Çin’de Tahıl ve Un Pazarı

Dünyanın en büyük tahıl üreticileri arasında yer alan Çin’in tahıl işleme sektörü, tahıl pazarının özelleştirilmesi ve ekonomideki hızlı yükselişle önemli bir rekabet ortamına sahne olmuştur. Çin Devlet Tahıl İdaresi’nin verilerine göre; Çin’de 40.000’in üzerinde un değirmeni olduğu bilinmektedir. Ancak bunların çok büyük bir çoğunluğunu köy değirmenleri oluşturmaktadır. Kayıtlı un değirmenlerinin toplamı ise 4.245’dir. Bu değirmenlerin önemli bir bölümü günde 50 ile 1.000 ton arsında bir kapasiteye sahiptir. 350 un değirmeninin ise günde 400 ve 1000 ton arası üretim yaptığını söylemek mümkündür. Ayrıca ülkenin 3 büyük firması günde 10.000 tonun üzerinde üretim yapmaktadır.

ulkecin

Dünyanın en büyük iki ekonomisinden biri olan Çin, hızla büyümekte ve artan nüfusu ile dünyanın en büyük işgücünü haline gelmektedir. Yıllar içinde, hububat ve yağlı tohumların üretiminde büyük yükseliş gösteren Çin, aynı zamanda dünyanın en büyük tahıl üreticisi ve tüketicisi konumundadır.
Dünya Bankası’nın verilerine göre Çin, dünyadaki ekilebilir tarım alanlarının yalnızca yüzde 7’sine sahip olmasına rağmen, dünya nüfusunun yüzde 20’sine yetecek miktarda besin üretmektedir. Ülke, ekilebilir tarım arazilerinin tümüne yakınını besin ürünlerine ayırmaktadır. Pirinç, mısır, buğday gibi besin ürünlerinin üretimi oldukça yüksek seviyelerde seyretmekte ancak yine de üretim, yurtiçi tüketimi karşılayamayıp ithalata başvurulmaktadır.

Tarım ülkede önemli bir yere sahip olmakla birlikte, son yıllarda kentleşen nüfusun artması ve iş gücünün farklı sektörlere dağılması nedeniyle, tarımın gayri safi milli hâsıla grafiğindeki oranı yüzde 12’ye düşmüştür. Yine de tarım sektörü, ülkedeki toplam iş gücünün neredeyse yüzde 45’ine istihdam sağlamaktadır.

ÇİN’DE GENEL EKONOMİK GÖRÜNÜM
1,35 milyarlık nüfusuyla dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin Halk Cumhuriyeti, toprak genişliği bakımından da Rusya’nın hemen arkasından gelmektedir. Nüfusunun verdiği iş gücü, coğrafyasının genişliği ve yıllardır devam eden büyüme oranı Çin’i dünyanın en önemli ülkelerinden biri haline getirmiştir.

Liderleri Mao Zedong’un ölümünden sonra, Çin hükümeti kolektif çiftçiliği kaldırmış ve 1980’li yıllarda özel teşebbüsün önünü açmıştır. Merkezi planlamadan pazar odaklı ekonomiye geçiş yapan Çin, ekonomik ve sosyal yönden büyük gelişme göstermiştir. Düzenli olarak yüzde 10 dolaylarında seyretmiş olan ekonomik büyüme neredeyse 500 milyon insanın fakirlikten kurtulmasına ön ayak olmuştur. 1995 yılında uygulamaya konulan “Dış Ticaret Kanunu” ile de yerli üretimi korumaya ve döviz rezervlerini kontrol etmeye yönelik plan ve programlar oluşturulmuştur. Ülkenin batı ve iç kesimlerinde alt yapı eksiklikleri devam etse de doğusundaki ekonomik gelişme dikkat çekicidir. 1980’li yıllardan bugüne kadar özel ekonomik bölgeler gelişerek sivrilmişlerdir. Bunun ana sebebi “Açık Kapı Politikası”dır. Bu çerçevede çeşitli reformlar yapılmış ve Guangzhou, Shenzen, Dongguan, Shunde, Nanhai ve Zhongshan gibi bölgeler hızla gelişmişler ve dünyanın önemli üretim ve ticaret merkezleri haline gelmişlerdir.

