‘ABD-Çin ticaret savaşları, küresel tahıl ticaretinin akışını yeniden şekillendirebilir’

Pedro H. Dejneka, MD Commodities: “Mevcut jeopolitik gelişmelerin küresel gıda güvencesini risk altına sokacağını düşünmüyorum. ABD ile Rusya arasında 1980’lerdeki ambargosunu ve bunun Rusya’nın dünya ticaretindeki rolünü nasıl şekillendirdiğini düşünün. İşte ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, gelecek yıllarda küresel ticaret akışını değiştirme potansiyeli bakımından benzer bir role sahip. Bu gerilim, ABD dışındaki ülkelerdeki üretimin artmasını, ABD’de de daha verimli gıda üretimi için araştırmaları teşvik edebilir. Bu da potansiyel olarak neticede daha düşük gıda fiyatları demek olur.”

Röportaj: Namık Kemal Parlak
ile ilgili uluslararası etkinliklerin en çok aranan isimlerinden biri olan Pedro H. Dejneka, Değirmenci Dergi’sine özel bir röportaj verdi. Başta Brezilya ve olmak üzere küresel emtia piyasaları konusunda Avrupa, Asya ve Amerika merkezli birçok şirkete danışmanlık hizmeti veren bir uzman olan Dejneka, Bloomberg, Reuters ve Financial Times gibi ekonomi çevrelerinin yakından takip ettiği uluslararası yayın kuruluşlarının görüşlerine başvurduğu analistler arasında. Brezilya ve Amerika’da ofisleri bulunan küresel bir tarımsal emtia danışmanlık şirketi olan MD Commodities’in kurucu ortağı olan Dejneka, tahıl pazarlarını etkileyen dinamikler üzerine değerlendirmelerde bulundu ve ileriye yönelik öngörülerini Değirmenci okurları ile paylaştı. ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarına önümüzdeki bir yıl içinde çözüm bulunması ihtimalini “çok uzak” olarak gören Brezilyalı analist, bu anlaşmazlığın, global tahıl ticaretinin akışını değiştirme potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

İşte Pedro H. Dejneka’nın sorularımıza verdiği cevaplar:

Küresel tahıl ticaretini etkileyen en önemli faktörler neler?
Mevcut jeopolitik ortam kesinlikle küresel tahıl ticaretine çok zarar veriyor ve büyük bir belirsizlik getiriyor. Buna büyük ekonomilerin çok kırılgan durumunun eklenmesi ve benzeri görülmemiş bir borcun olması, küresel tahıl ticareti tarihinin en oynak ve belirsiz ortamlarından birinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Küresel tahıl ticaretinde son zamanlarda ne tür değişikler gözlemlediniz? Gözlemlerinizi kısaca paylaşabilir misiniz?
Son yıllarda, dünyadaki tahıl ve emtia ticaretine hâkim olan monoton iş modelinde büyük değişiklikler görüyoruz. Teknolojinin gelişmesi ve özellikle son 10-15 yılda bilgiye erişimin artması ile büyük oyuncuları diğerlerinden ayıran “bilgi duvarı” küçüldü. Bu durum, daha fazla şeffaflık ve sürdürülebilir marj arayışı, çok daha iyi verimlilik ihtiyacı ile sonuçlandı.

Sizce ABD’nin Çin ile olan ticari anlaşmazlığı nasıl gelişecek? Görüşlerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Bu soruya vereceğim cevap gerçekten bir “görüş” olacak. Çünkü bu işin doğrudan içinde olanların bile bu sorunun cevabını bildiğini zannetmiyorum. ABD ile Çin arasında bir “talepler savaşı” olduğunu görüyoruz. Çin kendi pozisyonunu bozmayarak 2020 seçimlerinde ABD Başkanı Trump’ın kaybedeceği ihtimali üzerine oyununu oynuyor. ABD ise içeride yeterli siyasi ve sosyal desteği arkasına almayı başararak Pekin karşısında güçlü durmaktan da öte agresif adımlar bile atabilir. Nispeten Amerikan ekonomisi uzun süreli bir ticaret savaşına dayanabilecek durumda. Fakat ABD, dünya ticaretindeki payını kaybetme riski ile de karşı karşıya. Diğer yandan, iki ülke ve küresel ekonomi, topyekûn bir anlaşma olmasa dahi uzun süreli bir ateşkesten yararlanabilir. Ancak ne yazık ki iki taraf da ayak diretecek gibi. Önümüzdeki 12-18 ay içinde bir anlaşma olma olası çok uzak.

Küresel gıda güvencesi için istikrarlı bir tahıl ticareti çok önemli. Bununla birlikte, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı bunun tehditlere açık ve risk altında olduğunu gösterdi. Tahıl ticaretini bu gibi risklerden korumak için neler yapılabilir?
Son on yılda esas tahıl üretiminin coğrafi olarak ne kadar farklılaştığı göz önüne alınırsa, -Güney Amerika ve Karadeniz’in tahıl ve yağlı tohumlar üretiminde ne kadar büyüdüğünü düşünün- dünya tahıl ticaretinin bugün bazı jeopolitik risklerin yan etkilerine, geçmişte olduğundan daha fazla dayanabileceğine inanıyorum. Mevcut jeopolitik gelişmelerin küresel gıda güvencesini risk altına sokacağını düşünmüyorum. Sadece küresel gıda ticaretinin yönünü değiştirir. ABD ile Rusya arasında 1980’lerdeki buğday ambargosunu ve bunun Rusya’nın dünya buğday ticaretindeki rolünü nasıl tekrar şekillendirdiğini düşünün. İşte ABD ile Çin arasındaki bu ticaret savaşı, gelecek yıllarda küresel ticaret akışını değiştirme potansiyeli bakımından benzer bir role sahip. Ancak bu savaş, (ekime açılan) geniş topraklar ve yeni teknolojileri sayesinde küresel gıda güvencesi risk altına sokmaz. Aksine, ABD dışındaki ülkelerdeki üretimin artmasını, ABD’de de daha verimli gıda üretimi için araştırmaları teşvik edebilir ki bu da potansiyel olarak neticede daha düşük gıda fiyatları demek olur.

