DIŞ TİCARETTE LOJİSTİĞİN ÖNEMİ VE LOJİSTİK ALTYAPISININ PLANLANMASI

Son birkaç yıldır dünyada üretimi artış gösteriyor. ABD, Kanada, Arjantin, Ukrayna, Rusya ve Avustralya piyasasından daha fazla pay almanın yollarını arıyor, rekabet kızışıyor. arzındaki fazlalık sebebiyle fiyatlar düşerken, kâr marjları da azalıyor. Üretimin artmasıyla birlikte tahılların nasıl depolanacağı ve taşınacağı konusu yapan şirketleri düşündürüyor. Çünkü kâr oranlarının düştüğü bu dönemde tahılların en uygun maliyetle depolanıp taşınması, rekabetçi piyasada tutunabilmenin başlıca yolu.

Lojistik, son dönemde küresel çapta hızlı gelişen dinamik bir sektör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası ticaret üzerindeki engellerin giderek kalkması, yabancı yatırımların artması ve teknolojik imkanlar sayesinde uluslararası ticaret hacmi yükseliyor. Ulusal ekonomileri birbirinden ayıran gümrük vergileri, kotalar ve sermaye kısıtlamaları gibi engeller azalıyor; hizmetler, iş gücü ve sermaye ülkeler arasında daha hızlı ve daha kolay taşınabilir hale geliyor.

Uluslararası ticaret hacminin artmasına, ülkeler arasındaki sınırların kalkmasına ve küreselleşme kavramının gelişmesine paralel olarak lojistik sektörü son dönemde önem kazandı. Lojistik günümüzde dünyadaki en önemli, en büyük ve en dinamik sektörlerden biri haline geldi. Artık mal ve hizmetler dünyanın herhangi bir coğrafyasında tasarlanıp, bir başka coğrafyasında üretilip ve başka bir yerinden talep görüyor. Dolayısıyla mal ve hizmet üreten şirketleri küresel yarışta öne çıkaran ve avantajlı hale getiren etken hız ve zamanında teslimat olarak ortaya çıkıyor.

Lojistik sektörü bu noktada devreye girmekte, üretilen ürünlerin dünyadaki herhangi bir noktaya taşınmasında, gerekli noktalarda depolanmasında, ambalajlanmasında, gümrüklenmesinde ve daha birçok faaliyetin gerçekleştirilmesinde rol oynuyor. Varlıklarını devam ettirebilmek için rakipleriyle kıyasıya rekabet etmeye çalışan, daha kaliteli ürünleri daha ucuza üretebilmenin ve pazarlayabilmenin yollarını arayan, hem kalite hem de maliyetler açısından yeni başarılar elde eden işletmeler için lojistik önemli bir rekabet gücü unsuru olarak karşımıza çıkıyor.

“Doğru ürünün, doğru yerde, doğru zamanda ve kabul edilebilir bir maliyetle müşterilere ulaştırılması” olarak tanımlanan lojistik, gelecek vaat eden bir sektör. Ancak geleceği parlak olan bu sektörde ayakta kalabilmek, büyümek ve rekabet edebilmek için doğru ve uzun soluklu adımlar atmak lazım. Lojistik denilince sadece taşıma ve depolama konuları akla gelmemeli. Sürdürülebilir bir tedarik zinciri için iyi bir lojistik stratejisi kurgulanmalı. Tedarik zinciri yönetimi; satın alma, kaynak kullanımı, planlaması, akış yönetimi, pazarlama, satış sonrası destek, hizmet ve lojistik dahil olmak üzere bütün bu süreçleri kapsıyor.

Lojistik olmadan; pazarlama, üretim ve uluslararası ticarette başarılı olmak imkansız. Gelişmiş endüstriyel toplumlarda lojistik yeterlilik büyük önem taşımakta ve tüketiciler satın aldıkları ürünlerin söz verildiği gibi teslim edilmesini bekliyor. Olağanüstü durumlarda lojistiğin gerekliliği daha da iyi anlaşılmıştır. Bu alandaki planlamayı en iyi yapan taraf çok büyük avantajlar sağlıyor.

Lojistik sektörü hem dünyada sürekli gelişme göstermekte ve bu çerçevede sektörün de rekabet düzeyi yükselmekte. Dolayısıyla şirketlerin rekabet güçlerini artırabilmeleri için sürekli maliyet, insan kaynağı, faaliyet ve yönetim süreçleri kalitesi, etkinliği ve teknolojisi açsından kendilerini geliştirmeleri gerekiyor.

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
Lojistik maliyetleri, taşımacılık, depolama, stok ve yönetim giderlerinden oluşuyor. Taşımacılık maliyetleri; karayolu, demiryolu, denizyolu, havayolu, gümrük ve sigorta giderlerinden, depolama maliyetleri; kira/amortisman, enerji, elleçleme, paketleme ve katma değerli hizmet giderlerinden, stok maliyeti; elde bulundurma ve elde bulundurmama maliyetlerinden, yönetim maliyetleri; ofis personeli ve genel yönetim giderlerinden oluşmaktadır.

Lojistik giderlerinin iki ana kalemi olan taşıma ve depolamada maliyetlerin azaltılması, risklerin hafifletilmesi ve kayıpların asgarî seviyeye indirilmesi için tedarik zinciri sürecinin doğru planlanması şart. Bundan dolayı lojistik faaliyetler için yer seçimi ve nakliye önemli bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Dünyada bazı bölgelerhammadde, üretim ve lojistik faaliyetleri açısından ön planda. Bundan dolayı önemli taşıma yolları ve güzergâhları stratejik önem kazanmakta. Bu bakımdan şirketler, tesislerini kurarken coğrafi şartları ve lojistik imkanlarını dikkate almalı.

