“EL ELE VERİP BULGURUMUZU TÜM DÜNYAYA TANITALIM”

İhsan DURU, Duru Bulgur: “Üretimimizde geleneksel yöntem olan taş değirmenleri kullanıyoruz ve bu değirmenleri de kendimiz imal ediyoruz. Bu yöntemi dünyada sadece biz kullanıyoruz. Geleneksel metotla üretimimizi yaparken aynı zamanda tesislerimizi son teknolojiyle de donattık. Bu sayede yüzde 100 doğal, sağlıklı ve lezzetli ürünlerimizi tüketicilerimizle buluşturuyoruz.”

Üretimini gerçekleştirdiği toplam on beş çeşit bulgur ile sektörün önde gelen firmalarından biri olan Duru Bulgur, bulgurun yanı sıra bakliyat ve pirinç ürünlerini de ürün gamına ekleyerek güçlenmeye devam ediyor. Değirmenci Dergisi olarak Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Duru ile bir araya geldik.

Kurulu 3 fabrikasında günlük 200 ton buğday işleyen Duru Bulgur, 51 ülkeye “Duru Bulgur” markası ile ihracat yapıyor, dünyada pek bilinmeyen bulguru farklı ülkelere tanıtıyor. Bunun için, ihracat yaptıkları ülkelerin kendi dillerinde ambalajlar ve bulgurlu tarifler içeren yemek kitapları hazırlayan firma hem Türkiye’nin hem de yurtdışında çalışan Türk aşçıların bulgurun tanıtımına daha fazla destek vermesini bekliyor.

Duru Bulgur Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Duru ile firmanın ürettiği ürün gruplarını, bulgur konusundaki tanıtım çalışmalarını ve bulgur pazarını konuştuk. Detayları İhsan Duru’dan alıyoruz…

İhsan Bey, 1935 yılında Ziya Duru’nun temellerini attığı Duru Bulgur’u bizlere biraz anlatır mısınız?
Duru Bulgur markasının temelleri 1935 yılında babam Ziya Duru tarafından atıldı. 1930’lu yıllarda Silifke limanı üstünden İstanbul’a fıstık, susam ve keçiboynuzu gibi ürünlerin tedarikini gerçekleştiren Ziya Duru, kendisine iletilen bulgur taleplerini karşılamak için 1935 yılında Karaman Züğürtler Yaylası’nda ilk bulgurhanesini açtı ve bulgur üretimine başladı. Bir süre sonra maddi zorluklar nedeniyle bulgurhane kapatıldı, fakat 1950’de tekrar üretime başladı. 1976 yılında ben ortaklığa dâhil olduktan üç yıl sonra babam vefat etti ve 1982 yılında ise kardeşim Emin Duru şirkete katıldı.

1985 yılında yaptığımız yatırımlarla kapasiteyi iki katına çıkardık. 1988 yılında Duru Bulgur Ltd. Şti’ni kurduk ve Karaman OSB’de birinci fabrikanın bulunduğu arsayı aldık. 1989 yılında ilk fabrikanın birinci bölümünü kurduk ve üretime başladık. 1996 yılında ürün gamımıza bulgurun yanı sıra pirinç ve bakliyat ürünleri de ekledik. Aynı yıl içerisinde ambalajlı bulgur ihracatı yapmaya başladık.

2000 yılında markalaşma anlamında yeni ambalaj ve kurumsal kimlik çalışmalarını tamamladıktan sonra, 2005 yılına kadar yoğun reklam ve tanıtım çalışmalarına önem verdik. 2006 yılı itibariyle Türkiye çapında dağıtım ve satış alt yapısını oluşturduk, farklı ihracat piyasalarını yakalamak için önemli yurtdışı fuarlarda çalışmalar gerçekleştirdik.

2009 yılında ikinci bulgur fabrikasını kurarak yurt içi ve yurt dışında pazar payımızı ciddi oranda güçlendirdik. 2010 yılında Avrupa Birliği ülkelerinde daha etkin dağıtım gerçekleştirmek için Belçika’da 10 bin m²’lik dağıtım deposu oluşturduk. Şu anda Duru Bulgur çatısı altında 380 çalışanımız bulunuyor. Yurtiçinde 20 bin noktaya satış ve yurtdışında ise 51 ülkeye ihracat yapıyoruz.

Duru Bulgur’un ürün çeşitliliği hakkında bilgi verir misiniz? Kaç çeşit bulgur üretiyorsunuz? Üretim kapasiteniz ve tesislerinde kullandığınız teknolojiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Duru Bulgur olarak üç temel kategoride sarı, esmer ve kepekli olmak üzere bulgur çeşitlerimiz bulunuyor. Toplamda 15 çeşit bulgurumuz var. Sektörde bulgur çeşitliği bakımından en fazla ürünü olan firmayız.

