“5-10 yıl içinde dünyanın lider firmaları arasında olacağız”

“Firmamız için 2018 yılını bir milat olarak kabul ediyoruz. Altyapımızı çok yüksek miktarlarda üretime göre ayarladık. Çünkü gerçekten de sektörde çok pahalı olmayan ama çok kaliteli ve çok üstün özellikli makinaların üretimiyle ilgili bir boşluk oluşmuş. Şu anda önemli siparişler ve görüşme aşamasında önemli projeler var. İran’dan, Meksika’ya, Rusya’dan ’ya görüştüğümüz bir çok müşterimiz var.”

  Alapros – Yönetim Kurulu Üyesi
Mehmet ALAPALA –  Alapros – Yönetim Kurulu Başkanı

alanında global üssü olan Çorum’da 3 yıl önce yarım asırlık tecrübe ve geçmişin üzerine kurulan Alapros, değirmencilik endüstrisine makine imalatı, tasarım, diyagram, otomasyon ve anahtar teslim tesis kurma gibi konularda hizmet veriyor. Şirketin başında, zamanın ruhunu doğru okuyarak inovasyon ve Ar-Ge konusuna tutkuyla sarılan iki genç isim yer alıyor. , Alapros Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Alapala ve kardeşi Semih Alapala ile şirketin hedeflerini ve değirmencilik sektörünün sorunlarını konuştu. Alapala kardeşler, ’de çok sayıda makine imalatçısı olmasına rağmen yurt dışından hâlâ makine ithal edilmesini manidar buluyor ve “Makineciler şapkalarını önüne koyup bunu düşünmeli.” diyor. Bu noktadan hareketle yola çıktıklarını vurgulayan iki kardeş, Alapros’un, yaptığı Ar-Ge yatırımları ve bilgi birikimiyle önümüzdeki 5-10 yılda sektörün lider firmaları arasında yer almayı hedefliyor. Sektörün önünün açık olduğunu kaydeden Mehmet Alapala, Ar-Ge yatırımları ve yeni satış stratejileriyle Türk makinelerinin dünyanın zirvesine oynayacağını söylüyor.

Ülkesinin geleceği için çalışan, hedeflerine inanmış iki genç girişimci Mehmet Alapala ve Semih Alapala’nın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

Değirmenci Dergisi okurlarına şirketinizin kuruluş hikayesini, vizyon ve misyonunu anlatır mısınız?
Alapros Makina aslında yeni bir firma gibi gözükebilir, ancak arka planda 50 yıldan fazla bir geçmişi olan ve insanlara bu geçmişi aktarmak amacıyla çalışan insanların bir araya gelip oluşturduğu bir marka. Bu ekibin imzasını taşıyan bu firma, sadece Mehmet Alapala veya Semih Alapala’nın sahip olduğu bir firma değil, geçmişten gelen ve arkasında büyük bir miras olan bir firma. Biz Alapros olarak geçmişimizden, dedemiz Mehmet Alapala’dan gelen tecrübelerimizi önümüze koyarak, bunu bilim ve sanat ile harmanlayarak sektöre hizmet verme zorunluluğunu hissettik. Alapros olarak bu tutkuyu ve deneyimi değirmencilerle paylaşmak istiyoruz. Kalite ve inovasyon geleneğimizi bir üst sınıfta devam ettirmek bizim için çok büyük bir onur. Tüm ürün, hizmet ve süreçlerini global liderlik hedefiyle tasarlayan Alapros, inovasyonun, bir kelimeden çok daha fazlası olduğuna inanan, yenilik ve üretim tutkusunu yaşayan deneyimli bir ekibin imzasıdır.

Buna ‘bir hizmet zorunluğu’ da denebilir. Şöyle bahsedeyim; Türkiye’de bazı konularda özellikle makine imalatı konusunda bazı stratejik hatalar yapılıyor. Kısa vadeli satış stratejisi ya da aile şirketlerinin kurumsallaşamaması gibi nedenlerden dolayı yurt dışında üretim yapan Avrupalı rakiplerimizle rekabet edememe gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Tüm bunları düşünerek böyle bir şirket kurmaya karar verdik.

