8 milyar Dolarlık ihracat ve yüzde 19’luk pay ile Filipinlerin ihracatında ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Japonya’dan sonra Filipinlerin ihraç pazarları sırasıyla ABD (yüzde 14,2), Çin (yüzde 11,8), Singapur (yüzde 9,3), Hong Kong (yüzde 9,1) ve Kore (yüzde 5,5)’dir.

İthalatta ise ABD, 7,5 milyar Dolarlık ithalat ve yüzde 11,6’lık pay ile ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada 7,1 milyar Dolar ithalat ve yüzde 10,9’luk pay ile Çin yer almaktadır. Ülkenin ithalatındaki diğer önemli ülkeler ise sırasıyla Japonya, Tayvan, Kore, Singapur, Tayland, Suudi Arabistan, Endonezya, Malezya ve Birleşik Arap Emirlikleri’dir.

DIŞ TİCARETTE HUBUBATIN YERİ
Tahıl bazlı tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirmeyen Filipinler, dünyanın önde gelen buğday ithalatçıları arasında yer almaktadır. İklimsel özellikler nedeniyle buğday üretimi gerçekleştiremeyen ülke, ihtiyaç duyduğu buğdayın tamamını, buğday veya un olarak yurtdışından ithal etmektedir. USDA verilerine göre; 2002/03 sezonunda 3,2 milyon ton olan ülkenin buğday ithalatı, 2007/08 sezonunda 2,2 milyon tona kadar gerilemiştir. Sonraki sezonlarda yeniden artışa geçen ithalat, 2011/12 sezonunda 4 milyon tonla son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. 2012/13 sezonunda 3,6 milyon olan ülkenin buğday ithalatının 2013/14 sezonunda da bu seviyelerde kalacağı tahmin edilmektedir.

Filipinler, buğdayın yanı sıra her yıl 1-2 milyon ton arasında pirinç ithalatı da gerçekleştirmektedir. Ülke pirinçte önemli bir üretici olmasına rağmen, iç tüketimin tamamını karşılayamamakta ve ithalata başvurmaktadır. USDA verilerine göre; 2002/03 sezonunda 1,5 milyon ton olan ülkenin pirinç ithalatı, 2008/09 sezonunda son yılların en yüksek seviyesi olan 2,6 milyon tona ulaşmış, sonraki sezonlarda ise yeniden düşüşe geçmiştir. 2012/13 sezonunda 1,4 milyon ton olan ithalatın, 2013/14 sezonunda da 1,1 milyon tonda kalacağı tahmin edilmektedir.

DEĞİRMENCİLİK VE TAHIL İŞLEME SEKTÖRÜ
Filipinler’de günümüzde un üretimi ile uğraşan 12 adet firma var ve bu firmaların tamamı Filipin Un Değirmencileri Derneği (PAFMIL) ve Filipin Un Değirmencileri Odası’na (CHAMPFLOUR) bağlı. PAFMIL; RFM, Liberty Flour Mills, Wellington Flour Mills, Pilmico Foods Corporation, General Milling Corporation, Universal Robina Corporation ve Philippine Flour Mills firmalarından; CHAMPFLOUR ise San Miguel Mills, Philippine Foremost Milling Corporation, Morning Star Milling Corporation ve Delta Milling Corporation’dan oluşuyor.

Ülkedeki ilk değirmen firması olan Republic Flour Mills (RFM), faaliyetine 1958 yılında başlamış. Kurulmasının temel amacı; un gibi temel gıda maddelerinin üretiminde ülkenin kendi kendine yetme ihtiyacını vurgulamak. RFM, kurulduğunda Asya bölgesinde un değirmenciliği endüstrisinin öncüsü niteliğindeydi. Firma süreç içerisinde un torbaları üreten küçük tek bir firmadan marka ürün zincirini yöneten çoklu bir işletmeye dönüştü. Firmanın Mandaluyong değirmeni, Metro Manila’da 7 hektarlık bir araziye kurulu. Republic Flour Mills’in başarısından dolayı rakip firmalar un değirmenciliği endüstrisine yöneldi.

