ABD-Çin ihtilafının düşündürdükleri…

Zübeyde KAVRAZ

Dünya, nisan ayı başından bu yana ABD ile Çin arasındaki ‘ticaret savaşlarını’ tartışıyor. Seçim kampanyası boyunca iki ülke arasında Washington aleyhine olan ticaret açığını önleme sözü veren ABD Başkanı Donald Trump, Çin’den yıllık ithalat büyüklüğü 50 milyar doları bulan 1300 kalem ürüne yüzde 25 gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı. Bu adıma Pekin’den jet misilleme geldi. Çin de soya fasulyesi, sorgum ve gibi tarımsal ürünler ile otomobiller ve kimyasal maddeler dahil olmak üzere ABD’den ithal edilen 106 ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi getireceğini duyurdu. İki ülke arasında esen ticaret savaşı rüzgarları piyasaları dalgalandırırken Çin’in özellikle ABD tarımsal ürünlerini hedefe koyması, Amerikalı üreticiler için büyük endişe kaynağı oldu. Çünkü Çin, , soya fasulyesi ve pamuk gibi 50’ye yakın mahsulde Amerikan ürünlerinin bir numaralı varış noktası. Çin’e sadece soya fasulyesi ihracatının yıllık ortalama 13 milyar dolar civarında olduğunu söylersek, Amerikalıların korkusunun yersiz olmadığı görülür.

İki ülke arasındaki ihtilafın suhuletle çözümü için diplomasi devrede. Tarafların uzlaşıp uzlaşmayacağını bilmiyoruz. Ancak bu son ihtilaftan çıkarılması gereken dersler var. Son 30 yılda küresel ticaret öylesine gelişti ki ülkeler birçok üründe artık birbirine bağımlı durumda. Öyle ki global tarımsal ticaretin bugünkü değeri 1.1 trilyon doların üzerinde. Peki, Çin-ABD geriliminde görülen korumacı politikalar dalga dalga yayılırsa?…Uluslararası ticaretin önündeki bariyerler yükselirse?…

Çoğu ülkenin gıda ihtiyacını karşılamak için ithalat yaptığı küreselleşen bir dünyada böyle bir gelişmenin gıda güvenliğini tehdit edeceği çok açık. Gıda fiyatlarının anormal bir şekilde yükseldiği 2007-2008 dönemindeki gibi krizler kapıda demektir.

Peki böyle bir risk varsa gıda güvenliğini sağlama adına ülkeler ne yapmalı? İlk akla gelen şey tarımda kendi kendine yeterlilik için gerekli tedbirlerin alınması olabilir. Ancak bir ülke gübreden tohuma, yemden tarımsal makinaya kadar farklı kalemlerde ithalata bağımlı ise tarımsal üretimde kendi kendine yeterliliğin sağlanması mümkün mü?

Muhtemel ticaret savaşlarında tarımsal ürünlerin ülkelerin en zayıf karnını oluşturduğu böylesine acımasız bir dünyada devlet adamlarının bu konulara kafa yormaları gerektiğine inanıyorum. Çin-ABD ihtilafı bu konuda herkes için alarm zili olmalı. Çünkü Pandora’nın kutusu açıldığında artık çok geç kalınmış olabilir.

Bir önceki yazımız olan "Teşekkürler…" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Kontrol edin

Dijital devrim

Dijitalleşme, asrımızın kilit kelimelerinden biri. Dijitalleşmenin etkileri hem günlük yaşantımızda hem de iş dünyasının birçok …