Kurulu 3 bulgur fabrikamızda günlük buğday işleme kapasitemiz 200 tondur. Üretimimizde geleneksel yöntem olan taş değirmenleri kullanıyoruz ve bu değirmenleri de kendimiz imal ediyoruz. Doğadan milyonlarca yılda oluşmuş doğal taşları alıyoruz ve değirmen taşı formuna getirip, üretimimizde kullanıyoruz. Bu yöntemi dünyada sadece biz kullanıyoruz. Bu sayede yüzde 100 doğal, sağlıklı ve lezzetli ürünlerimizi tüketicilerimizle buluşturuyoruz.

Geleneksel metotla üretimimizi yaparken aynı zamanda tesislerimizde son teknolojiyle de donattık. Şirket üretim hattı içerisinde proseslerimizin yüzde 85’ini bilgisayar sistemleriyle takip ediyoruz. Bu anlamda, şirket bünyesinde 2 yazılımcımız şirket üretim verilerinin devamlı kayıt altına alınması ve raporlanmasıyla ilgili çalışmalar gerçekleştiriyor. Ayrıca alınan bu verilerin anlamlaştırılıp, insan müdahalesine gerek kalmadan karar mekanizmaları da oluşturmaya çalışıyoruz. İnsan gücünün yoğun olarak kullanıldığı sürecimiz olan paketlemede yüzde 40 otomasyona geçtik. Robotlu sistemlerle paketleme yapıyoruz.

Bulgur, besleyiciliği ve birçok avantajıyla dikkat çeken bir gıda. Okuyucularımız için bulgurun besleyicilik değerini, faydalarını ve bir gıda ürünü olarak sunduğu avantajları anlatır mısınız?
Bulgur içerdiği lif ve protein bakımından değerli bir gıdadır. Yağ oranı ve glisemik indeksi düşük bir gıda olan bulgur, B vitaminleri ve folik asit bakımından zengindir. Bu anlamda hem diyetlerde kullanılabilen, hem de şeker hastalarının, hamile ve çocukların beslenmesinde çok önemli olan temel besinlerimizden biridir. Bulgur son dönemlerde uzmanlar tarafından sürekli tavsiye edilen, ekonomik bir karbonhidrat kaynağıdır. Önceleri fakir yiyeceği olan bulgur şimdilerde en lüks restoranlarda karşımıza çıkmaya başladı, misafir sofralarının olmasa olmazı pirincin yerini artık bulgur almaya başladı. Kullanım alanı çok geniş olan bulgur aynı zamanda çok lezzetli. Günümüzde bulgur artık eski itibarını kazandı.

Bulgurun dünyadaki mevcut pazarı ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Bulgur pazarında talebin yoğun olduğu ülkeler, bölgeler hangileri; hangi ülkelerin bulgur için potansiyel teşkil ettiğini düşünüyorsunuz?
Bulgurda ihracat yapılan ülke sayısı ve ihracat hacmi bakımından firma olarak birinci sırada olmamıza rağmen, ülke bazında karşılaştırma yaptığımızda diğer ülkelerin ikame ürünlerinin yurtdışı pazar hacimlerinin daha büyük olduğunu biliyoruz Yoğun talebin olduğu ülkeler daha çok Arap ülkeleri. Uzakdoğu ülkeleri ise bulgur için potansiyel bir pazar.

Son yıllarda bulgur tüm dünyada tanınmaya, daha fazla keşfedilmeye başlandı ancak sizce bu yeterli mi? Dünya, bulgurun değerinin farkında mı? Bulgurun dünyadaki tanıtımı için neler yapılmalı?
Duru Bulgur olarak 51 ülkeye “Duru Bulgur” markası ile ihracat yapıyoruz. Dünyada bulgur çok fazla bilinmiyor, Türklere özgü bir ürün olan bulguru bizden sonra en çok Araplar biliyor ve tüketiyor. Duru Bulgur olarak, ihracat yaptığımız ülkelere o ülkenin dilinde ambalajlar hazırlıyoruz. Yine o ülkenin dilinde yemek kitapları hazırlayarak, tadım etkinliklerinde hem bulguru anlatıyoruz, tattırıyoruz hem de yemek kitapları hediye ediyoruz. Duru Bulgur olarak, dünyaya bulguru tanıtma konusundaki mücadelemiz devam edecek. Şu anda bulgura karşı bir farkındalık oluştu ve özellikle Avrupalılar da bulgurun son derece sağlıklı bir ürün olduğunu kavradı, yeme kültürlerine adapte etmeye başladılar. Yalnız bu tanıtımları Duru Bulgur olarak kendi çabamızla yapıyoruz. Devletimizin, yurtdışına giden aşçılarımızın bulgurun tanıtımına daha fazla ve etkin olarak destek vermesi gerekiyor. Duru Bulgur olarak biz bilgi birikimimizi paylaşmaya hazırız, el ele verip bulgurumuzu tüm dünyaya tanıtalım.