Günümüzde, ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olmayı başarmış olmasına rağmen, Çin hala “gelişmekte olan ülke” kategorisindedir. Bunun en büyük sebebi ise gelişmiş ülkelere nazaran, kişi başı milli gelirinin hala düşük düzeyde olmasıdır. Buna karşın, ekonomik büyümenin devam etmesi için yıllardır önemli düzenlemeler yapılmaktadır. Son dönemlerde de yabancı sermaye ile ilişkilerini güçlendirmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında, ülkeye yapılan yatırımlar ile dikkat çekmiştir. Tüm bu çalışmaların bir sonucu olarak, 2013 yılında Çin’in GSYH’si 9,39 trilyon dolara ulaşmıştır. Enflasyonun 2,6 seviyesinde izlendiği ve işsizlik oranının da 4,1’e indiği gözlenmektedir. Dış ticaret hacmi 4 trilyon doları aşmış ve dünyanın en yüksek dış ticaret hacmi ile dikkat çekmiştir. 2014 yılında beklenen dış ticaret artış oranı da 7,5’dir. Sanayi sektörü ise ilk kez yüzde 46,1’e ulaşan hizmet sektörünün gerisinde kalmıştır.

ÇİN’DE TARIMIN YERİ VE ÖNEMİ
Çin ekonomisinin en önemli sektörlerinden birini teşkil eden tarım, istatistiklere göre ülkenin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasının da yüzde 12’sini oluşturmaktadır. Tarım, ülkedeki iş gücünün neredeyse yüzde 45’ini de oluşturmakta ve birçok ürünün üretiminde de dünya birinciliğini sırtlamaktadır. Ancak Çin’in tarımsal üretimdeki bu dikkate değer yükselişi zorlu bir sürecin ardından gerçekleşmiştir. 1958 ve 1961 yılları arasında tarihin en büyük kıtlığına tanık olunan Çin’de kuraklık, doğal afetler ve yanlış tarım politikaları sonucu milyonlarca insan açlıktan ölmüştür. 1970’li yılların sonunda tarımda bir dizi modernleşme çalışmaları başlamış ve sonuç itibariyle kolektif tarım yapısı büyük ölçüde değişmiş, tarımsal ürün alımı ve ticareti devletin tekelinden alınmış ve çiftçilerin yıllar içinde kaybolan çalışma şevki ile yaratıcılıkları geri kazanılmıştır. Bu sayede kırsal Çin’de o zamana kadar eşi görülmemiş bir üretim ve sirkülasyon gerçekleşmiştir. Yıllardır Çinlileri sıkıntıya sokan gıda kıtlığı sorunu da böylece tamamen çözülmüştür.

Ülke tarihi boyunca gıda kıtlığına yol açan temel problem, ekilebilir arazi oranı olmuştur. Ancak ülke topraklarının yalnızca yüzde 11’inin ekilebilir arazi olması, Çin’in hem kendi ülke vatandaşlarına gıda sağlamasına hem de dünyaya tarımsal ürünler ihraç etmesine engel teşkil edememiştir. Yüzde 11 ekilebilir arazi oranıyla dünya nüfusunun yüzde 20’sinin gıda ihtiyacını karşılayan Çin, diğer ülkelere kıyasla en büyük tarımsal girdiye sahiptir.

Ülkede ekilebilir arazinin yüzde 75’i, besin ürünlerinin ekimine ayrılmıştır. Söz konusu arazinin yüzde 25’i ise pirinç üretiminde kullanılmaktadır. Büyük ölçüde Yangtze Vadisinde yetişen pirinç, tarım ürünleri ihracatında buğdaydan sonra ikinci sırayı almaktadır. Neredeyse Çin’in her bölgesinde yetiştirilmekte olup ağırlıklı olarak Kuzey Çin Ovasında üretilmektedir.

Ülkede yaygın olarak yetiştirilen diğer ürünler ise darı ve mısırdır. Darı ve mısır ülkenin daha çok kuzey ve kuzeydoğu kısımlarında yetiştirilir. Bunun yanı sıra patates de tarımsal üretimde önemli sayılmakta ve farklı çeşitlerle üretilmektedir. Yağlı tohumlar da üretimi yapılan başlıca ürünlerdendir. Yağlı tohumlar, yemeklik ve endüstriyel yağ ihtiyacını karşılamada ve tarımsal ürünler ihracatında büyük bir paya sahiptir. Bir diğer önemli tarımsal ürün ise çaydır. Özellikle yeşil çay ve yasemin çayı Çin’de oldukça sık tüketilmekte, siyah çay üretimi ise daha çok ihracata yönelik yetiştirilmektedir. Pamuk üretiminde ise Çin, Hindistan’dan sonra ikici sırada gelmekte ve ülkenin neredeyse her bölgesinde üretimi yapılmaktadır.