1958 yılında anonim şirkete dönüşen Liberty Flour Mills, ekmeklik un ve unlu mamul çeşitlerinin üretiminde rol alıyor. Çalışmalarına 1960 yılında başlayan Wellington Flour Mills firması Wellington, Doña Salustiana ve Filipina markalarının sahibi. 1962’de faaliyete başlayan Pilmico Foods Corporation, buğday unu ve buğday yan ürünleri üretiyor. 1961’de Cebu’da faaliyet göstermeye başlayan General Milling Corporation, General Flour markasıyla tanınıyor. Çalışmalarına 1954 yılında başlayan Universal Robina Corporation (URC), 1970 yılında Continental Milling Corporation adı altında un değirmenciliği ve üretimine adım attı. URC Flour, ticari ve kurumsal firmalar için sert ve yumuşak un üretip satıyor. San Miguel Mills, Mabini Batangas’da bulunan değirmeninde un üretip pazarlamasını yapıyor. Firmanın markları arasında Emperor Premium Bread Flour, Pacific, Emperor Hard Wheat Flour, King Hard Wheat Flour, Monarch Hard Wheat Flour ve Count Hard Wheat Flour, Queen Soft Flour ve Countess Soft Wheat Flour yer alıyor.

Philippine Foremost Milling Corporation, 1989’da kuruldu ve firma Batı Visayas’da kurulan ilk un değirmeni. Firmanın sert un markalarını Montana Spring, Dakota Champion ve Washington Gold; yumuşak un markalarını da Gold Key ve Amigo Gold oluşturuyor. Morning Star Milling Corporation ise Filipin pazarında olmayan kaliteli ve satışa dönük ürün ve un üretme amacıyla 1988 yılında çalışmalarına başladı. Bu 12 un değirmenine ek olarak Monde Nissin Corporation, kendi gıda üretimi için, kendi değirmeninde un üretiyor.

Filipinler’deki un değirmencileri çoğunlukla küçük ölçekli işleme endüstrisine tedarik sağlıyor. PAFMIL’e göre; 300 günlük yıl bazında, endüstrinin buğday eşdeğeri olarak toplam kapasitesi yıllık 4 milyon ton ya da günlük 13,360 ton. Yıllık ortalama 2 milyon ton civarında buğday ithalatı göz önüne alındığında endüstrinin yüzde 50 kapasite ile çalıştığı söylenebilir.

Filipinler un endüstrisinin buğdaydaki ana kaynakları çoğunlukla ABD, Kanada ve Avustralya’dır. Alınan bölgeden buğdayı Filipinler’e getirmek 30 günü buluyor. Buğdayın ulaşmasından sonra da unun pazara sunulması için iki ay daha gerekiyor. Bu iki ayın bir ayı siloda diğeri de üretimde geçiyor.

FİLİPİNLER BUĞDAY UNU İTHALATI
Filipinliler, buğdayın yanı sıra un ithalatı da yapıyor. IGC; 2010/11 sezonunda ülkenin gerçekleştirdiği un ithalatının 150 bin ton civarında olduğunu tahmin ediliyor. Bugüne kadar bu un ithalatının büyük bir çoğunluğu Türkiye’den yapıyordu. Ancak bu durumdan Filipinli değirmencilerin şikayetçi olması, Türk ununa karşı bir anti-damping soruşturmasının başlamasına neden oldu. 2012 yılında yüzde 46,2 pay ile Türkiye’nin Filipinler’e ihraç ettiği ürünlerin başında gelen buğday unu, yine 2012 yılında, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 67 artış göstermişti. Ancak Türkiye’ye karşı başlatılan anti-damping soruşturması, Türkiye’nin ülkeye gerçekleştirdiği un ihracatını önemli oranda düşürmüştür.