Sizin de bahsettiğiniz gibi Türkiye’de aile şirketlerinde belli bir süre sonra sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu sorunların yaşanmaması için neler yapılabilir?
Dünyadaki aile şirketleri; ayrışmaktan ziyade insanlara daha kaliteli hizmet verme, daha iyi üretim yapma ve çözümler bulabilme üzerine kümeleşerek yapılanmaya gidiyor. Türkiye’de ise maalesef genelde Doğu kültüründen gelen ve bizim genlerimizde olan kurumsallaşamamak, daha çok patron şirketi olma gibi nedenlerden dolayı firmalarımız zarar görüyor. Türkiye’deki firmaların yüzde 85’inden fazlası aile şirketi olduğu için aslında devletin de buna önlem alması gerekiyor. İstatistiklere göre Türkiye’deki aile şirketlerinin çoğu ikinci veya üçüncü jenerasyondan sonra ya kapanıyor veya bölünüyor. Bölündükten sonra çok fazla ilerleyemiyorlar. Devletin sektöre mal olmuş firmalar için bu konuda önlemler alması lazım. Bana göre bu tür değerlerin kaybolmaması için ‘Aile Şirketi Bakanlığı’ bile kurulmalı.

KISA VADELİ SATIŞ STRATEJİSİ SEKTÖRÜ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Sizi, Alapros’u kurmaya yönlendiren sebepler nelerdi?
Bizim firmamızın kurulmasında birçok neden var ama en önemli nedenlerden bir tanesi; Türkiye’de o kadar makine imalatçısı olmasına rağmen hâlâ yurt dışından makine ithal edilebiliyor olması oldu. Bu çok önemli bir etken oldu. İnsanlar bunun üzerine düşünmeli. Makineciler şapkalarını önüne koyup düşünmeli: “Neden piyasada bu kadar makine üreticisi varken insanlar yurt dışından ithalat yapıyor?” Ve bu ithalat sürekli artıyor. Gümrük Bakanlığı istatistiklerine göre değirmen makinaları ihracatı artmasına rağmen değirmen makinaları ithalatı da her geçen yıl artıyor.

Bu durumu oluşturan etkenlerin başında Ar-G’ye yeterince önem verilmemesi, satış stratejilerinde kısa vadeli düşünme, satış sonrası hizmetlerin yeterince verilememesi ve kalite sorunları gibi etkenler geliyor. Bu alanda çok önemli çalışmaların yapılması gerekiyor. Bundan dolayı geçmişten gelen inovasyon ve kalite geleneğimizi Alapros firmamızda devam ettiriyoruz.

Ar-Ge, markalaşma ve yatırımlar konusunda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Alapros, müşterilerine ne vaat ediyor?
Alapros firması olarak ilk önce Ar-Ge yatırımları ile işe başladık. Kendi üretim yerimizi, yani fabrikamızı bitirdik. Doğru CNC tezgahları, doğru makine ve ekipman parkıyla faaliyetlerimize başladık. Yeniden yapılanan projelerle yepyeni makineler oluşturduk. Şu anda sektörde birbirini kopyalayan bir yapı var. Birbirinin aynısı makinalar var. Ama biz kendi fabrikamızı kurduktan ve Ar-Ge’mizi oluşturduktan sonra, yani her şeyimizi tamamladıktan ve kendimizden emin olduktan ‘evet biz bunu yapabiliriz’ dedikten sonra üretime başladık. Logomuzu bile üretim aşamasından sonra tasarladık. Firmamızın tanıtım-pazarlama ekiplerini oluşturduk ve her şey bundan sonra başladı. Ama bizim sektörde bu genelde tam tersten yapılıyor. Alapros, bugün Endüstri 4.0’a uygun modern üretim tesisi ve bu tutkuyu paylaşmak isteyen deneyimli uzman ekibi ile değirmencilik sektöründe entegre tesisler için makina ve ekipman imalatı, dizayn, diyagram, otomasyon ve komple anahtar teslim tesis kuruluşu gibi konularda hizmet veriyor.