HUBUBAT VE BAKLİYAT ÜRETİMİ VE TÜKETİMİ
Çin’de hububat üretimine bakıldığında oldukça yüksek seviyelerle karşılaşılmaktadır. Yüksek hububat üretimine rağmen talebi karşılamaya yönelik ithalat faaliyetleri de yürütülmektedir. Amerikan Tarım Bakanlığı Dış Ticaret Servisi (USDA FAS) verileri incelendiğinde; hububat ürünleri arasında en yüksek üretim miktarının mısıra ait olduğu görülmektedir.

Çin, dünya mısır üretiminde ABD’den sonra ikinci sırayı almaktadır. İç pazarında tarımsal ürünlere duyulan talebin giderek arttığı ancak ekilebilir alanların sınırlı olduğu Çin’de, mısır üretiminin artması da önemli bir konu olmaktadır. USDA verilerine göre; son 10 yılda Çin’in mısır üretiminde bazı sezonlarda dalgalanma yaşansa da genel olarak artış gerçekleşmiştir. En yüksek üretime de 218 milyon ton ile 2013/14 sezonunda ulaşılmıştır. Son 10 yılda üretimin artış miktarı ise 102 milyon tondur. 2008/09 sezonunda mısır üretiminde, önceki sezonlara kıyasla ciddi bir artış yakalanmış ve üretim 13 milyon ton artarak yaklaşık 166 milyon tona yükselmiştir. 2009/10 sezonunda bir miktar düşüş gerçekleşmiş ve üretim yaklaşık 164 milyon tona gerilemiştir. 2010/11 sezonunda ise yine belirgin bir artışla 177 milyon tona ulaşılmıştır. 2011/12 ve 2012/13 sezonlarında da belirgin artışlar seyreden mısır üretimi 2012/13 sezonunda 205 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. USDA verilerine göre 2014/15 sezonunda öngörülen üretim miktarı ise 214 milyon tondur. Çin’in mısır üretiminin tamamı iç tüketim için değerlendirilmektedir. Ancak üretim bazı sezonlar iç tüketimi karşılayabilirken bazı sezonlarda karşılayamamakta ve bu yüzden zaman zaman düşük düzeyde mısır ithalatına da başvurulmaktadır.

Mısırdan sonra hububat ürünleri arasında en yüksek üretim pirince aittir. Pirinç üretiminde dünya birinciliği Çin’e aittir. 2003/04 sezonunda 112 milyon ton seviyelerinde gerçekleşen ülkenin pirinç üretimi, yaklaşık 18 milyon ton artarak 2007/08 sezonunda 130 milyon ton olarak kaydedilmiştir. 2010/11 ve 2013/14 sezonları arasında ise üretim artış göstermiş ve son olarak 142 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. 2014/15 sezonu için öngörülen üretim miktarı ise 144 milyon tondur. Her ne kadar pirinç üretimi yüksek seviyelerde izlense de iç talebi karşılamaya yetmediği görülmektedir. Çin’in her geçen yıl artan nüfusuna karşılık üretim yetersiz kalmakta ve ithalata gidilmektedir. USDA verilerine göre; son 10 yılda pirinç tüketimi yaklaşık 16 milyon ton artmıştır. USDA verilerine göre 2008/09 sezonunda 133 milyon ton olan pirinç tüketimi, 2009/10 sezonunda 134 milyon tona yükselmiş, 2010/11 sezonunda ise 135 milyon ton seviyesinde kalmıştır. 2011/12 sezonunda yaklaşık 139 milyon tona çıkan tüketim, 2013/14 sezonunda ise belirgin bir artışla 146 milyon tona yükselmiştir. USDA verilerine göre 2014/15 sezonu için öngörülen tüketim miktarı ise 148 milyon tondur.

