Buğday Kalitesinin Önemi

üretiminde yeterli olmanın yanında, üretilen buğdayın kalitesi de önemlidir. Yıllardır göz ardı edilen bu durum, büyük maddi kayıplara neden olmaktadır. Her ne kadar DİR kapsamında da olsa, son 20 yıl içerisinde Türkiye’ye 30 milyon ton ithal girmiştir. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’nin kaynaklarıyla dış havzaların çiftçilerini desteklemiş oluyoruz.”

h_77_9

Fatih R. ALAYBEYİ 
Konya Ticaret Borsası

Buğday, doğrudan 20 milyon insanımızı, dolaylı olarak tüm Türkiye’yi ekonomik ve sosyal olarak etkileyen, üzerinde en çok konuşulan, spekülasyon yapılan stratejik bir üründür. Buğdayın, diğer gıda maddelerine göre tarımsal isteklerinin az olması, muhafaza ve işleme teknolojilerinin kolaylığı, ucuz ve uygun enerji, kısmen tam biyolojik değerde kaynağı olması gibi özellikleri, ona diğer tahıl çeşitleri içinde özel bir konum kazandırmaktadır. Buğdayın bu özellikleri, kullanım ve tüketim yaygınlığına paralel olarak ıslah, ve ürün çeşitliliği bakımından yapılmakta olan çalışmaları da hızlandırmış ve yaygınlaştırmıştır. Buğday, gıda maddesi olması yanında, yem ve diğer endüstriyel kullanım alanları için de önemli bir hammadde olma fonksiyonuna sahip olup, gösterilen ilgide bunların payı da gittikçe artmaktadır. Bu sektörel çeşitlilik, bir taraftan miktarının, diğer yandan da çeşitlilik ve kalitenin artırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Gıda endüstrisi “pazara” ve “teknolojiye” dönük hızlı bir gelişim kaydediyor. Bu açıdan hububat ve özellikle buğday üretimi ve ticaretiyle, dünya ile uyumlu sürdürülebilir bir yapıya kavuşmalıdır. Bunun için tüm paydaşlar ve karar alıcıların sürekli ve etkin bir diyalog içinde olması gerekir.

Türkiye’de tescilli ve üretim izinli 200’ün üzerinde ekmeklik buğday çeşidi mevcuttur. Ancak üretimde bulunan çeşit sayısı onlarla ifade edilebilecek düzeydedir. Bilhassa buğday üretimin büyük kısmının gerçekleştirildiği İç Anadolu ve Geçit Bölgelerinde, üretimde eski birkaç çeşidin hakimiyetini yeni çeşitler kıramamış, yeni çeşitlerin üretimde aldıkları pay kısıtlı düzeyde kalmıştır. Bunca yıl, emek ve maliyetle yürütülen ıslah çalışmaları sonucu elde edilen çeşitlerin üretimde yer almaması, ekonomik bir kayıp olarak görülmektedir. Bu sonucun değişik nedenlerini sıralamak mümkündür. Kalite analizlerinin yüksek maliyetli, zaman ve fazla miktarda örneğe ihtiyaç göstermesi sebebiyle, kalite analizlerinin açılan generasyonlar yerine, durulmuş hatlarda ve verim denemelerinde yapılıyor olması, ilk sırada gelmektedir. Bu durum açılan generasyonlarda birçok yüksek kaliteye sahip hattın devre dışı kalmasına neden olmaktadır. Diğer bir neden yıllarca verimin temel ıslah amacı olarak ele alınması ve kalitenin ihmal edilmesi. Bunun sonucu olarak ıslah edilen çeşitlerin potansiyel verimleri giderek yükselmiş olmasına karşın, kalite parametrelerinde gelişme sağlanamamış, gerilemeler görülmüştür.

Yeni ıslah çeşitlerinde potansiyel verim, kimi çeşitlerde 1000 kg/de ve daha üzerine çıkarılmış olmakla beraber, gerçekleşen verimlerde hala bu değerlerin %50-60’ına bile ulaşılamamıştır. Kalite ve verim arasındaki belirli bir düzeyden sonra ortaya çıkan negatif ilişki, birçok araştırma sonucu ile ortaya konulmuş bilimsel bir gerçektir. Kalitenin ihmal edildiği ıslah programları ile potansiyel verimin giderek sınırları zorlaması sonucu, kalite yönüyle genetik potansiyeli düşük çeşitler üretilebilmektedir. Kalite, kantitatif bir karakter olarak bilinmektedir. Çok gen tarafından kontrol edilen, kompleks bir kalıtıma sahip olan , çevre ve yetiştirme ortamından da etkilenmektedir. Genetik faktörlerin kalite ve stabilitesi üzerindeki etkisi küçümsenemeyecek düzeyde olmakla beraber, çevre ve yetiştirme ortamının kalite oluşumuna etkisi göz ardı edilemeyecek boyuttadır. Nitekim aynı çeşidin farklı çevrelerde değişik yetiştirme teknikleri ile üretilmeleri sonucu çok farklı kalitede ürün elde edilmesi de bu tespitin en önemli delilidir. Üretim aşamasında, yeni geliştirilen çeşitlerin uygun çevrelerde ve ihtiyaç duydukları yetiştirme teknikleriyle yetiştirilmemesi, kalitede beklenilen sonucun elde edilmesini engellemektedir. Kalite üzerine süne, kımıl gibi zararlıların olumsuz etkileri de kalite düşüklüğünün önemli bir nedeni olarak sıralanabilir. Konya’da Borsamız ve İl Müdürlüğü işbirliği ile süne, kımıl ile mücadelede çok önemli başarılar elde edilmiş olmakla birlikte, henüz sorunun geri dönüşümsüz, kalıcı bir çözüme kavuşturulduğu söylenemez.
Türkiye’de kalite düşüklüğünün belki de en önemli nedenlerinden birisi, sertifikalı tohum kullanım düzeyinin, henüz istenen seviyenin oldukça altında olmasıdır. Türkiye’nin, 2004 yılında uygulamaya başladığı “Mahsul Fiyatına Tohumluk Projesinin” hemen akabinde, 2005 yılında buğday ve buğdaya dayalı ürünler ihracatının ilk defa artı vermesi de bu tespitin en önemli kanıtıdır. Kalitesiz bir tohumluk kullanılarak kaliteli ürün elde edilemeyeceği, bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuş bir gerçektir.