Filipinli değirmenciler, Türk ihracatçılar yüzünden değerinin altında sunulan ithal unla rekabet etmek zorunda kaldıklarını belirtiyorlar. PAFMIL, hükümetten bu ithalatlar karşısında endüstriyi korumak için bir gümrük vergisi koymasını istiyor. Bununla birlikte Filipinler basınında da Türkiye menşeli buğday ununun sağlığa zararlı olduğu ve toksik madde içerdiği yönünde haberler çıkmıştır. Ancak Filipinler Sağlık Bakanlığı Gıda ve İlaç Dairesi, yapılan testler sonucunda Türk ununun güvenilir ve insan tüketimine uygun olduğunu tespit ve ilan etmiştir. Ayrıca uluslararası gözetim şirketleri nezdinde bulundurulan şahit numunelerden yapılan analizlerde de herhangi bir zararlı kalıntı bulunmamıştır.

FİLİPİNLER’DE MAKARNA, EKMEK VE BİSKÜVİ PAZARI
Makarna, Filipinler’de genellikle yüksek gelir grubundakiler tarafından tüketilmekte olup, kutlama ve özel durumlarda yapılan bir yemek niteliğindedir. Ülkede makarnaya olan talep artmaktadır ve satışların yarısından fazlası, süpermarket kanalıyla yapılmaktadır. Perakende satışlar 2011 yılında yüzde 3 artmıştır. Toplam satış hacmi 2011 yılında 72 bin 500 ton’dur ve spagetti en popüler üründür. RFM Corp, Unilever Foods, Del Monte, Ideal Macaroni, Universal Robina, San Remo Macaroni Corp. piyasadaki en önemli firmalardır. Fettucini ve lazanya orta gelir grubunun tanımadığı ürünlerdir. Bu ürünler, üst ve orta gelir grupları tarafından pirince ikame olarak kullanılmaktadır. Orta gelir grupları için fiyat önemli bir unsurdur. Kutlamaların yoğun olduğu yılın ikinci çeyreğinde makarna satışlarının arttığı görülmektedir. Önümüzdeki dönemde üst ve orta gelir gruplarının makarnaya olan talebinin artması beklenilmektedir. Satış hacmindeki gelişmenin yıllık yüzde 2 oranında olacağı tahmin edilmektedir. Süpermarket ve hipermarketlerin yayılması da bu artışı destekleyecektir.

2011 yılında Filipinler 31,2 milyon Dolar makarna ithalatı gerçekleştirmiştir. Malezya yüzde 52’lik payı ile ülkenin birinci makarna tedarikçisidir. Diğer tedarikçiler ise sırasıyla; Çin (yüzde 15,8), Birleşik Arap Emirlikleri (yüzde 8), Avustralya (yüzde 7,3) ve İtalya (yüzde 5,5)’dır. Türkiye ise 2011 yılında Filipinler’e 200 bin Dolar tutarında makarna ihracatı gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, ASEAN ülkelerine uygulanan gümrük oranı yüzde 5, Çin’e yüzde 8 iken, Türkiye’ye uygulanan oran yüzde 15’tir.

Makarnanın bir çeşidi olan Noddle’ın 2011 yılı satışları yaklaşık 190 bin tondur. Su katkısı ile hazırlanan noddle tüketimi ülkede yaygındır. Yeme alışkanlığında ön plana çıkan noddle, kahvaltı da dahil olmak üzere üç öğün tüketilebilmektedir. Bu durum un tüketimini de artırmaktadır. Noddle’ın 2011 yılı satışları, değer olarak bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 22 milyar dolara ulaşmıştır. Önümüzdeki dönemde satışların değer olarak yıllık ortalama yüzde 3 artacağı ve 2016 yılında 25.2 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Miktar bazında ise yıllık ortalama yüzde 5’lik bir artış öngörülmekte olup, 2016 yılında toplam satışların 239 bin 500 tona ulaşması bekleniyor.