Pirinçten sonra hububat ürünleri arasında en yüksek üretim miktarı ise buğdaya aittir. Buğday üretiminde, son 10 yılın verileri incelendiğinde devamlı bir artışın gerçekleştiği görülmektedir. Çin buğday üretiminde de dünya birinciliğine sahiptir. 2003/04 sezonunda 86 milyon ton olan buğday üretimi, 2006/07 sezonunda 108 milyon tona yükselmiştir. 2010/11 sezonunda 115 milyon tona ulaşan üretim, 2013/14 sezonunda yaklaşık 122 milyon tona yükselmiştir. USDA verilerine göre; 2014/15 sezonunda beş milyon tonluk bir artış bekleniyor. Buna göre öngörülen üretim miktarı 126 milyon tondur. Buğday tüketimine baktığımızda ise istikrarlı bir artış görülmektedir. 2008/09 sezonunda 105 milyon ton olan tüketim miktarı, 2009/10 sezonunda 107 milyon tona çıkmıştır. 2010/11 sezonunda ise tüketim miktarı 110 milyon tona yükselmiş, 2011/12 sezonunda ise 122 milyon tona ulaşarak dikkat çekici bir artış göstermiştir. 2013/14 sezonunda bir miktar düşerek 121 milyon ton olarak kaydedilmiştir. USDA’nın 2014/15 sezonu için öngördüğü buğday tüketim miktarı 124 milyon tondur.

Çin tarımsal ürünlerinin üretim ve tüketiminde bir diğer önemli ürün ise sorgumdur. Sorgum üretimine bakıldığında 2005/06 ve 2009/10 sezonları arasında devam eden bir düşüş olduğu görülmektedir. Ancak 2011/12 sezonunda 2 milyon ton olan sorgum üretimi, 2013/14 sezonunda 2,7 milyon tona yükselmiştir. 2014/15 sezonunda ise benzer bir üretim seviyesi beklenmektedir. USDA verilerine göre; sorgum tüketiminin üretim seviyesini aştığı görülmektedir. Buna göre; 2012/13 sezonunda 3,2 milyon ton olan tüketim miktarı bir hayli yükselmiş ve 2013/14 sezonunda 6,8 milyon tona yükselmiştir. 2014/15 sezonunda ise yükselişin devam edeceği ve tüketimin 7,2 milyon ton seviyelerinde gerçekleşeceği öngörülmektedir.

Bir diğer tahıl ürünü arpa, Çin’de 1,5 ile 3 milyon ton arasında bir üretim miktarına sahiptir. Ancak 2005/06 sezonunda 3,4 milyon ton seviyesine kadar ulaşan Çin’in arpa üretimi, sonraki yıllarda süreklilik arz edecek şekilde düşüşe geçmiştir. 2013/14 sezonuna gelindiğinde arpa üretiminin 1,5 milyon ton seviyesine kadar gerilediği göze çarpmaktadır. 2014/15 sezonu için öngörülen miktar da yine bu düzeydedir. Üretimdeki düşüşe rağmen tüketimde hızlı bir artış söz konusudur. 2003/04 sezonunda 4,7 milyon ton Çin’in arpa tüketimi, 2013/14 sezonunda 6,3 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir.

Çin’de darı üretiminin ise tüketim ile paralel gerçekleştiği görülmektedir. USDA verilerine göre Çin’de darı için ithalat ya da ihracat faaliyetlerine gidilmediği görülmektedir. Bu sebeple mevcut üretimin tamamen iç tüketimi karşılamak için yapıldığı oldukça açıktır.

ÇİN’DE DIŞ TİCARET
Dünya ticaretindeki payını hızla arttıran Çin, günümüzde ürün tedariki ve ihracatında dünyanın en büyükleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Çin’in 2013 yılındaki dış ticaret hacmi, 4 trilyon 260 milyar dolardır. Bu, bir önceki yıl kaydedilen değerin yüzde 7,6 fazlasıdır.

Dış ticaret verilerine bakıldığına ihracatın, 2013 yılında bir önceki yıla kıyasla 7,9 artış gösterdiği ve 2 trilyon 210 milyar dolara yükseldiği görülmektedir. İthalat ise yüzde 7,3’lük artışla 1 trilyon 950 milyar dolara çıkmıştır. Böylece dış ticaret fazlası 259 milyar 900 milyon dolara ulaşmıştır. Çin’in büyüme oranlarına bakıldığında neredeyse son 20 yılın hepsinde, çift haneli rakamlara ulaşarak büyüme gerçekleştiği görülmektedir. Yabancı sermayeli şirketlerin üretim ve ihracat faaliyetlerinin bunda büyük payı bulunmaktadır. Toplam ihracatın neredeyse yüzde 60’ı yabancı sermayeli şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir. Tıpkı ihracat gibi, ithalat faaliyetlerinin yüzde 50’den fazlası da yabancı yatırımcılar vasıtasıyla gerçekleşmektedir.