Kaliteli buğday üretiminde, bilgiye erişme, yetişmiş eleman, biyolojik ve mekanik teknolojilerden yeterince faydalanma ve yeni teknoloji üretiminin önemi çok büyüktür. Mevcut potansiyel kullanılarak, ihtiyaçları sektörel zeminde belirlemek ve talepleri gidermek zorunludur. Sektörel çeşitlilik, bir taraftan üretim miktarının, diğer yandan da çeşitlilik ve kalitenin artırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu sebeplerle, ulusal ve uluslararası eğilimler dikkate alınarak verimli, kaliteli, dayanıklı ve ekonomik yeni çeşitlerin geliştirilerek kullanıcı ve tüketiciye aktarılması gerekir. Dünyanın artmaya devam eden çevre ve nüfus problemleri de bunu zorunlu kılmaktadır.

Buğday üretiminde yeterli olmanın yanında, üretilen buğdayın kalitesi de önemlidir. Yıllardır göz ardı edilen bu durum, büyük maddi kayıplara neden olmaktadır. Her ne kadar DİR kapsamında da olsa, son 20 yıl içerisinde Türkiye’ye 30 milyon ton ithal buğday girmiştir. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’nin kaynaklarıyla dış havzaların çiftçilerini desteklemiş oluyoruz. Türkiye’de, yılda yaklaşık 20 milyon ton buğday üretimi gerçekleştiriliyor. Ama kalitede yıllara göre dalgalanmalar var. Buğdayda kalite denildiği zaman, akla para gelmelidir. Çünkü kaliteli buğday iyi para demektir. Şunu bilmemiz gerek, buğday kalitesi hem çiftçiler hem de sanayiciler için önemlidir. Çünkü kaliteli buğdaydan kaliteli un elde edilir. Un sektörü kaliteli ürün için kaliteli hammaddeyi ülke kaynaklarından karşılama çabasındadır. Türk üreticisinin ve buğdayının, dünya buğday ticaretinde söz sahibi olabilmesi; dünya standartlarında kaliteli buğday üretimi, doğru sınıflandırma ve doğru fiyat politikaları ile gerçekleşecektir. Böylece, dış havzaya gidecek kaynaklar bölgemiz ekonomisinde değerlendirilecek ve kendi çiftçimiz desteklenmiş olacaktır.
Türkiye genelinde, üretimde yaşanan kalite sorunları nedeniyle sınıflandırmanın önemi daha çok ortaya çıkmıştır. Buğday çeşitlerinin belirli standartlara oturtulmaması nedeniyle, buğday kalitesinde problemler ortaya çıkmaktadır. Bunun yanında, ithal edilen kalitesiz buğday da haksız rekabete yol açmaktadır. Şuana kadar Türkiye’de sadece ekmeklik ve makarnalık buğdayların tarifi yapılmıştır. Bu sınıflamanın ihtiyaçlara cevap vermediğini hepimiz biliyoruz. Uluslararası rekabete hazır olmamız için önce sektörel sorunlarımızı ortaya koyup çözmemiz gerekmektedir.

Sektörümüzde söz sahibi ve rekabetçi olmak istiyorsak dünya buğday ticaretindeki kriterin kalite olduğunu kabullenmemiz ve bu yönde üretimimizi yeniden yapılandırmamız gerekmektedir. Bu amaçla buğdayda kaliteye destek arttırılmalıdır. Kaliteye verilecek destek ile çiftçilerimiz, kaliteli ürün elde etmeye çaba gösterecektir. Konya Ticaret Borsası olarak buğdayda kaliteli üretim ile ilgili çalışmalara devam etmekteyiz. Kaliteli üretimin iyi bir eğitim çalışmasıyla olacağını bilmeliyiz. Yapılan çalışmalarda çiftçilerimizin de konuya olan desteği ve eğitimlere olan ilgisi bizlere ilerisi için ümit vermektedir. Bizim çiftçimiz bu işi eksiğiyle noksanıyla elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Yeter ki kaliteli ürüne hak ettiği destek verilerek teşvik edilsin.

Kontrol edin

Tahıl ticaretinde dikkate almanız gereken beş husus

“Tahıl ticaretinde başarı için sadece güvenilir ortaklardan oluşan geniş bir portföy, uluslararası şirketler nezdinde itibar, …