Biz Avrupalı rakiplerimizden bazı noktalarda daha üstünüz. Birçok noktada kalite olarak aynıyız diyebilirim. Müşterilerimize, Avrupalı rakiplerimizden daha rekabetçi fiyatlarla aynı kalitedeki ürünü sunuyoruz. Avrupalı rakiplerimizle ilgili rekabetçi fiyatlarımızı ön plana çıkarmaya çalışıyoruz.

Bütün bu çalışmalardan sonra yola çıktınız. Peki şu anda size yurt içi ve yurt dışından geri dönüşler nasıl? 2018 hedefleriniz neler?
Firmamız için 2018 yılını bir milat olarak kabul ediyoruz. Altyapımızı çok yüksek miktarlarda üretime göre ayarlamıştık. Allah’tan böyle bir ayarlama yapmışız. Çünkü gerçekten de sektörde çok pahalı olmayan ama çok kaliteli ve çok üstün özellikli makinaların üretimiyle ilgili bir boşluk oluşmuş. Şu anda önemli siparişler ve görüşme aşamasında önemli projeler var. İran’dan, Meksika’ya, Rusya’dan Afrika’ya görüştüğümüz bir çok müşterilerimiz var.

Avrupa’da bazı bölgelerde görüştüğümüz küçük çaplı işler var. Afrika pazarında görüştüğümüz çok ciddi müşterilerimiz var. Özellikle Kuzey Afrika’da, görüşmelerimiz devam ediyor. Birçok yerle şu anda görüşme ve temas halindeyiz. Firmamıza insanların yaklaşımı çok olumlu. Zaten makinalarımızın tasarım ve dizaynını gördükleri zaman çok iyi geri dönüş alıyoruz.

Yeni bir marka olarak tanıtım ve pazarlama faaliyetleri alanında neler yapıyorsunuz?
Fuarlara katılıyoruz ama doğru fuarlara katılmaya çalışıyoruz. Kongrelere katılıyoruz. TUSAF bizim için çok önemli bir kongre oldu. Buraya Türkiye’de değirmencilerin büyük çoğunluğu katılıyor. Biz insanlara farklı şeyler yaptığımızı gösteriyoruz. Kongredeki asıl amacımız makine satmak değildi. İnsanlara bir takım tanıtım amaçlı sunumlar yaptık. Kongrede dağıtımını yaptığımız ürün kataloğumuzu tasarlarken kendi kütüphanenizde saklayabileceğiniz ve bilgi bankası olarak düşünebileceğiniz bir kaynak gibi tasarladık. Bir değirmencinin el kitabı tarzında makine ve ekipman konusunda bilgi veren bir katalog oldu. Ürünlerimizde bilim ve sanatı bir arada sunuyoruz. İtalya’da bir sanat ofisiyle anlaştık. Sanatsal olarak çalışmalar yapılıyor. Bunları sektör önümüzdeki günlerde zaten görecek.

Bize üretim tesisiniz hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Toplam 15 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyoruz. Burada en yüksek teknolojiye sahip CNC makineleriyle çalışıyoruz. Kendi sektörümüzden farklı olarak savunma sanayinde kullanılan çok ince ölçüm cihazlarıyla ölçümler yapıyoruz. Bütün CNC’lerimiz Türk, Alman ve Japon menşeili. 35’ten fazla ürün çeşidimiz ve 100’den fazla çalışanımız var.

Üretim ve pazarlama alanında yabancı partnerleriniz ve ortaklarınız var mı?
Tasarım konusunda işbirliği yaptığımız İtalyan firma ile şu anda tanıtım konusunda da bir işbirliğine gitmeyi düşünüyoruz. Aynı zamanda proje diyagram konusunda İtalyan firmalarla çalışıyoruz.