Tahıl piyasaları için en büyük risklerden biri de korumacı politikalar. Bu ticaret savaşının küresel çapta korumacılığın yükselişine neden olacağını düşünüyor musunuz?
İyi şeyleri optimal geri dönüş noktasının dışına itmek insan doğasında vardır. Buna “açgözlülük faktörü” diyebiliriz. Diğer faktörler arasında yer alan ekonomik/siyasi/sosyal sınırların olmadığı bir dünya için çaba, optimal geri dönüş noktasını geçti ve ters bir etki yaptı: Korumacılık. Serbest ticaret ile korumacılık arasında bir denge noktası vardı. Ancak şimdi buradan çok uzaktayız ve pedal şimdi korumacılık tarafına döndü. Umuyorum ve inanıyorum ki serbest ticaret ile belli bir doza kadar gerekli olan korumacılık arasında sağlıklı bir noktaya geri dönülecektir. Ticaret savaşı, bana göre aslında karışık sonuçlar doğuruyor: bazı ülkelerde daha fazla korumacılık, diğer bölgelerde daha serbest ticareti ateşliyor. Gerçekten ilginç bir paradoks…

Derin bir networkünüzün bulunduğu memleketiniz Brezilya’ya gelecek olursak… Brezilya tarım arazilerini genişletme ve artan dünya nüfusunu besleme açısından büyük bir potansiyele sahip. Brezilya’nın gelecekte dünyanın en büyük tahıl ihracatçısı haline geleceğini düşünüyor musunuz?
Aslında Brezilya zaten daha fazla büyüme kapasitesine sahip en büyük oyunculardan biri. Ekilebilir tarım arazisi mevcudiyeti, iklimi, gelişen teknoloji ve uzmanlık sayesinde üretimdeki büyüme potansiyeline ayak uyduracak şekilde lojistik imkanlarını da geliştirmeye devam ediyor.

Brezilya tahıl üretimini hızla artırıyor. Ancak ürettiği tahılı dünya pazarlarına sunmak için lojistik, nakliye ve liman kapasitesi gibi altyapı sorunları var. Brezilya’nın altyapı sorunlarını çözebileceğini düşünüyor musunuz?
Lojistik ve altyapı sorunlarına karşın Brezilya, , , pamuk, kahve, şeker, et gibi başlıca tarımsal ürünlerin en büyük 3 ihracatçısı arasında yer almayı başarmış bir ülke. Uluslararası etkinliklerdeki konuşmalarımda sık sık, “Brezilya, yolunda gitmeyeceği düşünülse bile işlerin yolunda gittiği ülkedir,” diyorum. Yani şunu anlatmak istiyorum: Brezilyalılar az şeyle çok iş yapmayı beceriyorlar. Büyük lojistik sorunlarına rağmen büyük gelişmeler de var. Gelecek yıllarda lojistik ve altyapı gelişmeleri, ülkenin baş ağrısı olmak yerine katma değeri olacaktır.

Günümüzde böcekler alternatif kaynağı olarak kullanılıyor. Bu alanda dünyanın farklı yerlerinde devam eden çok sayıda proje var. Dünya nüfusunun hızlı arttığını düşünürsek böceklerin dünyanın gıda ihtiyacının karşılanmasında bir alternatif olabileceğini düşünüyor musunuz?
Belki ben bu konuya biraz at gözlüğü ile bakıyorum fakat bu tür “alternatif proteinlerin” dünyanın ana protein kaynağı olacağını ve olması gerektiğini düşünmüyorum. Hayattaki çok sayıdaki unsur gibi elimizin altında bir alternatif olması iyi. Fakat gelecek birkaç ve on yıl içinde protein alım alışkanlığında tam bir değişim olacağı argümanına inanmıyorum. Bununla birlikte elbette alternatif protein kaynaklarında artış olabilir. Ancak küresel tahıl ticaretinde büyük bir aksamaya yol açacağına inanmıyorum.

Dünyada geleneksel protein kaynaklarına olan talebi üstlenen alternatif proteinler söylemi, fazla abartılı bir söylem. Aynı şekilde gelecek birkaç on yılda artan nüfus nedeniyle dünyanın önemli gıda güvencesi sorunuyla karşılaşacağı yönündeki tezin de abartılı olduğunu düşünüyorum. 1960’lı ve 70’li yıllarda birçok kişiye göre, iki binli yılların başında gıda tükenecekti. Böyle bir şey olmadığı gibi aksine bugün daha verimli bir gıda üreticisiyiz. Bugünkü temel konu gıdanın tükenmesi değil, ürettiğimiz gıdanın israf edilmemesi ve en çok ihtiyacı olan yerlere ulaştırılmasıdır. Ürettiğimiz gıdanın, ihtiyaç duyulan her yere daha az israfla ulaşmasını sağlamak için daha verimli yollar bulmak için çok daha fazla zaman, enerji ve kaynak ayırmamız gerekiyor. Gıda üretimi sorunumuz yok; gıda dağıtım ve erişilebilirlik sorunumuz var.

Kontrol edin

Avrupa’daki değirmenlerin yüzde 15’i kapandı, konsolidasyon sürecek

Avrupa’nın en büyük değirmen grubu GoodMills’in CEO’su Gollegger: “Son 10 yıl içinde Avrupa’daki un değirmenlerinin …