Filipinler’de çoğu tüketici, uygun fiyatı ve perakende satış yerlerinde çokça bulunması nedeniyle beyaz ekmeği tercih etmektedir. Beyaz ekmek satışları, 2011 yılında yüzde 38’lik payı ile ekmek satışlardan en çok payı almıştır. Tam buğday ekmeklerinin satışlardan aldığı pay ise yüzde 33 olup, yüksek lifli gıdaların sağlık açısından faydalı olduğu düşüncesi, bu tür ekmeklere olan talebi arttırmaktadır. Ekmek satışlarından en düşük payı alan çeşit ise sandviç ekmekleridir. Bunun en önemli nedeni ise Filipin mutfağında hamburger ve sosisli sandviç tüketiminin çok olmamasıdır. Tek porsiyonluk keklerin ülkede satışı çok yaygındır. Kekler genellikle çocuklar ve yetişkinlerin okulda, işte, gün ortasında tükettikleri bir tür atıştırmalıktır. Marketlerde satılan özel markalı ürünler, çoklu paketlense de içindeki ürünler tek kullanımlık paketlere koyulmaktadır. Ekmekçilik ürünlerinin zaman içerisinde geleneksel ürünleri bir ölçüde ikame edeceği tahmin edilmektedir. Ülkede daha uzun raf ömrü olması nedeniyle paketli ürünler lehine bir gelişme beklenilmektedir.

Filipinler’de bisküvi satışları ise 2011 yılında bir önceki yıla göre değer olarak yüzde 6 oranında artış göstermiştir. Üreticiler, çocuklarda yaygın olan yetersiz beslenme problemine ilişkin olarak bisküvilerini vitamin ve diğer gıda bileşenleri ile takviye etme eğilimindedir. 2010 yılında un ve şeker fiyatlarındaki artışa bağlı olarak bisküvi fiyatları da artmıştır. Sandviç bisküviler, 2010 yılında yüzde 7 oranında artış ile satışı en fazla artan bisküvi çeşididir. Toplam bisküvi satışları, 2011 yılında bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 22,5 milyon peso’ya ulaşmıştır. Monde Nissin Corp. firması piyasada en büyük satış hacmine sahip olup, piyasanın yüzde 33’ünü kontrol etmektedir. Geniş bir dağıtım ağına sahip olan firma, uygun fiyatlı ürünlere sahiptir. Üreticiler ürün geliştirilmede sağlıklı beslenme ve diyet gibi eğilimleri de dikkate almakta ve dağıtım kanallarını geliştirmeye çalışmaktadır.

Önümüzdeki dönemde yetersiz beslenme nedeniyle katkılı bisküvilerin satış hacminin genişleyeceği düşünülmektedir. Üst gelir gruplarının sağlıklı beslenmeye yönelik talepleri de karşılanacaktır. Satışların 2011-2016 döneminde yıllık ortalama yüzde 2,7 oranında artması beklenmektedir. Ayrıca, bu dönemde daha ekonomik ürünlere yönelik talep nedeni ile fiyatların düşmesi beklenmektedir.

2011 yılında Filipinler 15,9 milyon Dolarlık bisküvi ithalatı gerçekleştirmiştir. Tayland (yüzde 52,3) oran ile 1. tedarikçidir. Bunu sırasıyla Singapur (yüzde 10,7), Malezya (yüzde 10,1), Endonezya (yüzde 15,7) ve ABD (yüzde 2,8) izlemektedir.

Bir önceki yazımız olan Tayland’da Tahıl ve Un Pazarı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Tunus ve Libya’da Tahıl ve Un Pazarı

Tunus’ta tahıl üretimi buğday ve arpa ağırlıklıdır. Amerikan Tarım Bakanlığı Dış Tarım Servisi’nin (USDA FAS) …