Peki sizin bu konudaki çalışmalarınız, etkinlikleriniz ve hedefleriniz neler, biraz bahseder misiniz?
Duru Bulgur olarak bulgura karşı farkındalık yaratmak, milli ürünümüz bulguru tüm dünyaya tanıtma gibi bir misyonumuz var. Bu misyonumuzun gereği olarak da yurtdışında yoğun bir tanıtım çalışması yapıyoruz. Her dilde bulgur yemeklerini içeren kitaplar hazırlıyoruz ve tadım etkinlikleri düzenliyoruz. Ayrıca ulusal kanallarda yemek programlarında bulgurun tanıtımı yapıyoruz ve bulgurun faydalarının daha iyi anlaşılması için eğitimler düzenliyoruz.

Yurtdışı yapılanmanızdan da biraz bahseder misiniz? Yurtdışında ulaştığınız pazarlar, ürünlerinizin tüketiciyle buluştuğu ülkeler hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Yurtdışında 38 bayimiz ve aynı zamanda Belçika’da bir depomuz bulunuyor. Ağırlıklı olarak bulgur ihracatı yapıyoruz, üretimimizin yüzde 40’ını ihraç ediyoruz. Türkiye’den yurtdışına giden paketli bulgurun yüzde 80’ini Duru Bulgur gönderiyor. Bulgur diğer ülkeler için yabancı bir ürün mutlaka iletişiminin yapılması gerekiyor. Tadım etkinliklerimizde tüketicilerden çok olumlu tepkiler alıyoruz.

O ülkenin yeme kültürüne uygun, bulgurlu yeni tarifler geliştiriyoruz. Mesela Avustralya için onların sabah kahvaltılarında tüketebilecekleri ballı bulgurlu meyve salatasını geliştirdik. Hem sağlıklı hem de çok leziz bu tarifle tüketicilerden büyük beğeni topladık. Bulguru tanımayan yurtdışındaki tüketicilere bulguru anlattığımız ve tattırdığımızda çok olumlu tepkiler alıyoruz.

Yakın zamanda piyasaya sunacağınız yeni bir ürün çeşidiniz ya da bulgur üretimi ve pazarlamasıyla ilgili yeni bir yatırımınız olacak mı?
Bulgur ve bakliyat ürünleri yeni ürün geliştirme açısından oldukça zor bir ürün grubudur. Fakat Duru Bulgur olarak geliştirdiğimiz 15 farklı bulgurumuzla sektörde en çok ürün çeşitliliğine sahip firmayız. Tüketicilerimizin farklı beklentileri göz önüne alınarak geliştirdiğimiz bu ürünlerle, bulgurun değişik hallerinin farklı yemeklerde kullanılmasını hedeflemiştik. Bu geliştirilen ürünlerin en başında tamamen firmamıza özgü olan “Başbaşı” geliyor. Öncelikle pirinci bulgura tercih eden çocuklar için geliştirdiğimiz bu ürün, kısa zamanda çok geniş bir kitle tarafından beğenildi. Tescili Duru Bulgur’a ait “Başbaşı Bulgur”, şu anda tüm Türkiye’de ve dünyanın pek çok ülkesinde tüketiliyor.

Değişik pilavları hazırlamaya vakti olmayan ve pratiklik isteyen tüketicilerimiz için ise Duru Dual serisi altında, pratik, 15 dakikada hazırlanan bulgur hazırladık. Dört çeşit üründen oluşan bu seride, nohutlu bulgur, mercimekli bulgur, mantarlı bulgur ve şehriyeli bulgur bulunuyor. İçerisinde hiçbir katkı veya koruyucu madde olmayan bu seride, diğer bileşenlerin bulgurla pişme süresini eşitleyerek tüketicileri haşlama, kavurma gibi zahmetli birçok işlemden kurtardık.

2015 yılında 250 bin dolar yatırımla oluşturulan AR-GE laboratuvarımızda, önümüzdeki günlerde çok farklı ürünler geliştirmeyi ve sunmayı planlıyoruz. Ülkemizin önemli besini olan bulguru sadece yemeklerin yanında değil, günün her saatinde tüketilebilecek hale getirmek en önemli hedeflerimizden biri.

Ürün geliştirilmesinin yanında, Duru Bulgur olarak üretim hatlarının geliştirilmesinde de ciddi çalışmalar yapıyoruz. Renkli ayıraçlar dışında bulgur üretiminde kullandığımız bütün makinelerin tamamı kendi bünyemizde üretiliyor. Bünyemizde bulunan 30 kişilik atölye ekibimizle bulgur üretiminin daha modern ve otomasyona dayalı olması için devamlı geliştirme çalışmaları yapıyoruz. Hali hazırda bünyemizde 2 adet yazılım uzmanı çalışıyor.

Son olarak neler eklemek istersiniz?
Duru Bulgur olarak bulgurun tanıtılması için kurulduğumuz günden bu yana mücadele ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Milli ve çok değerli ürünümüzün tanıtımına herkesin katkı sağlamasını bekliyoruz.

Bir önceki yazımız olan “Buğday Pakistan’ın temel gıdası” başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

“Ürettiğimiz tüm tahıllar organik”

Kenneth DUBARD, Congaree Milling Company: “Güney Amerika’da değirmencilikte oldukça yaygın bir yöntem olan alkali ortamda ısıtma …