Çin’in özellikle son yıllarda otomatik bilgi işlem makineleri gibi katma değeri yüksek ürünlerin ihracatındaki payı artmaktadır. Çin’in ihracatını gerçekleştirdiği belli başlı ürünler ise şöyledir: telefon ve diğer cihazlar, otomatik bilgi işlem makineleri, elektronik entegre devreler, kristalli tertibat, lazerler, optik cihaz ve aletlerdir. Ülke dış ihracatının büyük bir bölümünü Hong Kong, ABD ve Japonya oluşturmaktadır. Çin’in en büyük pazarı olan Hong Kong ile 2013 yılında 385 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. ABD’ye yapılan ihracat değeri ise 2013 yılı itibariyle 368 milyar dolardır. ABD’nin yanı sıra Japonya, Güney Kore ve Almanya’nın karşılıklı ticaretteki önemi giderek artmaktadır. Japonya’ya yapılan ihracat değeri ise 150 milyar dolardır. AB ülkeleri de Çin’in ticaret ilişkilerini geliştirdiği başlıca ülkeler arasındadır.

Çin’de birçok ihracat ürününün ithal girdiler içermesi sebebiyle ithalatta da önemli artış gerçekleşmiştir. Özellikle petrol ve maden girdileri gibi hammaddelerin ithalatındaki artış göze çarpmaktadır. Çin’in gittikçe artan nüfusu ve tüketim oranı, yerli ürünlerin ihtiyacı karşılamasını mümkün kılmamaktadır. İthalat faaliyetlerinde yer alan başlıca ülkeler ise Güney Kore, Japonya, Tayvan ve ABD’dir. Güney Kore’den gerçekleştirilen ithalat değeri 2013 yılında 183 milyar dolardır. Japonya ile yapılan ithalat değeri ise 162 milyar dolardır. Çin’in ithal ettiği başlıca ürünler ise elektronik entegre devreler, ham petrol, demir cevherleri ve konsantreleri, sıvı kristalli tertibat, lazerler ve optik cihazlı aletlerdir.

DIŞ TİCARETTE HUBUBATIN YERİ
Çin’de tahıl üretimi hızla artış göstermekle birlikte, yüksek nüfus oranı nedeniyle yurtiçi ihtiyacı tam anlamıyla karşılamaya yetmemektedir. Bu sebeple ithalata gidilmekte ve ithalat faaliyetlerinin değeri de her geçen yıl artmaktadır. USDA verilerine göre; mısır ithalatı 2009/10 sezonunda, önceki sezona kıyasla ciddi bir artış göstererek 47 bin tondan 1,2 milyon tona çıkmıştır. 2011/12 sezonunda 5,2 milyon ton ithalatla son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaşılmıştır. 2014/15 sezonunda beklenen ithalat oranı ise 2,5 milyon tondur. Mısır ihracatında ise giderek azalan miktarlar göze çarpmaktadır. 2003/04 sezonunda 7,5 milyon ton olan ihracat miktarı, her sezon düşüş göstermiş ve 2013/14 sezonunda 22 bin tona kadar gerilemiştir.

Bir diğer önemli gıda maddesi olan pirincin ithalatı da artış eğilimindedir. 2011/12 sezonunda pirinç ithalatında önemli bir artış yaşanmış ve bir önceki sezon 575 bin ton olan ithalat miktarı, 2,9 milyon tona çıkmıştır. 2013/14 sezonunda 3,8 milyon ton miktarında gerçekleşen pirinç ithalatının, 2014/15 sezonunda 4 milyon tona çıkması beklenmektedir. İhracatta ise daha düşük miktarlar söz konusudur. Yıllar itibariyle ihracat miktarının da düştüğü söylenebilir. 2013/14 sezonunda 300 bin ton olarak gerçekleşen pirinç ihracatının, 2014/15 sezonunda da yine bu seviyelerde gerçekleşmesi bekleniyor. Yıllar itibariyle önemli oranda farklılıklar gösteren Çin’in buğday ithalatı, 2013/14 sezonunda önemli miktarda artmış, bir önceki sezon 3 milyon tona yaklaşan ithalat, 2013/14 sezonunda 6,7 milyon tona ulaşmıştır. 2014/15 sezonu için öngörülen buğday ithalatı ise 1,7 milyon tondur. Buna karşın son 3 sezondur buğday ihracatı 800 bin ton ile 1 milyon ton arasında seyretmektedir.