İleriye dönük baktığınızda, mesela 10 yıllık bir sürecin ardından kendinizi değirmencilik sektörünün neresinde görüyorsunuz? Hem sektöre hem de kendi firmanıza dair bir projeksiyon tutarsanız neler söylemek istersiniz?
Değirmen ve un fabrikası sistemleri kısa vadede kalite bakımında çok fazla anlaşılamaz. Ne kadar kaliteli oldukları belki 20-30 yıl sonra görülecek. Bu sistemler öyle 10 yıl sonra çöpe atılacak sistemler değil. Biz bu sistemleri tasarlarken uzun vadeli, 30-40 yıl dayanacak kalitede tasarlayıp üretiyoruz. Ondan dolayı insanlar 5-10 yıl sonra Alapros makinanın kalitesini, daha ilk günkü gibi mükemmel çalıştığını görecekler.

Mevcut durumda Avrupalı rakiplerimizle bire bir rekabet edebilmemiz için maalesef çok yol almamız gerekiyor. Biz bunun için çok çalışıyoruz. Kendimizi önümüzdeki 5-10 yıllık planda dünyadaki öncü firmalardan birisi olarak görüyoruz.

Sizce Türkiye’de değirmencilik sektörünün karşılaştığı sorunlar nelerdir?
Türkiye’de irili ufaklı 30’dan fazla tedarikçi bulunuyor ve her geçen yıl üretim kapasiteleri ve ihracatları artıyor. Yurt içinde ve yurt dışında değirmenciler diye tabir ettiğimiz un fabrikalarına hizmet veriyorlar. Bu 30’dan fazla tedarikçinin içerisinde Ar-Ge’ye ve yeniliklere önem veren üretici sayısı 5’i geçmez. Türkiye’de sektöre yön veren bu firmaların toplam üretimi maalesef yurtdışında bu sektöre yön veren ve domine eden firmanın toplam satışından çok daha düşüktür. Benim düşüncem bunun başlıca sebebi Ar-Ge’ye gereken önemi vermemek, sadece kısa vadeli satış odaklı strateji gibi sebeplerden kaynaklanmaktadır.

Sizin özellikle eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Umarız Türkiye’deki diğer makine imalatçıları kısa vadeli satış stratejisi yerine ileriyi düşünüp kurumsallaşarak, kaliteli üretim yaparak ülke ekonomisine katkı yapacak şekilde hareket ederler. Bugün Türkiye hâlâ değirmen makineleri ithal ediyorsa hepimizin şapkamızı önümüze koyup bunun sebeplerini düşünmesi lazım.

Ülkemiz, dünyanın hububat piyasasına yön verecek güçtedir. Biz makina imalatçıları olarak buna teknik inovasyon ve kalite olarak destek vermeliyiz. Bugün, Türkiye’de değirmen makinalarını yüksek maliyetleri göze alarak yurt dışından ithal eden ve bu zorunluluğu hisseden un fabrikaları var. Bu konuda biz makina tedarikçileri olarak kendimize özeleştiri yapmalıyız. Hububat sektörünün ihracat başarısının devamlı olmasına katkıda sağlayacak Ar-Ge ve inovasyonun, tüm makina imalatçılarımızın felsefesi olması ve kümeleşerek ihracatta diğer yabancı ürünlerle rekabetçi olmalarını diliyoruz.

Bir önceki yazımız olan "“Zirvede kalmak için sürekli yenilik yapmak gerekiyor”" başlıklı makalemizde "Değirmen makinaları imalatı, Genel Değirmen Makine ve " hakkında bilgiler verilmektedir.

Kontrol edin

“BÜYÜME PLANLARIMIZ AÇISINDAN ODAK NOKTAMIZ ASYA VE AFRİKA”

“Balaguer ürünlerinin yüzde doksan dokuzu 130 ülkeye ihraç ediliyor. Balaguer şirketi, Asya ve Afrika’da iddialı …