Lojistik stratejisini, herhangi bir tedarik zincirinde farklı aktörler arasında plan, hedef ve politikalar oluşturmaya yardımcı olan bir rehber ilkeler bütünü olarak nitelendirebiliriz. Lojistik stratejisi, tedarik zinciri performansını artırmada kilit rol oynar.
Birçok faktörden etkilenen tedarik zinciri değişken bir yapıya sahip olduğu için lojistik yapılanma da buna göre göre şekillendirilmelidir. Bir lojistik şirket, tedarik zincirinde yaşanabilecek değişikliklere uyum sağlayacak nitelikte dinamik bir yapıya sahip olmalıdır. Dolayısıyla lojistik stratejisi de acil durumlarla karşı karşıya kalındığında ihtiyaca cevap verebilecek esneklikte olmalı.

KESİNTİSİZ İLETİŞİM
Lojistik stratejisi, dünyanın farklı noktalarında bulunan tedarikçiler, şirketler ve üreticilerle kesintisiz bağlantı sağlanacak biçimde tasarlanmalı. Bunun için de sizi tüm dünya ile gerçek zamanlı olarak sürekli iletişim halinde tutacak teknolojiye sahip olmak gerek. Nerede olduklarına bakmaksızın, tedarik zincirindeki tüm aktörlerle bağlantı kurabileceğiniz iletişim kanallarına sahip olmalı. Bilgiye gerçek zamanlı erişebilirseniz, şirketinizin daha kısa zamanda maksimum potansiyele erişmesine destek olacak tedbirler alabilirsiniz.

Lojistik stratejisinde bir diğer önemli husus da verilerin doğru bir şekilde kullanılması ve analiz edilmesidir. Bu noktada da çağımızınız kilit kelimeleri “inovasyon” ve “dijitalleşme” devreye giriyor. Doğru verilere ulaşmak için otomasyon sistemlerini kullanmak gerekiyor. Rekabetin yüksek, kar oranlarının düşük ve işlem sayısının had safhada olduğu lojistik sektöründe bilişim teknolojilerinin sunduğu imkanlardan istifade eden şirketler rakiplerinden sıyrılıyor.

Artık mobil araç takip sistemleri sayesinde araçların konumu merkezden rahatlıkla izlenebiliyor; hareket planlamasında, evrak hazırlamada, sevkiyat ve teslimat bilgilerine erişimde otomasyondan faydalanılıyor. Örneğin geleceğin depoları artık ses teknolojisi ile yönetiliyor. Ses teknolojisi özellikle depo uygulamalarında sipariş ve ürün toplamada etkin olarak kullanılmaya başlandı ve iş süreçlerinde verimlilik ve bu da doğru yönlendirme sağlıyor. Kulaklık ve mikrofonlu taşınabilir bir bilgisayar sayesinde operatörler, depoda ses sistemi üzerinden talimatları almakta ve ilgili iş emrini sözlü bildirimi ile kapatabiliyor. Bu gibi sistemler lojistik şirketlerin operasyon maliyetlerini azaltıyor, verimliliği artırıyor ve rekabetçi bir yapı kurulmasını sağlıyor.
Artan uluslararası ticarette tarım ürünleri ihracat ve ithalatında yükseliş dikkat çekici. Tarım ürünlerinin beslenme ihtiyacını karşılamadaki alternatifsizliği, gıdaların uzun süre dayanmaları için işlenmeleri, ticarette uluslararası bir meta haline dönüşmesi, gıda güvenliğinin gelişimi gibi gelişmeler tarımı, stratejik öneme sahip bir sektör haline getirdi. Sanayileşme, şehirleşme ve gelir düzeyindeki artış, tüketim alışkanlıklarını değiştirerek yeni ve farklı kalitedeki tarım ürünlerine olan talebi artırdı.

Üretim faaliyetleri ile tüketim faaliyetleri mekân olarak birbirlerinden uzaklaşırken lojistik maliyetleri tarım sektörü için mühim bir kalem haline geldi. Bu çerçevede üretim faaliyetinin miktarı ve kalitesi kadar tedarik zincirleri ve bunun önemli bir parçası olan lojistik operasyonlar büyük önem kazandı.

Son birkaç yıldır dünyada tahıl üretimi artış gösteriyor. Örneğin Rusya ve Ukrayna, üretiminde rekor üstüne rekor kırıyor. ABD, Kanada, Arjantin, Ukrayna, Rusya ve Avustralya tahıl piyasasından daha fazla pay almanın yollarını arıyor, rekabet kızışıyor. Tahıl arzındaki fazlalık sebebiyle fiyatlar düşerken, kar marjları da azalıyor. Tahıl üretiminin artmasıyla birlikte bunların nasıl depolanacağı ve taşınacağı konusu tahıl ticareti yapan şirketleri düşündürüyor. Çünkü kâr oranlarının düştüğü bu dönemde tahılların en uygun maliyetle depolanıp taşınması, rekabetçi piyasada tutunabilmenin başlıca yolu. Özellikle küresel ölçekte tahıl ticareti yapan şirketlerden kimisi daha fazla stok yapabilmek için tahıl alım terminallerini büyütüyor, kimisi de çiftlik depolamaya (on-farm storage) yatırım yapıyor.

Bir önceki yazımız olan "Tahıl depolama sistemleri ve lojistiğin önemi" başlıklı makalemizde ", lojistiğin önemi ve " hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol edin

BAKLİYAT VE PİRİNÇ ÜRETİMİ & TEKNOLOJİ TRENDLERİ

Nüfusun hızla arttığı dünyada, en hayatî konulardan biri günümüz ve gelecek nesillerin beslenme ihtiyacının nasıl …