Çin’in bir diğer önemli ithalat kalemi, tahıl grubunda arpadır. 2003/04 ile 2012/13 sezonları arasında 1 ile 2,5 milyon ton arasında değişen Çin’in arpa ithalatı, 2013/14 sezonunda 4,8 milyon tona çıkmıştır. İçerisinde bulunduğumuz 2014/15 sezonunda da arpa ithalatının 4,5 milyon ton seviyesinde kalması beklenmektedir.

Ülkede sorgum ithalatı ise 2013/14 sezonu hariç, yok denecek seviyedir. 2013/14 sezonunda ithalat miktarı 4,1 milyon tona ulaşmış ve 2013/14 sezonunda da 4,6 milyon tona ulaşması beklenmektedir.

Tahıl ürünlerinde genel itibariyle Çin’in ihracat miktarından çok ithalat miktarı ön plana çıkmaktadır. Ancak yüksek gibi görünen ithalat miktarları, ülkenin büyüklüğü, sahip olduğu nüfus ve yurtiçi üretim miktarları dikkate alındığında son derece düşüktür. Bu açıdan Çin, büyük oranda kendi iç tüketimini karşılayacak noktaya ulaşmıştır.

ÇİN’DE UN DEĞİRMENCİLİĞİ
Tahıl pazarının özelleştirilmesinden sonra ekonomisi hızla yükselen Çin’in tahıl işleme sektöründe de rekabet büyük ölçüde artmıştır. Çin Devlet Tahıl İdaresi’nin verilerine göre; Çin’de 40.000’in üzerinde değirmen olduğu bilinmektedir. Ancak bu miktarın büyük çoğunluğu köy tipi değirmenlerden oluşmaktadır. Bu değirmenlerin 30.000’den fazlası günde 50 tondan az üretim kapasitesine sahiptir. Kayıtlı un değirmenlerinin toplamı ise 4.245’dir. Günde 50 ile 200 ton arasında üretim yapan değirmenlerin sayısı 2.000 ile 3.000 arasında değişmekte olup, günde 200 ile 400 ton arasında üretim yapanların sayısı ise 500 ile 1.000 arasındadır. 350 un değirmeninin günde 400 ve 1.000 ton arası üretim yaptığını söylemek mümkündür. Ayrıca günde 10.000 tonun üzerinde üretim yapan üç büyük değirmen grubu bulunmaktadır.

Bölgesel olarak bakıldığında, Çin’in güney kesiminin kuzeye oranla daha modern ve büyük değirmenlere sahip olduğu söylenebilir. Özellikle Guangdong bölgesi en büyük tedarikçilerden biridir. Yüksek tüketim oranı sebebiyle buğday ithalatında da diğer bölgelerin önüne geçen Guangdong’da zaman içinde yıllık yüzde 80 kapasiteyle işleyen büyük değirmenler yapılmıştır. Bu değirmenlerde üretilen unun yüzde 40’ı ise diğer bölgelere ithal edilmektedir.

Çin’in genelindeki un değirmenlerinin kapasitesi ise 2005 ve 2010 yılları arasında hızla artmış ve 80 milyon tondan 170 milyon tona çıkmıştır. Günümüzde toplam işleme kapasitesinin 250 milyon ton olduğu belirtilmektedir. Ancak fiilen yılda 60-80 milyon tonluk öğütme işlemi yapılmaktadır.

Çin’de üretilen buğday ununun yüzde 10’u ekmek, börek ve bisküvi yapımında kullanılan yüksek kalitede özel amaçlı kullanım unudur. Yüzde 50’si ise buharda pişmiş ekmek ve hazır noodle yapımında kullanılır. Kalan yüzde 40’ı ise köylerde tüketilen düşük kalite unlardır. Yaşam standartlarının arması sebebiyle yüksek kalite unun üretim ve tüketiminin de artması beklenmektedir.

Bir önceki yazımız olan Özbekistan’da Tahıl ve Un Pazarı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Angola, buğday üretimi ve işleme kapasitesini artırıyor

27 yıl süren iç savaşta tahrip olan tarım altyapısını yeniden inşa etmeye çalışan Angola’da hükümet, …